<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473</id><updated>2011-11-23T16:04:07.770+02:00</updated><category term='çay'/><category term='salep'/><category term='blog ödülleri 2009'/><category term='çörek'/><category term='baharat'/><category term='anne'/><category term='salata'/><category term='kahve'/><category term='reçel'/><category term='Refik Halid Karay'/><category term='fotoğraf'/><category term='masa'/><category term='çorba'/><category term='Film'/><category term='tereyağı'/><category term='tuz'/><category term='elma'/><category term='ramen'/><category term='sex'/><category term='ziyafet'/><category term='yılanbalığı'/><category term='şeftali'/><category term='karpuz'/><category term='baklava'/><category term='yamyam'/><category term='kahvaltı'/><category term='salatalık'/><category term='tarhana'/><category term='açlık'/><category term='alıntı'/><category term='su'/><category term='dolma'/><category term='istiridye'/><category term='aşk iksiri'/><category term='Ramazan'/><category term='kelimeyiyen'/><category term='aşk'/><category term='krep'/><category term='menüler'/><category term='seks'/><category term='richard brautigan'/><category term='kitap'/><category term='İmam Bayıldı'/><category term='Atatürk'/><category term='yalnızlık'/><category term='heykel'/><category term='bilimkurgu'/><category term='aç'/><category term='çilingir sofrası'/><category term='kuruyemiş'/><category term='müzik'/><category term='yemek'/><category term='kek'/><category term='yemek kültürü'/><category term='food art'/><category term='bisküvi'/><category term='öykü'/><category term='simit'/><category term='seks ve yemek'/><category term='patlıcan'/><category term='ıspanak'/><category term='şiir'/><category term='domates'/><category term='çikolata'/><category term='resim'/><category term='mantı'/><title type='text'>"My favorite animal is steak." Fran Lebowitz</title><subtitle type='html'>yaşasın yemek yemek!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>140</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1039615338712049130</id><published>2011-08-16T11:37:00.004+03:00</published><updated>2011-08-16T12:06:52.520+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kahve'/><title type='text'>The Coffee Song</title><content type='html'>Benim gibi tüm kahve (ve Sinatra) sevenlere gelsin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/vVGXcjM9SOQ" allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="eow-title" class="" dir="ltr" title="Frank Sinatra  _ The Coffee Song" style="margin: 0px; padding: 0px; border-width: 0px;  background-font-size:22px;color:transparent;"  &gt;&lt;span style="margin: 0px; padding: 0px; border-width: 0px; background-color: transparent; color: rgb(0, 0, 0); text-decoration: none;font-size:100%;" &gt;Frank Sinatra, The Coffee Song&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-converted-space"&gt;,&lt;/span&gt; The Coffee Song&lt;/span&gt;&lt;span style="display: block;" id="formatbar_Buttons"&gt;&lt;span onmouseover="ButtonHoverOn(this);" onmouseout="ButtonHoverOff(this);" onmouseup="" onmousedown="CheckFormatting(event);FormatbarButton('richeditorframe', this, 8);ButtonMouseDown(this);" class=" down" style="display: block;" id="formatbar_CreateLink" title="Bağlantı"&gt;&lt;img src="http://www.blogger.com/img/blank.gif" alt="Bağlantı" class="gl_link" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1039615338712049130?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1039615338712049130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1039615338712049130' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1039615338712049130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1039615338712049130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/08/coffee-song.html' title='The Coffee Song'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/vVGXcjM9SOQ/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1958319679552033584</id><published>2011-08-12T15:01:00.003+03:00</published><updated>2011-08-12T15:09:28.803+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salep'/><title type='text'>Semaver</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-UyVnki4oNgY/TkUW9vwp4KI/AAAAAAAADPs/In_Wf9o-aX8/s1600/saa.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 290px; height: 244px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-UyVnki4oNgY/TkUW9vwp4KI/AAAAAAAADPs/In_Wf9o-aX8/s400/saa.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639939358399783074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali  nihayet iş bulmuştu.Bir haftadır fabrikaya gidiyordu.Anası memnundu. Namazını  kılmış,duasını yapmıştı.İçindeki Cenabı Hak'la beraber oğlunun odasına girince  uzun boyu,geniş vücudu ve çok genç çehresi ile rüyasında makineler, elektrik  pilleri,ampuller gören, makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu  işiten oğlunu evvela uyandırmaya kıyamadı. Ali işten çıkmış gibi terli ve pembe  idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halıcıoğlu'ndaki fabrikanın bacası kafasını kaldırmış,bir horoz  vekarıyla sabaha, Kâğıthane sırtlarında beliren fecr-i kâzibe bakıyordu.  Neredeyse ötecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali nihayet uyandı.Anasını kucakladı.Her sabah  yaptığı gibi yorganı kafasına büsbütün çekti.Anası yorgandan dışarıda kalan  ayaklarını gıdıkladı.Yataktan bir hamlede fırlayan opluyla beraber tekrar yatağa  düştükleri zaman bir genç kız kahkahasıyla gülen kadın mesut sayılabilirdi.  Mesutları çok az bir mahallenin çocukları değil miydiler? Anasının çocuğundan,  çocuğun anasından başka gelirleri var mıydı? Yemek odasına kucak kucağa  geçtiler. Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu. Semaver, ne güzel  kaynardı! Ali semaveri,içinde ne ıstırap, ne grev, ne de kaza olan bir fabrikaya  benzetirdi. Ondan yanlız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal  edilirdi.Sabahleyin Ali'nin bir semaver, bir de fabrikanın önünde bekleyen salep  güğümü hoşuna giderdi. Sonra sesler. Halıcıoğlu'ndaki askeri mektebin borazanı,  fabrikanın uzun ve bütün Haliç'i çınlatan düdüğü, onda arzular uyandırır;  arzular söndürürdü. Demek ki, Ali'miz biraz şairce idi. Büyük değirmende bir  elektrik amelesi için hassasiyet, Haliç'te büyük transatlantikler sokmaya  benzerse de, biz, Ali, Mehmet, Hasan, biraz böyleyizdir. Hepimizin gönlünde bir  aslan yatar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali annesinin elini öptü. Sonra şekerli bir şey yemiş gibi  dudaklarını yaladı. Annesi gülüyordu. O annesini her öpüşte, böyle bir defa  yalanmayı âdet etmişti. Evin küçük bahçesindeki saksıların içinde fesleğenler  vardı. Ali bir kaç fesleğen yaprağını parmaklarıyla ezerek avuçlarını koklaya  koklaya uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah serin, Haliç sisli idi. Arkadaşlarını sandal  iskelesinde buldu; hepsi de dinç delikanlılardı. Beş kişi Halıcıoğluna geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali, bütün gün zevkle, hırsla, iştiyakla çalışacak. Fakat  arkadaşlarından üstün görünmek istemeden. Onun için dürüst, gösterişsiz  işliyecek. Yoksa işinin fiyakasını da öğrenmiştir.Onun ustası İstanbul'da bir  tek elektrikçi idi.Bir Alman'dı.Ali'yi çok severdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinin dalaveresini,  numarasını da öğretmişti.Kendi kadar usta ve&lt;br /&gt;becerikli olanlardan daha üstün  görünmenin esrarı çeviklikte, acelede, aşağı yukarı sporda,yani gençlikte idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama, arkadaşlarına yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarına sağlam  bir işçi kazandırdığına emin ve memnun evine döndü.Anasını kucakladıktan sonra  karşı kahveye, arkadaşlarının yanına koştu. Bir pastra oynadılar. Bir heyecanlı  tavla partisi seyretti. Sonra evinin yolunu tuttu. Anası yatsı namazını  kılıyordu. Her zaman yaptığı gibi anacığının önüne çömeldi. Seccadenin üzerinde  taklalar attı. Dilini çıkardı. Nihayet kadını güldürmeye muvaffak olduğu zaman,  kadıncağız selam vermek üzere idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anası:&lt;br /&gt;-Ali be, günah be yavrum,  dedi. Günah yavrucuğum, yapma!&lt;br /&gt;Ali:&lt;br /&gt;-Allah affeder ana, dedi.&lt;br /&gt;Sonra  saf, masum sordu:&lt;br /&gt;-Allah hiç gülmez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra Ali, bir  Natpinkerton romanı okumaya daldı. Anası ona bir kazak örüyordu. Sonra yükün  içinden lavanta çiçeği kokan şilteler serip yattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anası sabah namazı  okunurken Ali'yi uyandırdı.&lt;br /&gt;Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel  kaynardı. Ali semaveri, içinde ne ıstırap, ne grev, ne de patron olan bir  fabrikaya benzetirdi. Onda yanlız koku,buhar ve sabahın saadeti istihsal  edilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali'nin annesine ölüm, bir misafir, bir başörtülü, namazında  niyazında bir komşu hanım gelir gibi geldi.Sabahları oğlunun çayını, akşamları  iki kap yemeğini hazırlaya hazırlaya akşamı ediyordu. Fakat yüreğinin kenarında  bir sızı hissediyor; buruşuk ve tülbent kokan vücudunda akşamüstleri  merdivenleri hızlı hızlı çıkarken bir kesiklik, bir ter, bir yumuşaklık  duyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah, daha Ali uyanmadan, semaverin başında üzerine bir  fenalık gelmiş; yakın sandalyeye çöküvermişti. Çöküş, o çöküş.&lt;br /&gt;Ali annesinin  kendisini bu sabah niçin uyandırmadığına hayret etmekle beraber, uzun zaman  vaktin geciktiğini anlayamamıştı. Fabrikanın düdüğü,camların içinden tizliğini,  can koparıcılığını terk etmiş ve bir&lt;br /&gt;sünger içinden geçmiş gibi yumuşak,  kulaklarına geldi.Fırladı. Yemek odasının kapısında durdu. Masaya elleri dayalı  uyuklar vaziyetteki ölüyü seyretti. Onu uyuyor sanıyordu. Ağır ağır yürüdü.  Omuzlarından tuttu. Dudaklarını soğumaya başlamış yanaklara sürdüğü zaman  ürperdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümün karşısında, ne yapsak, muvaffak olmuş bir aktörden  farkımız olmayacak.O kadar, muvaffak olmuş bir aktör.&lt;br /&gt;Sarıldı.Onu kendi  yatağına götürdü. Yorganı üstlerine çekti; soğumaya başlayan vücudu ısıtmaya  çalıştı. Vücudunu, hayatiyetini bu soğuk insana aşılamaya uğraştı. Sonra, aciz,  onu köşe minderinin üzerine attı.Bütün arzusuna rağmen o gün ağlayamadı. Gözleri  yandı,yandı, bir damla yaş çıkarmadı. Aynaya baktı. En büyük kederinin  karşısında, bir gece uykusuz kalmış insan çehresinden başka bir çehre almak  kabil olmayacak mıydı?&lt;br /&gt;Ali birdenbire zayıflamak, birdenbire saçlarını  ağarmış görmek, birdenbire belinde müthiş bir ağrı ile iki kat oluvermek, hemen  yüz yaşına girmiş kadar ihtiyarlamak istiyordu. Sonra ölüye baktı. Hiç de  korkunç değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilakis, çehresi eskisi kadar müşfik, eskisi kadar  mülayimdi. Ölünün yarı kapalı gözlerini metin bir elle kapadı. Sokağa fırladı.  Komşu ihtiyar hanıma haber verdi. Komşular koşa koşa eve geldiler. O fabrikaya  yollandı. Yolda kayıkla giderken, ölüme alışmış gibi idi.&lt;br /&gt;Yan yana,  kucak kucağa, aynı yorganın içinde yatmışlardı. Ölüm, munis anasına girdiği gibi  onun bütün hassasiyetini şefkatini, yumuşaklığını almıştı. Yalnız, biraz soğuktu.  Ölüm, bildiğimiz kadar korkunç bir şey&lt;br /&gt;değildi. Yalnız biraz soğuktu o  kadar...&lt;br /&gt;Ali, günlerce evin boş odalarında gezindi. Gece ışık yakmadan  oturdu. Geceyi dinledi. Anasını düşündü.&lt;br /&gt;Fakat ağlayamadı.&lt;br /&gt;Bir sabah  yemek odasında karşı karşıya geldiler.O, yemek masasının&lt;br /&gt;muşambası üzerinde  sakin ve parlaktı. Güneş, sarı pirinç maddenin üzerinde donakalmıştı.Onu  kulplarından tutarak, gözlerinin göremeyeceği bir yere koydu. Kendisi bir  sandalyeye çöktü. Bol bol, sessiz bir yağmur gibi ağladı. Ve o evde o, bir daha  kaynamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra Ali'nin hayatına bir salep güğümü girer.&lt;br /&gt;Kış  Haliç etrafında İstanbul'dakinden daha sert,daha sisli olur. Bozuk kaldırımların  üzerinde buz tutmuş çamur parçalarını kırarak erkenden işe gidenler;mektep  hocaları, celepler ve kasaplar fabrikanın önünde bir müddet dinlenirler, kocaman  bir duvara sırtlarınıvererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep  içerlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yün eldivenlerin içinde saklı kıymettar elleri salep  fincanını kucaklayan burunları nezleli, kafaları grevli, ıstıraplı pirinç bir  semaver gibi tüten sarışın ameleler, mektep hocaları, celepler, kasaplar ve  bazen fakir mektep talebeleri kocaman fabrika duvarına sırtlarını verirler,  üstünde rüyalarının mabadi serpilmiş salepten yudum yudum içerlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Sait Faik, Varlık (37), 15 Ocak 1935&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1958319679552033584?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1958319679552033584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1958319679552033584' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1958319679552033584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1958319679552033584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/08/semaver.html' title='Semaver'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-UyVnki4oNgY/TkUW9vwp4KI/AAAAAAAADPs/In_Wf9o-aX8/s72-c/saa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7974663032837938704</id><published>2011-08-12T14:44:00.003+03:00</published><updated>2011-08-12T15:01:01.128+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='simit'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-GBb20R23OYU/TkUVLAcDg2I/AAAAAAAADPk/YUIOmnAmE7I/s1600/simit.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 342px; height: 251px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-GBb20R23OYU/TkUVLAcDg2I/AAAAAAAADPk/YUIOmnAmE7I/s400/simit.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5639937387191829346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Yalnız simitten, sabahın o leziz, insan icadı yemişinden söz açmalıydım. Ama ne yaparsın, çaya kıyamadım. Simidin yanında o da ikinci planda kalıyor ama dostlukları da samimi bir dostluktur. Hiçbir kahvaltı simitle çayın yerini tutamaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sait Faik,Havuz Başı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Durdum. bir ağaca yaslandım. ağaç rüzgardan sallanıyor. ayın on beşi değil ama, yine kocaman bir ay, caddenin kocaman ampülünden kararmış madeni bir ışıkla bakıyor. içimi deliyor sokak köpeğinin güzel gözleri, mahzunluğu, açlığı... ah, bir simit olsaydı cebimde! otursaydım şu ıslak çimenlerin üstüne, köpeğin yanına, "ulan" deseydim, "koca herif, şu dünyada bir sen, bir de ben varız, bir de na, şu kısa adımlarla yürüyen herif, bir de ay, bir de na, şu geçen otomobil. n’apalım şimdi? aya bakıp şiir yazamayız. otomobili durdurtup binemeyiz. şu herife yetişemeyiz. yapacağımız bir şey var. oturup seninle şu simidi paylaşalım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sait Faik, Bir Sarhoşluk&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7974663032837938704?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7974663032837938704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7974663032837938704' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7974663032837938704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7974663032837938704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/08/yalnz-simitten-sabahn-o-leziz-insan.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-GBb20R23OYU/TkUVLAcDg2I/AAAAAAAADPk/YUIOmnAmE7I/s72-c/simit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3316962959413925116</id><published>2011-07-20T13:07:00.002+03:00</published><updated>2011-07-20T13:14:26.978+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kek'/><title type='text'>Kek-Nil Karaibrahimgil</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xepp64" frameborder="0" height="384" width="480"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xepp64_nyl-karaybrahymgyl-kek_music" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;üç yumurtayı kırdım önce&lt;br /&gt;portakal dilimledim ince ince&lt;br /&gt;göz kararı da biraz süt kattım&lt;br /&gt;kalktım, sana kek yaptım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan neler yapar isteyince&lt;br /&gt;bu bir şey değil düşününce&lt;br /&gt;ben de tarifi öğrenince,&lt;br /&gt;kalktım sana kek yaptım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerin dönmüş kızı görünce&lt;br /&gt;yerli yersiz bakıp sana gülünce&lt;br /&gt;ben de tesadüf o gece erken yattım&lt;br /&gt;bana kelek yaptın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan neler yapar isteyince&lt;br /&gt;bu bir şey değil düşününce&lt;br /&gt;sen de elektriği hissedince&lt;br /&gt;kalktın bana kelek yaptın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çırptım, çırptım, karıştırdım&lt;br /&gt;kendimi onunla yarıştırdım&lt;br /&gt;kimse kimseye benzemez&lt;br /&gt;kendimi kekle yatıştırdım&lt;br /&gt;oturdum ellerimle sana kek yaptım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unla sütü karıştırdım iyice&lt;br /&gt;tereyağı ekledim eriyince&lt;br /&gt;fırın da oldu 180 derece, attım&lt;br /&gt;sana kek yaptım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzüldün belli çok beni görünce&lt;br /&gt;elimde kekimle sana gelince&lt;br /&gt;bir de ağlayıp itiraf edince&lt;br /&gt;abarttın...beni melek yaptın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3316962959413925116?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3316962959413925116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3316962959413925116' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3316962959413925116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3316962959413925116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/07/nil-karaibrahimgil-kek.html' title='Kek-Nil Karaibrahimgil'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6398496847291541621</id><published>2011-07-20T13:02:00.003+03:00</published><updated>2011-07-20T13:04:29.777+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='patlıcan'/><title type='text'>Raksit Leila - Mashrou' Leila</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/5vvr7KXAfck" allowfullscreen="" frameborder="0" height="249" width="460"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6398496847291541621?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6398496847291541621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6398496847291541621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6398496847291541621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6398496847291541621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/07/raksit-leila-mashrou-leila.html' title='Raksit Leila - Mashrou&apos; Leila'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/5vvr7KXAfck/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5054818553149646673</id><published>2011-06-24T18:25:00.009+03:00</published><updated>2011-06-24T18:56:47.521+03:00</updated><title type='text'>Waitress/Garson Kız (2007)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CNgs2qD8auc/TgSyweRqLxI/AAAAAAAADOM/SCFXi-w-AtU/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 218px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621814780695818002" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-CNgs2qD8auc/TgSyweRqLxI/AAAAAAAADOM/SCFXi-w-AtU/s400/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-T3NPHKywd1M/TgSytMT_pAI/AAAAAAAADOE/IvdmtsFKT1A/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 265px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621814724334167042" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-T3NPHKywd1M/TgSytMT_pAI/AAAAAAAADOE/IvdmtsFKT1A/s400/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3cZZ_Of9YgU/TgSzhA5xWrI/AAAAAAAADOc/PWsG7TRQHrs/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 296px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621815614624586418" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-3cZZ_Of9YgU/TgSzhA5xWrI/AAAAAAAADOc/PWsG7TRQHrs/s400/3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Küçük bir kasabada yaşayan Jenna bir kafede garsonluk yapmaktadır. En büyük yeteneği ise yaptığı birbirinden leziz, muhteşem turtaları... Tek hayali yapılacak olan turta yarışmasında büyük ödülü kazanıp kendi turta dükkanını açmak ve bu sayede ona cehennem azabı yaşatan baskıcı kocasından kurtulmak...Ama hayat elbette boş durmaz beklenmedik süprizler çıkarır Jenna'nın karşısına... Bakalım sıkıştığı yerden çıkabilecek mi Jenna?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen : Adrienne Shelly&lt;br /&gt;Tür : Romantik / Komedi /Dram&lt;br /&gt;Oyuncular: Keri Russell, Nathan Fillion &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5054818553149646673?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5054818553149646673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5054818553149646673' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5054818553149646673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5054818553149646673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/06/waitressgarson-kz-2007.html' title='Waitress/Garson Kız (2007)'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-CNgs2qD8auc/TgSyweRqLxI/AAAAAAAADOM/SCFXi-w-AtU/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4437972125808758797</id><published>2011-06-24T17:55:00.001+03:00</published><updated>2011-06-24T17:58:45.432+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;iframe width="460" height="249" src="http://www.youtube.com/embed/bEjbDmcJTIc" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4437972125808758797?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4437972125808758797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4437972125808758797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4437972125808758797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4437972125808758797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/06/blog-post_24.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/bEjbDmcJTIc/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7013124149096663693</id><published>2011-06-24T17:40:00.001+03:00</published><updated>2011-06-24T17:42:31.420+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karpuz'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sqR24utAonc/TgSiMcmbAZI/AAAAAAAADNc/OnsZzQJU0lg/s1600/Watermelons.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 271px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621796569584697746" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-sqR24utAonc/TgSiMcmbAZI/AAAAAAAADNc/OnsZzQJU0lg/s400/Watermelons.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Neden güler ki karpuz ansızın&lt;br /&gt;bağrına saplanınca bir bıçak?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sorular Kitabı, Pablo Neruda&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7013124149096663693?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7013124149096663693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7013124149096663693' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7013124149096663693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7013124149096663693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/06/blog-post.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sqR24utAonc/TgSiMcmbAZI/AAAAAAAADNc/OnsZzQJU0lg/s72-c/Watermelons.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-383111419126669400</id><published>2011-01-11T16:18:00.001+02:00</published><updated>2011-01-11T16:35:11.573+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kahve'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TSxqhGMJHXI/AAAAAAAADNE/CgQZ0TPz7z4/s1600/cof.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 268px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560936756725489010" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TSxqhGMJHXI/AAAAAAAADNE/CgQZ0TPz7z4/s400/cof.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Amma da sabah, bak!&lt;br /&gt;Güneş kızıl ve yuvarlak.&lt;br /&gt;Banyoya gidiyor Nina’m.&lt;br /&gt;Oturmuş peynir ekmek yiyiyorum.&lt;br /&gt;Hayat insanın en kötü şeyi değildir&lt;br /&gt;ve birazdan hazırdır kahve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekleniyor çiçekler.&lt;br /&gt;Köşede bir örümcek gidiyor.&lt;br /&gt;Eğer varsa yeterince,&lt;br /&gt;Uçuyor kuşlar sürü halinde.&lt;br /&gt;Mutluluk insanın en kötü şeyi değildir&lt;br /&gt;ve birazdan hazırdır kahve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çimen yeşil ve ıslak.&lt;br /&gt;Arıların keyfine yok diyecek.&lt;br /&gt;Ciğerler susamış havaya.&lt;br /&gt;Ah, ne güzel mis hava!&lt;br /&gt;Sevinç insanın en kötü şeyi değildir&lt;br /&gt;ve birazdan hazırdır kahve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duşun altında şarkı.&lt;br /&gt;Mutlu olduğunu anlamalı.&lt;br /&gt;Gökyüzü de öyle bir mavi ki.&lt;br /&gt;Bense anlıyorum çok iyi.&lt;br /&gt;Mutluluk insanın en kötü şeyi değildir&lt;br /&gt;ve birazdan hazırdır kahve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nina geliyor işte&lt;br /&gt;çıplak, öpüyor sevgiyle,&lt;br /&gt;gidiyor odaya ıslak tenle&lt;br /&gt;saçlarını düzeltmeye.&lt;br /&gt;Hayat insanın en kötü şeyi değildir&lt;br /&gt;ve birazdan hazırdır kahve.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[1972, ”Svante’nin Şarkıları”’ndan]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benny Andersen (d.1929, Danimarka)&lt;br /&gt;Çeviren: İsmail Haydar Aksoy&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-383111419126669400?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/383111419126669400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=383111419126669400' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/383111419126669400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/383111419126669400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2011/01/amma-da-sabah-bak-gunes-kzl-ve-yuvarlak.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TSxqhGMJHXI/AAAAAAAADNE/CgQZ0TPz7z4/s72-c/cof.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4761625606932779980</id><published>2010-08-11T17:52:00.000+03:00</published><updated>2010-08-11T17:53:35.068+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK5T0LlUZI/AAAAAAAADMo/K8BItQLr0bI/s1600/soupe.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 333px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504165444676047250" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK5T0LlUZI/AAAAAAAADMo/K8BItQLr0bI/s400/soupe.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Pablo Picasso, La Soupe, 1902&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4761625606932779980?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4761625606932779980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4761625606932779980' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4761625606932779980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4761625606932779980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2010/08/pablo-picasso-la-soupe-1902.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK5T0LlUZI/AAAAAAAADMo/K8BItQLr0bI/s72-c/soupe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2613865869398874285</id><published>2010-08-11T17:50:00.000+03:00</published><updated>2010-08-11T17:52:10.437+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4-9IRA_I/AAAAAAAADMg/S51pHH2JCrg/s1600/gourmet.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 294px; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504165086300799986" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4-9IRA_I/AAAAAAAADMg/S51pHH2JCrg/s400/gourmet.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pablo Picasso, Le Gourmet, 1901&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2613865869398874285?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2613865869398874285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2613865869398874285' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2613865869398874285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2613865869398874285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2010/08/pablo-picasso-le-gourmet-1901.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4-9IRA_I/AAAAAAAADMg/S51pHH2JCrg/s72-c/gourmet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4406566908207112094</id><published>2010-08-11T17:48:00.000+03:00</published><updated>2010-08-11T17:50:21.084+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4bCIz8OI/AAAAAAAADMY/1UZpVhu7tt4/s1600/flirtation.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 289px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5504164469169975522" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4bCIz8OI/AAAAAAAADMY/1UZpVhu7tt4/s400/flirtation.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Flirtation, J. Seymour Lucas&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4406566908207112094?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4406566908207112094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4406566908207112094' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4406566908207112094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4406566908207112094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2010/08/flirtation-j.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TGK4bCIz8OI/AAAAAAAADMY/1UZpVhu7tt4/s72-c/flirtation.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8060349969812622642</id><published>2010-07-23T15:29:00.003+03:00</published><updated>2010-07-23T15:34:59.561+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='salatalık'/><title type='text'>Salatalık</title><content type='html'>&lt;em&gt; Avluda diz boyu kar&lt;br /&gt;lapa lapa da yağıyor&lt;br /&gt;hızını alamadı sabahtan beri bir türlü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfaktayız&lt;br /&gt;masada, muşambanın üstünde bahar&lt;br /&gt;masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık&lt;br /&gt;çiçeği burnunda, pütürlü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona&lt;br /&gt;çarpıveriyor yüzümüze yumuşacık&lt;br /&gt;bir tazeliktir kokuyor bir tazelik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çepçevre oturmuş bakıyoruz ona&lt;br /&gt;şaşkın, düşünceli, iyimser&lt;br /&gt;rüyada gibi bir halimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masada, muşambanın üstünde umut&lt;br /&gt;masada, muşambanın üstünde güzel günler&lt;br /&gt;yeşil bir güneş ve yüklü bir bulut&lt;br /&gt;yaklaşan sabırsız zümrüt bir kalabalık&lt;br /&gt;açılıp saçılacak sevdalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masada, muşambanın üstünde körpecik bir salatalık&lt;br /&gt;çiçeği burnunda, pütürlü.&lt;br /&gt;avluda diz boyu kar&lt;br /&gt;lapa lapa da yağıyor&lt;br /&gt;hızını alamadı sabahtan beri bir türlü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet Ran&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TEmMHoFZzII/AAAAAAAADMQ/PaVDjdxsPjQ/s1600/cucumber.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 266px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497078882829454466" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TEmMHoFZzII/AAAAAAAADMQ/PaVDjdxsPjQ/s400/cucumber.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8060349969812622642?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8060349969812622642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8060349969812622642' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8060349969812622642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8060349969812622642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2010/07/salatalk.html' title='Salatalık'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/TEmMHoFZzII/AAAAAAAADMQ/PaVDjdxsPjQ/s72-c/cucumber.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7182556867514165631</id><published>2009-09-28T23:35:00.005+03:00</published><updated>2009-09-29T00:02:21.694+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk iksiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baharat'/><title type='text'>The Mistress of Spices - Aşk İksiri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEhfiudsuI/AAAAAAAADC8/puxhmMsWbBg/s1600-h/mistress_of_spices.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386623455093175010" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEhfiudsuI/AAAAAAAADC8/puxhmMsWbBg/s320/mistress_of_spices.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hint asıllı kainat güzeli Aishwarya Rai'nin başrolünde yer aldığı "Aşk İksiri", baharatların yardımıyla insanlara yardımcı olması için görevlendirilen güzeller güzeli Tilo'nun hikayesi. Tilo ülkesinden çok uzakta, San Francisco’ da, dertlere deva olmak için baharatçı dükkanının başındadır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Baharatların sihri sayesinde müşterilerinin yaşamlarını ve ihtiyaçlarını görmekte ve buna uygun karışımları hazırlayıp hayatlarında mucizeler yaratmaktadır. Baharatların güçlerinin işe yaraması ise 3 kesin kurala bağlıdır. Tilo dükkanından asla dışarı çıkmamalı, teni kimsenin tenine değmemeli ve baharatları yalnızca başkalarına yardım için kullanmalıdır, Eh bu arada, motorsikletiyle mağazanın önüne ufak bir kaza yapmak suretiyle yakışıklı bir mimar olan Doug abimiz arz-ı endam eder filmimize. Tilo'nun da aklını başından alır haliyle. Hayatında ilk defa kendi arzularının sesini duyan Tilo için bir seçim yapma zamanı gelmiştir. Aşkın büyüsüne kapılıp gitmek mi kendisine sırt çeviren baharatlardan af dileyip yoluna devam etmek mi? İzleyiniz, görünüz... Yine de filmi son derece "vasat" bulduğumu belirtmeden geçemiyorum doğrusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen: Paul Mayeda Berge&lt;br /&gt;Oyuncular: Aishwarya Rai, Dylan McDermott, Nitin Ganatra, Adewale Akinnuoye-Agbaje&lt;br /&gt;Tür: Drama - Romantik&lt;br /&gt;Yapım: 2005 - ABD/İngiltere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEehH7xe9I/AAAAAAAADCs/PBzmeS_tqFI/s1600-h/1437_a_7136.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386620183726095314" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 256px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEehH7xe9I/AAAAAAAADCs/PBzmeS_tqFI/s400/1437_a_7136.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEeg8udV4I/AAAAAAAADCk/PHFu9rErr1I/s1600-h/1437_a_68.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386620180717459330" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 257px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEeg8udV4I/AAAAAAAADCk/PHFu9rErr1I/s400/1437_a_68.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386620039029235938" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEeYs5WoOI/AAAAAAAADCc/URupJcMSdVo/s400/528824876_365b9238df_o.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEeXty2sMI/AAAAAAAADCM/txUeBbCp8Uw/s1600-h/6a00d83451d20869e200e54f4144a38833-800wi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386620022090543298" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEeXty2sMI/AAAAAAAADCM/txUeBbCp8Uw/s400/6a00d83451d20869e200e54f4144a38833-800wi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7182556867514165631?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7182556867514165631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7182556867514165631' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7182556867514165631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7182556867514165631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/09/mistress-of-spices-ask-iksiri.html' title='The Mistress of Spices - Aşk İksiri'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SsEhfiudsuI/AAAAAAAADC8/puxhmMsWbBg/s72-c/mistress_of_spices.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-637397193589509565</id><published>2009-09-12T16:05:00.002+03:00</published><updated>2009-09-12T16:08:08.286+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='domates'/><title type='text'>DOMATES KASİDESİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SqudK8GaUJI/AAAAAAAADBU/Cq_c4iWPfJk/s1600-h/TO.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 300px; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380566991081459858" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SqudK8GaUJI/AAAAAAAADBU/Cq_c4iWPfJk/s400/TO.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sokak&lt;br /&gt;domateslerle dolu&lt;br /&gt;gün ortası&lt;br /&gt;yaz,&lt;br /&gt;ışık&lt;br /&gt;yarıya bölünmüş&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;domates&lt;br /&gt;gibi,&lt;br /&gt;suyu&lt;br /&gt;akıyor&lt;br /&gt;baştan sona caddelerin.&lt;br /&gt;Aralıkta&lt;br /&gt;dinlenmek bilmeden&lt;br /&gt;domates&lt;br /&gt;akın eder&lt;br /&gt;mutfağa,&lt;br /&gt;girer öğle yemeği zamanında,&lt;br /&gt;alır&lt;br /&gt;rahatını&lt;br /&gt;tezgâhların üzerinde,&lt;br /&gt;bardakların arasında,&lt;br /&gt;tereyağı tabaklarında&lt;br /&gt;mavi tuz mahzenlerinde.&lt;br /&gt;Döker&lt;br /&gt;kendi ışığını,&lt;br /&gt;şefkatli görkemini.&lt;br /&gt;Ne yazık ki,&lt;br /&gt;öldürmemiz gerekir onu:&lt;br /&gt;bıçak&lt;br /&gt;batar&lt;br /&gt;yaşayan etinin içine,&lt;br /&gt;kırmızı&lt;br /&gt;iç organlar&lt;br /&gt;serin bir&lt;br /&gt;güneş,&lt;br /&gt;çok derin,&lt;br /&gt;bitmez tükenmez,&lt;br /&gt;yerleşir salatalarına&lt;br /&gt;Şili’nin,&lt;br /&gt;mutlulukla, evlenir&lt;br /&gt;şeffaf soğanla,&lt;br /&gt;ve kutlamak için birleşmeyi&lt;br /&gt;biz&lt;br /&gt;dökeriz&lt;br /&gt;yağ,&lt;br /&gt;başlıca&lt;br /&gt;çocuğu zeytinin,&lt;br /&gt;üstüne yarısına bölünmüş yarımkürelerin,&lt;br /&gt;biber&lt;br /&gt;ekler&lt;br /&gt;parfümünü,&lt;br /&gt;tuz, mıknatıslığını;&lt;br /&gt;düğünüdür&lt;br /&gt;günün,&lt;br /&gt;maydanoz&lt;br /&gt;asar&lt;br /&gt;bayrağını,&lt;br /&gt;patatesler&lt;br /&gt;gayretle kaynarlarken,&lt;br /&gt;rahiası&lt;br /&gt;fırında kızaranın&lt;br /&gt;vurur&lt;br /&gt;kapıya,&lt;br /&gt;geldi zaman!&lt;br /&gt;gelin!&lt;br /&gt;ve, gelin&lt;br /&gt;üstüne masanın, orta noktasında&lt;br /&gt;yazın,&lt;br /&gt;domates,&lt;br /&gt;yıldızı yeryüzünün, yinelenen&lt;br /&gt;ve verimli&lt;br /&gt;yıldız,&lt;br /&gt;sergiler&lt;br /&gt;kıvrımlarını,&lt;br /&gt;kanallarını,&lt;br /&gt;dikkate değer genişliğini&lt;br /&gt;ve çokluğunu,&lt;br /&gt;çekirdeksiz,&lt;br /&gt;kabuksuz,&lt;br /&gt;ne yapraklar var ne dikenler,&lt;br /&gt;domates sunar&lt;br /&gt;hediyesini&lt;br /&gt;tutuşabilir renkten&lt;br /&gt;ve serin bütünlükten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PABLO NERUDA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: Vehbi Taşar &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-637397193589509565?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/637397193589509565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=637397193589509565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/637397193589509565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/637397193589509565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/09/domates-kasidesi.html' title='DOMATES KASİDESİ'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SqudK8GaUJI/AAAAAAAADBU/Cq_c4iWPfJk/s72-c/TO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5928215567219209903</id><published>2009-09-12T15:31:00.010+03:00</published><updated>2009-09-12T16:01:24.473+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ramen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>The Ramen Girl</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZSbWjrOI/AAAAAAAADAk/xcpjT8vUH7E/s1600-h/174586.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 216px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380562721683254498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZSbWjrOI/AAAAAAAADAk/xcpjT8vUH7E/s320/174586.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Amerika'nın bağrından kopup erkek arkadaşının peşinden Japonya'ya gelen Abby erkek arkadaşı tarafından terkedilir. Tokyo’da yalnız başına kalan Abby iyice yıkılmıştır, zaten sevmediği saçma sapan bir işte çalışmaktadır. Yağmurlu bi gecede, ağlayarak evinin tam karşısında bulunan Ramen lokantasına girer Abby ablamız. &lt;em&gt;(Ramen Japonlara özgü, çeşitli et ve et suları, sebzeler, yumurta,ve noodle konularak pişirilen çorbamsı bir çeşit yemek bu arada) &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SqubblGBWmI/AAAAAAAADBM/1NdvpivBabU/s1600-h/ramen_girl_us_poster_final.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 213px; FLOAT: right; HEIGHT: 244px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380565077940329058" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SqubblGBWmI/AAAAAAAADBM/1NdvpivBabU/s320/ramen_girl_us_poster_final.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Ramen şefi Maezumi ve karısı Reiko'ya derdini anlatmaya çalışır ama nafile... Her ikisi de tek kelime ingilizce bilmemektedir. Maezumi Abby'nin önüne bir tabak Ramen koyar, ilerleyen günlerde Abby yine kendini orada bulacak ve Ramen'in derdine şifa olduğunu görecektir. Huysuz Maez&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZmg3ZzbI/AAAAAAAADBE/gFf8YfKh8bs/s1600-h/ramen_girl_us_poster_final.jpg"&gt;&lt;/a&gt;umi'den ustası olmasını ister, kapıdan girer bacadan çıkar, tuvalet temizler, bulaşık dağlarını yıkar, kendini bir şekilde Maezumi'nin mutfağına kabul ettirmeyi başarır. Başarır başarmasına ama Ramen'in kıvamını ve tadını tutturmak her babayiğidin harcı değildir. Bakalım Abby hayatta olduğu gibi yemekte de bazen eksik olan gizli maddenin ne olduğunu bulabilecek midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZlshzpuI/AAAAAAAADAs/jK7xEvhMQ_o/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 215px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380563052711356130" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZlshzpuI/AAAAAAAADAs/jK7xEvhMQ_o/s400/1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZmW7mQPI/AAAAAAAADA8/jtBdwJ7lIOg/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 221px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380563064093819122" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZmW7mQPI/AAAAAAAADA8/jtBdwJ7lIOg/s400/3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZl43RjAI/AAAAAAAADA0/vF8a6Y0gd3E/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 221px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5380563056022621186" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZl43RjAI/AAAAAAAADA0/vF8a6Y0gd3E/s400/2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapım:2008 / ABD, Japonya&lt;br /&gt;Tür: Komedi, Romantik&lt;br /&gt;Yönetmen: Robert Allan Ackerman&lt;br /&gt;Oyuncular: Brittany Murphy, Sohee Park, Daniel Evans&lt;br /&gt;Hajime ınoue, Judai ıkeshitar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5928215567219209903?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5928215567219209903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5928215567219209903' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5928215567219209903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5928215567219209903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/09/amerikann-bagrndan-kopup-erkek.html' title='The Ramen Girl'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SquZSbWjrOI/AAAAAAAADAk/xcpjT8vUH7E/s72-c/174586.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3612552055541275804</id><published>2009-08-27T15:16:00.002+03:00</published><updated>2009-08-27T15:22:25.378+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Refik Halid Karay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ramazan'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SpZ5vjgRTNI/AAAAAAAADAc/Yl6rLg7uOio/s1600-h/usk.jpg"&gt;&lt;img style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 272px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374617063204670674" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SpZ5vjgRTNI/AAAAAAAADAc/Yl6rLg7uOio/s400/usk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Benim çocukluğumun ramazanları karakışa rastlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun içindir ki, kulağımda kalan ilk davul sesi oldukça kof ve hayli neşesizdir. Zira deri, rutubetten porsumuş bulunurdu; ayrıca kapalı camlar ve kafesler ardından ses, içeriye boğuklaşarak girerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat annemin kış ramazanını yazınkilere tercih ettiğini iyice hatırlıyorum. Kışın günler kısadır; insan, bir de bakar, top vakti yaklaşıvermiş. Halbuki yazın, hararetten bunalmanızı, dudaklarmızın susuzluktan böcek kabuğu gibi kaskatı kesilmesini bir tarafa bırakınız, bir türlü akşam olmak bilmez ki... Allah iş, güç sahibi olanların yardımcısı olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz ramazanını sevenler de şöyle derlerdi: Gündüzün zahmet çekilir amma kırda, bahçelerde kurulan sofralarda oruç açmak pek hoştur. İftar masası da çeşit çeşit salatalarla, cacık ve domatesle, şeftaliler, karpuzlar, kavunlarla daha renkli, daha iştah çekici ve keyifli olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmetimde iki mevsim ramazanı da görmek varmış; hatta, işte tekrar kışınkine de giriyorum. Lakin ikimiz de -ramazan ve ben- ne kadar değiştik... O ramazanlar beni tanıyamazlar; kendileri ise benden daha tanılmaz halde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berat kandili geçince evde ramazan hazırlığına başlanırdı; iki hafta süren bu hazırlık esnasında evler, baştan başa yıkanır, günlerce tahta gıcırtıları. İstanbul şehrine, sokaklarından kağnılar geçen bir Anadolu kasabası ahengi verirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl ehemmiyet verilen yer, mutfak ve kilerdi. "On iki ayın sultanı" unvanıyla anılan ramazan, her şeyden evvel, boğaz ve mide ile alakadardı; bu ayda, israf denilebilecek bir bolluk hüküm sürer, İstanbul, en nefîs yemeklerin her "merhaba" diyene sunulduğu muazzam bir imarethaneye dönerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük konakların iftar sofrasında yer almak için tanıdık olmaya lüzum yoktu ki... Gözüne kestirdiğine girerdin. Kimse kim olduğunuzu, nerede, ne münasebetle tanışıldığını, isminizi ve işinizi sormazdı. Sadece, kapıda duran ağa, kılığınıza, kıyafetinize bakarak, size yer gösterirdi: Ya büyük sofrada, ya orta sofrada, yahut da alt katta, kahve ocağı sofrasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otur masanın bir kenarına; istersen ne konuş, ne dinle; yaranmaya çalışma; sekiz on türlü yemekten, tıka basa karnını doyur; kahveni iç; usulcacık sıvış, git... Kimse farkında olmaz, onlar dahi işi acayip bulmazdı. Otuz gün ramazanı böylece, yabancı konaklarda iftar etmek suretiyle lord gibi yiyip içerek geçiren binlerce adam vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şurasını da unutmamalı:Bugün, şayet iyi bir lokantada aynı yemeği, aynı bollukla yemek icap etse -hususiyle o yemeklerin bulunması kabil olsa- her öğünde altı lira ile on lira arasında bir masraf ihtiyar etmeniz lazım gelir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim iftarımız da herkese açıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazandan bir, iki hafta evvel, babam, bir sabah "evradını okuduktan ve namazını kılıp zikrini bitirdikten, "Sabah şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola!" diye duasını da tamamladıkta sonra -başında keten takke, sırtında nafe kürk, burnunda altın gözlük- köşesine hususî bir ehemmiyetle oturur, evin erkanını nezdine çağırırdı. Önünde hokka, kalem ve elinde bir defter hazır... İçtimadan maksat, ramazan erzakını tespit etmek, yani listesini yapıp asmaaltı tüccarlarından Yağcı İbrahim Beye göndermek... Sorardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Rugan-i sade, kaç teneke?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, malum olduğu üzere, sadeyağ, yemeklik yağ manasınadır. Altı teneke mi, sekiz teneke mi, ne kadarsa söylerler, babam bunu yazar, yeni bir suale geçerdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Un ne kadar olmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçü ve miktar taayyün edince kamış kalem yeniden cızırdardı; lakin kağıda "un" yazmak usulden değildi; "dakîk" demek icap ederdi. O devirde böreklik un Odesa'dan, kuvvetli yemeklik yağ da Sibirya'dan gelirdi, adına Petrovki derlerdi, Sibir yağının alası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de söze karışırdım:Mutfak erzakı arasında, "elmasiye" yapılmasına yarayan elvan "jelatin" yapraklar unutulmaması için! Usta aşçılar bunu bir masal köşkü gibi renk renk kurarlardı; sütlüsünü, çikolatalısını, portakal ve mandalinlisini kata kat dondurarak ve üst kubbelerini yakut kırmızısına boyayarak... Tabakta tir tir titrerdi ve kaşık sokulunca her tarafından şahrem şahrem ayrılır, yumuşacık çökerdi. Herkes "Aman, yenilir şey midir o? İnsanın dudakları birbirine yapışıyor?" derdi; evet amma, ben tadına değil, manzarasına, hayalimi okşayıp peri saraylarını, Hint, Çin ve Japon mabetlerini düşündürmesine bayılırdım; minimini bir şövalye kıyafetinde, belimde meç, başımda tüylü şapka, kadife elbisemle burç ve barularında dolaşamadığıma üzülür bu şekerden, şuruptan yapılmış şatonun sarışın sahibesiyle muaşakalar tasavvur ederdim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi evler mahalle bakkallarından alış veriş etmeyi haysiyete muvafık bulmazlardı. Zaten eski zamanda her semtte bakkaliye mağa¬zaları yoktu; mahalle bakkalları ise her şeyin adisini, ucuzunu, bayat, bozuk, mahlut, böcekli ve sineklisini satarlardı. Halleri, vakitleri yerinde olanlar erzakı, karabiberinden pirinç ununa, havyarından maltız sardalyasına, pastırmasından kuru cevizine kadar, mevsimlere göre, hep birinden, üçer aylık, Asmaaltı'ndan alırlar, yük arabalarıyla getirtip kilerlerine doldururlardı. Kaşar peyniri kelleleri, bozulmasın diye, pirinç ambarlarında hıfzolunurdu; sabunlar evde kesilir, kurutulurdu. O zamanlarda şekerler kelle, daha doğrusu mahrutî şekilde satıldığından yine boy boy, evlerde kırılır, öyle saklanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlerde tel ile sabun kesilişi ve çekiçle şeker kırılışı eğlenceli olduğundan bugünleri kaçırmaz, genç hizmetçilerin saçlarına biriken sabun zerrelerini ve yüzlerine toplanan şeker tozlarını seyretmekten, bilhassa Giridîzade sabununun kokusundan çok hoşlanırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahveyi tane halinde selamlığa verirlerdi; onu uşaklar, alevli ateşte ve kalın saçtan yapılmış döner tavada kavururlar ve sapının üzerine tespit edilen kocaman değirmende okkalarcasını çekerlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahlut olmasından korkulduğu cihetle toz kahve alan yok gibiydi; kahveler, benim çocukluğumda, her tarafından dikili, ufacık kazevilerde satılırdı; Mısır pirinçleri de büyüklerinde... Tuz da evlerde dövülür, ince ve beyaz sofra tuzları yalnız Beyoğlu bakkallarında bulunurdu. Bunun içindir ki, bazı konaklarda çifte taşlı ve ortası oluklu tuz değirmenlerine de rast gelmek mümkündü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, büyük konaklarda şaban ayının son haftaları, bütün bu hazırlıkların ikmali için telaşla, alış verişle geçerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç tarafı ambarlı büyük kilerin tavanına kancalı büyük çiviler kakılmıştı; bu çivilerden de uçları kancalı demirler sarkardı:Hem hava alması, hem de fare dokunmaması icap eden öteberiyi asmak için... Bu kilere pek girmezdim; benim zevkimi okşayan orta kattaki ince kilerdi. Raflarına reçel kavanozlarının dizildiği, çömleklerin boy boy sıralandığı bu ferah, havadar yerde henüz teneke dediğimiz ve bugün en fazla kullandığımız madenî kaba yer verilmemişti. Nevale, ya toprak, ya cam, yahut fıçı ve kutu gibi tahta kaplarda saklanırdı. Meraklıları, taze yaprak örtülü teneke kutuda satın aldıkları havyarı da hemen çömleğe naklederlerdi. Haklı idiler; zira teneke her şeye, hatta kuru olanlara bile o acayip, çeşnisini, kokusunu sindiren bir madendir. Tenekecilerin kızgın havyarı nişadıra sürtüştürdükleri zaman duyduğumuz hem buruşturucu, hem tuzlu kokunun bir derece hafiflemişi, fakat daha yavanlaşmışı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ramazandan evvel listesi yapılan bir de reçel ve şurup çeşidi vardı. Yazın, ev hanımlarının itina ile kaynattıkları reçellerle şurupların kıymet bilip bilmedikleri malum olmayan kimselere -harran gürra- yedirilip içirilmesine kıyılamadığından, yine en meşhur dükkandan alınmak şartıyla, bunlar hariçten tedarik olunurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, yeşilimtrak kabuğu içinden yine yeşilce eti ve beyazımsı çekirdeği sezilen hünnap reçelini tercih ederdim; frenk üzümü ile çilek de hoşuma giderdi. Ayrıca Bursa'dan salep reçeli de getirttirirdik. Evet... salebin de, dörder köşe kesilmiş tanelerden reçeli yapılırdı amma nasıl? Ve şimdi, hala var mıdır, bilmiyorum. Tuhafıma giden reçellerden biri de zencefil reçeliydi. Galiba, artık onu da bulmak zor... Hoş, pek özge bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim evde şurup sevilmezdi; kuvveti, güç olmakla beraber, şerbete, yani kaynamamış meyva suyuna ve şekerine nane sürtüştürülmüş limonataya verirdik. Turşulardan da makbul tutulanı dolmalık kırmızı biberdi; amma içi rendelenmiş lahana ve kerevizle doldurulmuş olanı... Kızıl derisine bıçağı vurdunuz mu tabağınızda bir bahçe açılırdı. O, daima hazır duran nefîs bir salata hazinesiydi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüyorsunuz ki, bahis gittikçe yemeğe dökülüyor. Şayet ramazan yemeklerini saymaya, hatırlatmaya ve bilmeyenlere tarife kalkışsam dört sayfalık harp devri gazetesinin yarısını bu işe hasretmekliğim lazım gelir. Hatta, mübalağa olmasın amma, yalnız pastırmalı yumurtanın nasıl hazırlandığına ve piştikten sonra tepsisinin mükellef tasvirine koca bir sütun ayırabilirim. Ah, bizdeki yemek kitapları! Her muharririn, roman gibi, içtimaî tetkik veya felsefi etüt gibi bir gayesi vardır; can atıp da bir türlü başaramadığı sevgili gayesi... Benimki de -söylemesi belki ayıp- bir yemek kitabıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yemek kitabı ki, asırlarca sofralarımızda saltanat sürmüş ve izi hayatın dört tadından en mühimine kandırmış olan haşmetli yemeklerimizin bir "Şehname"sini teşkil etsin! "&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Refik Halid Karay,(Üç Nesil Üç Hayat, İnkılâp Kitapevi)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3612552055541275804?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3612552055541275804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3612552055541275804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3612552055541275804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3612552055541275804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/08/benim-cocuklugumun-ramazanlar-karaksa.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SpZ5vjgRTNI/AAAAAAAADAc/Yl6rLg7uOio/s72-c/usk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6035241432343659041</id><published>2009-06-12T16:50:00.007+03:00</published><updated>2009-06-12T17:00:06.165+03:00</updated><title type='text'>ÜZÜM YEŞİLİ</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJeN8PcQsI/AAAAAAAAC_k/i5V30pWPGes/s1600-h/gra.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346439301244404418" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 206px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJeN8PcQsI/AAAAAAAAC_k/i5V30pWPGes/s320/gra.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Yandaki zeytine gidelim&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Çam ağacına gidelim&lt;br /&gt;Zeytinin rüzgarı tir tir&lt;br /&gt;Çam ağacınınki pir pir&lt;br /&gt;Benimki oldum olası delidir&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Nar ağacına gidelim&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Trabzon üzümüne gidelim&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Yeşillerin gönüllüsü&lt;br /&gt;Yeşillerin durucusu&lt;br /&gt;Haydi bakkala gidelim&lt;br /&gt;Bir kilo üzüm alalım&lt;br /&gt;Torba kağıdına girmeden&lt;br /&gt;Yürü çeşmeyi boylayalım&lt;br /&gt;Yıkansın üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Sonra salkım almalı&lt;br /&gt;Çarşının içine dalmalı&lt;br /&gt;"Var mı" "Var mı" diye sormalı.&lt;br /&gt;Üzümün böyle derlisi&lt;br /&gt;Yeşilin böyle toplusu.&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Haydi maviye gidelim&lt;br /&gt;Biz değmesek&lt;br /&gt;Mavi küser&lt;br /&gt;Mavi bizsiz ne halteder&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Yeşillerin en nazlısı&lt;br /&gt;Sen üzümün yeşilisin&lt;br /&gt;Üzüm olman şart değil&lt;br /&gt;Bir çok dallara konarsın&lt;br /&gt;Hatır sualler sorarsın&lt;br /&gt;Gel benim üzüm yeşilim&lt;br /&gt;Seninle Bedros´a gidelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedri Rahmi Eyüboğlu &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6035241432343659041?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6035241432343659041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6035241432343659041' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6035241432343659041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6035241432343659041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/06/uzum-yesili.html' title='ÜZÜM YEŞİLİ'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJeN8PcQsI/AAAAAAAAC_k/i5V30pWPGes/s72-c/gra.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-9160094381521821516</id><published>2009-06-12T16:49:00.000+03:00</published><updated>2009-06-12T16:50:13.246+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>“Terakki ve medeniyet yemekle başlamış, yemekle aynı derecede ileri gitmiştir. Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al, dedikleri gibi ‘Yemeğine bak, adamını al’ demek de kabildir ve böyle demekle çok doğru ve çok irfanlı bir söz söylenmiş olur. Vahşiler medeniyetin kapısına gıdalarını pişirmeye başladıkları gün yanaşmışlar ve haşlamasını icat ettikleri gün de içeri ilk adımlarını atmışlardır. Terakki kaynar su ile başlar ve ilk çorba ilk insanların ilk büyük icadını, medeniyetin ilk delilini teşkil eder.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refik Halid KARAY, Ago Paşa'nın Hatıraları'ndan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-9160094381521821516?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/9160094381521821516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=9160094381521821516' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/9160094381521821516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/9160094381521821516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/06/terakki-ve-medeniyet-yemekle-baslams.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5163168763611246093</id><published>2009-04-22T13:07:00.002+03:00</published><updated>2009-06-12T16:58:04.923+03:00</updated><title type='text'>Poetika</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJe6KSM4_I/AAAAAAAAC_s/KIqLkK-CxqE/s1600-h/kahve.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346440060928320498" style="WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJe6KSM4_I/AAAAAAAAC_s/KIqLkK-CxqE/s320/kahve.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yalnızlığı sevmiyorum&lt;br /&gt;Yalnız kim ola ki&lt;br /&gt;Kendim...&lt;br /&gt;Kendimin kendini sevmiyorum&lt;br /&gt;Kediler hariç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve ocakçısı olacaktım ben&lt;br /&gt;Tuttum kavlimi&lt;br /&gt;Yazdıklarımsa hep nafile&lt;br /&gt;Hep nişanlı angaje ısloganlı&lt;br /&gt;Can, diyorlar, bir kahve yap şu dümenin ağzına&lt;br /&gt;Kallavi olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende yoksa kahve, yemişçiden tedâriklenip&lt;br /&gt;Ve cezveyi ateşe sürüp, üstüne yemeni, şekerini&lt;br /&gt;Taşırmadan pişiriyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, bilmez miyim bu kahve ocağınnan&lt;br /&gt;Ocağımızı bucağımızı&lt;br /&gt;Isıtamayacağımı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte onun için de içim titreyerek&lt;br /&gt;Cezvenizi sürüyorum ateşe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can YÜCEL&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5163168763611246093?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5163168763611246093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5163168763611246093' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5163168763611246093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5163168763611246093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/04/poetika.html' title='Poetika'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SjJe6KSM4_I/AAAAAAAAC_s/KIqLkK-CxqE/s72-c/kahve.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3472346926878637567</id><published>2009-04-11T19:08:00.005+03:00</published><updated>2009-04-11T19:22:28.699+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeyiyen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blog ödülleri 2009'/><title type='text'>bö!2009</title><content type='html'>&lt;a href="http://2009.blogodulleri.com/blog/kelimeyiyen"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323469037919309170" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 85px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SeDC4pH4jXI/AAAAAAAAC7o/SAukqj5SJ5w/s400/kelimeyiyen.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sevgili okuyucu,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Blog ödülleri 2009'da oylama süreci başladı. Yüzlerce harika yemek blogu varken Kelimeyiyen'in şansı olabilir mi hiç bilmiyorum hatta birkaç kişi dışında burayı takip eden birileri var mı onu bile bilmiyorum ama yine de burayı sevenlerden biriyseniz Kelimeyiyen'e desteklerinizi bekliyorum. En azından buranın diğer yemek bloglarından farklı olduğunu biliyorum, biraz çeşit olsun istedim sofrada :) Şu &lt;strong&gt;&lt;a href="http://2009.blogodulleri.com/kayit"&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;bağlantıdan&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; hemencecik kayıt olabilir ve &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;a href="http://2009.blogodulleri.com/blog/kelimeyiyen"&gt;şuradan da&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; cici bloguma oy verebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Teşekkürler,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bolca ışık!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sunthing&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3472346926878637567?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://2009.blogodulleri.com/kategori/13' title='bö!2009'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3472346926878637567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3472346926878637567' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3472346926878637567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3472346926878637567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/04/bo2009.html' title='bö!2009'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SeDC4pH4jXI/AAAAAAAAC7o/SAukqj5SJ5w/s72-c/kelimeyiyen.gif' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7097453964957632916</id><published>2009-03-14T13:52:00.003+02:00</published><updated>2009-03-14T14:16:07.998+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yılanbalığı'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbufJFQzAFI/AAAAAAAAC4U/upnR8pVp6ug/s1600-h/heaven.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313015163793899602" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbufJFQzAFI/AAAAAAAAC4U/upnR8pVp6ug/s400/heaven.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şili'nin fırtınalı denizlerinde yaşar o pembe renkli yılanbalığı, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kar gibi beyaz etiyle o devasa balık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve Şili'nin kıyılarındaki tencerelerin içinde, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaratılmıştır o balık çorbası, yoğun ve nefis, besleyici &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yüzülmüş yılanbalığı götürülür mutfağa &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıkıverir lekeli derisi eldiven misali &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Görünüverir işte o zaman bu deniz ürünü, o körpe yılanbalığı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Işıldar artık çırılçıplak, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazırdır sunulmaya damak zevkimize. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bak şimdi, alırsın sarmısakları, önce okşarsın o güzelim fildişini, koklarsın &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken dövülmüş sarmısağı alıp koyarsın soğanla ve domatesle birlikte &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ta ki soğanlar alsın altın rengini.&lt;br /&gt;O arada buğuda pişer o şahane deniz tekeleri, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir kez geldi mi kıvamına, tüm o lezzet birikti mi o sosun içinde &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Özsuyundan oluşan okyanusun ve &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Berrak suyundan soğanların ışığından çıkan &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte o zaman girsin içine yılanbalığı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dalsın o görkemin içine, tencerenin içindeki yağa gömülsün &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kasılarak çeksin içine. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Artık gereken tek şey katmaktır yemeğin içine dökerek kremayı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kopkoyu bir gül gibi, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra ateşin üzerine yavaş yavaş teslim edilir o hazine &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ta ki çorbanın içinde ısınsın tüm özleri, ve sofraya ulaşsın &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeni evlenmiş olarak tüm tatları &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Denizin ve toprağın &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öyle ki bu yemeğin içinde bulursun sen cenneti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"Ode to conger chowder"/"Oda al caldillo de congrio", Pablo Neruda&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7097453964957632916?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7097453964957632916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7097453964957632916' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7097453964957632916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7097453964957632916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/03/silinin-frtnal-denizlerinde-yasar-o.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbufJFQzAFI/AAAAAAAAC4U/upnR8pVp6ug/s72-c/heaven.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-915140898225635157</id><published>2009-03-11T14:15:00.002+02:00</published><updated>2009-03-11T14:38:34.749+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='masa'/><title type='text'>Masa da masaymış haa</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbeweS2B70I/AAAAAAAAC4M/ijvzg2-MI8A/s1600-h/masa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311908320007810882" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbeweS2B70I/AAAAAAAAC4M/ijvzg2-MI8A/s400/masa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Adam yaşama sevinci içinde &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Masaya anahtarlarını koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bakır kaseye çiçekleri koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sütünü yumurtasını koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pencereden gelen ışığı koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bisiklet sesini çıkrık sesini &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam masaya &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklında olup bitenleri koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne yapmak istiyordu hayatta &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte onu koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kimi seviyordu kimi sevmiyordu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam masaya onları da koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç kere üç dokuz ederdi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam koydu masaya dokuzu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pencere yanındaydı gökyüzü yanında &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzandı masaya sonsuzu koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir bira içmek istiyordu kaç gündür &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Masaya biranın dökülüşünü koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uykusunu koydu uyanıklığını koydu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tokluğunu açlığını koydu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Masa da masaymış ha &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bana mısın demedi bu kadar yüke &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir iki sallandı durdu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adam ha babam koyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Edip Cansever&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-915140898225635157?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/915140898225635157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=915140898225635157' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/915140898225635157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/915140898225635157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/03/masa-da-masayms-haa.html' title='Masa da masaymış haa'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SbeweS2B70I/AAAAAAAAC4M/ijvzg2-MI8A/s72-c/masa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6315949955421391478</id><published>2009-02-21T17:10:00.005+02:00</published><updated>2009-02-21T18:06:04.334+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>İstiridye Üstü Girit,Dostluk ve Yemek Hikayeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SaAZrhMdFpI/AAAAAAAAC38/0YuEcuH0-H8/s1600-h/girit.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305268596478121618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 270px; CURSOR: hand; HEIGHT: 390px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SaAZrhMdFpI/AAAAAAAAC38/0YuEcuH0-H8/s400/girit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ayvalık' taki o minik kitapçıda görmüş ve görür görmez vurulmuş, heyecanla almıştım bu kitabı... "2003 Gourmand Cook Book En İyi Akdeniz Kitabı ödülü"nü kazanmış olan "İstiridye Üstü Girit"te konu ve anlatım o kadar leziz ve keyifli ki, kitap hiç bitmesin istiyorsunuz adeta...:)&lt;br /&gt;Yılarca Kanada'dan yaşadıktan sonra köklerinin izinden gidip Girit'e göçmeye karar veren Mick Jagger'ın da aşçılığını yapmış "Süper Şef"in bu lezzet yolculuğunda neler yok ki... Bolca keyif, Akdeniz insanının sıcaklığı, Girit efsaneleri, Yunan kültüründen ayrıntılar, bin bir çeşit şifalı, lezzetli ot, Vorizia’dan keçi peyniri, Anogia’dan aromalı yoğurt, Sitia'dan yasemin ve portakal kokulu sızma zeytinyağı, en leziz balıklar ve arıların gezdiği her bir çiçeğin kokusuyla buhurlanmış Girit balı eşlik ediyor bizlere bu Girit yolculuğunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Girit’i birkaç yüzyıl işgal eden Venediklilerden (MS 1212-1699) kalan caltzouni, calzone’den gelir. Bu, içine yerine göre tatlı veya tuzlu harç konan gevrek bir börek hamurudur ve halen yerel İtalyan lokantalarında müşterilere sunulmaktadır. Özellikle New York’taki pizzacılarda, bu harç pizzanınkine benzer şekilde domates ve peynir temelinde yapılmıştır. Girit’te caltzounaki yani, küçültme sıfatı eklenerek söylenen bu hamurun harcı, şekerle tatlandırılmış taze peynir ve kıvama gelmesi için eklenen çırpılmış yumurta karışımıdır, sos olarak bal kullanılır. Düzgün bir şekilde yapılması için Theo’nun taze peynir ve yumurtaya ihtiyacı olacaktı ve tabii hamur kısmı için ayrıca un, hamur mayası, süte ve harca kendi katkısı olarak ekleyeceği nane gelecekti, bir de o yörenin kekik çiçeği balı gerekiyordu. Başka bal olmazdı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Tam Prases’e girerken, sundurmasında oturmuş örgü ören bir kadın gördük, Theo arabayı yavaşlatıp seslendi: “Bana biraz armexia lazım. Nereden bulabilirim? Armexia, “süt sağma” demekti. Lor benzeri bu peynir, keçi sağıldıktan hemen sonra sütün kesilmesinin ardından elde edilen kaymak kısmından yapılır ve aynı gün yenmesi gerekir.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Bende yok” dedi kadın özür diler gibi. Sonra neşeyle ekledi, “ama Mihalis’te her zaman bulunur. Mavi kapılı beyaz evde oturuyor.” Girit mavi kapılı beyaz evlerle dolu bir adadır ama Theo hiç yanılmadan, eliyle koymuş gibi buldu evi. Evin önünde duran kamyonette bir adam oturuyordu, kamyonetin motoru çalışıyordu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Theo bizim çelimsiz arabamızı kamyonetin önüne çekerek Mihalis’in yolunu kesti. “Mihalis sen misin?” diye sordu adama. “Bana biraz armexia lazım!”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mihalis bıyık altında güldü. “Evet biraz var ama karım akşam yemeğinde kullanacak onu.”“Senin karın onunla ne yapılacağını bile bilmez” diye patladı Theo, sabırsızlıkla. “Sat şunu bana!”&lt;br /&gt;Mihalis beni hayretler içinde bırakarak arabasından indi, süklüm püklüm mavi kapıdan içeri girdi. Besbelli, Giritli erkekler arasında, karılarının taze peynir ihtiyacının önüne geçen bir şifre vardı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mihalis elinde peynir çıkıyla döndü, tülbende sarılı henüz soğumamış peynirden hala süt damlıyordu. Belli ki peynirin mayalanmasının üzerinden daha bir saat bile geçmemişti. “Bu köyde bundan tazesini bulamazsın” dedi, yüzü aydınlanmıştı. “Sana ne kadar lazım?”“Hepsi, tabii. Arkadaşıma caultzounis yapacağım. Yabancı bir memleketten geliyor, hiç yememiş” dedi Theo, beni göstererek.“O zaman başka” diye fısıldadı Mihalis ve sempatiyle bana bir göz attı. Mavi boyalı kapıya geri döndü elinde tabağa yerleştirilmiş peynirle döndü, bu sefer tülbent yoktu ve sütü veren keçinin otladığı bütün sonbahar çiçeklerinin kokusu burnuma tüttü.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mihalis peynirin üzerine kuluçkadan yeni çıkmış üç yumurta koymuştu. “Bunlara ihtiyacın olacak” dedi, Theo heyecan dolu bir istekle başını sallarken. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Borcum nedir?” diye sordu, Theo kaygısızca. Mihalis mahcubiyetle gözlerini yere indirdi, “Hiçbir şey” dedi üstüne basa basa. “Xenos için” dedi beni göstererek.Xenos, “yabancı” ve “konuk” karışımı bir sözcük, filoxemia (konukseverlik), hem çok saygı duyulan hem de Yunan duyarlılığının en sağlam kuralıdır. Mihalis’in armexia’yı gözden çıkarması, bize vererek karısının akşam yemeği hazırlığını berbat etmesi hiç önemli değildi, çünkü bu benim, yani bir konuğun hatırı için yapılmıştı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bundan sonra nane peşine düşülecekti. “Bütün ev kadınları ön bahçelerinde nane yetiştirir. Kadınlar akşam kahvelerini içmek üzere oturduklarında nane kokusu almaktan hoşlanırlar” dedi Theo. Gerçekten de Mihalis’in beyaz badanalı evine bitişik beyaz badanalı komşu evin ön bahçesinde nane vardı. Kadın, aromalı ottan bir demet koparıp gülümseyerek Theo’ya uzattı. “Xenos için”.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Göz açıp kapayıncaya kadar hepsini görebileceğimiz kadar ufak olan Prases Köyü’nün merkezine arabayı park ederken, “Şimdi sıra geldi bir kahvehane ve bir de mutfak bulmaya” dedi Theo. Bu köyde restoran bulunmazdı ama neresi olursa olsun bir Yunan topluluğunun bulunduğu her yerde olduğu gibi burada da “olmazsa olmaz” kategorisinden bir yer vardı: Kahvehane. Erkeklerin toplanıp kahve ve “raki” içtiği, hayattan şikâyet ettiği, iskambil ve tavla oynadığı, televizyon seyrettiği ve akşam yemeği için lazım olan armexia’yı elden çıkardıktan sonra karılarından saklandıkları yerdi kahvehane.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kahvehanede mutfak yoktu, sadece Yunan kahvesi yapmak için kullanılan gazlı bir ocakla son defa peynirli sandviç yapıldığından beri yirmi yıl geçmiş olan antika bir waffle makinesi vardı.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir mucize eseri olarak, güzelce tozu alınıp, tehlike çanları çaldıracak derecede yıpranmış kordonu prize takılınca bu waffle makinesi çalıştı. “Caltzouni”yi bu saçma sapan alette pişireceğiz” dedi Theo. “Daha önce hiç denenmemiş bir yöntem olduğuna göre, mutlaka iyi sonuç alınacak demektir.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Derhal kahvehaneyi işgal ettik. Müdavimlerden beş yaşlı adam, Theo’nun tuhaflıklarını hayranlıkla seyrediyordu, kahvehane sahibi, karısı ve yeniyetme oğulları ise aşçıbaşının emirlerini yerine getirmek için koşuşup duruyorlardı. Çok geçmeden un, maya ve süt satın alınmış, hamuru karmak için büyük bir çanak bulunmuş, bu arada evin oğlu da, tam istenen cinsten balı getirmek üzere küçük bir kâseyle bir kilometre uzaktaki arıcı amcasına gönderilmişti.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Theo hamurun harcını koyup yoğurduktan sonra kabarması için üzerine bir bez örttü. Peynir, yumurta ve naneyi çırpmak için bir çanak istedi. Yaptığı şeyi tattı ve gözleri hazla parladı.&lt;br /&gt;“Dünyanın en latif peyniri” duyurusunda bulundu. Hamura, kocaman bir yassı daire şekli verdi, peynirin harcını, aldığı kadar ortasına yığdı. Sonra hamuru katladı ve eserine hayran olmam için beni yanına çağırdı.”Dünyada bulabileceğin en iyi caltzouni’yi burada yiyeceksin” dedi gururla gülümseyerek.&lt;br /&gt;Gebe gibi karnı şiş hamuru büyük bir dikkatle waffle makinesinin her iki kanadına yaydı. “Bir tarafı pişince öbür tarafı çevireceğiz. Spatula olmadan yapmak biraz riskli ama idare edeceğiz işte... Peki hani, NEREDE benim balım?” diye bağırdı, belirli birine değil, öyle ortaya.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kahvecinin oğlu tam zamanında, elinde değerli kavanozla nefes nefese koşarak içeri girdi. Theo, amber renkli tok sıvıyı küçük bir kaba boşaltıp azıcık su katarak sulandırdı. Kahve ocağını kullanarak balı kaynayıncaya kadar ısıttı, bal kıvamından çıkıp sıvılaşana kadar ateşte tuttu. Üçüncü bir çanak daha istemek için bağırdı. Ama bağırmasına gerek yoktu: Kahvecinin karısı zaten getirmişti çanağı. Theo böğürtlenleri kaba aktarıp üzerine sıcak balı döktü.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Caltzouni’sine döndü ve bit tabak ve çatal yardımı ile pişmemiş tarafı ateşe gelecek şekilde hamuru çevirdi ama bu işlem sırasında peynirli harçtan kocaman bir lokma yere döküldü. Kahvecinin karısı derhal dizlerinin üzerine çöküp temizledi, bizler ise erimiş peynirin nar gibi kızarmış tarafını görünce huşu içinde kalmıştık.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“İkinci tarafı daha çabuk pişer” diye beni yatıştırmaya çalıştı, gelinen şu noktada açlığımın her türlü sınırı aştığının farkındaydı. Böğürtlenleri ballı sosla karıştırdıkça, altın rengi şurubun yüzeyine mavi-mor çizgiler yayılıyordu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Şimdi her tarafı pişmiş hamuru bir tarafa ters çevirdi – kahvecinin karısının yeni bir katkısı da bu olmuştu- üzerine böğürtlenleri yerleştirdi, balı döktü; kekik aromalı sıvı, kızarmış hamurun kenarlarından tabağa aktı. Tabaklara bolcana koyup üzerine kaşıkla böğürtlen ve bal gezdiriyordu. İlk tabağı bana verdi. Nihayet önüme bir yemek gelmişti. O kadar güzeldi ki ilk lokmamı almadan önce bir an durakladım. Geri kalan herkes, kahveci ve ailesi, beş müdavim ve Theo, tabaklar ellerinde benim başlamamı bekliyorlardı. Ve ben, o ince lezzetleri damağımda patlamaya davet ederek başladım.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Tartın üzerindeki meyve, aromalı otlar, nane ve keçi kokusu karışmış peynir, gevrek mayalı hamur, vanilya ve hindistancevizi tonlarıyla zenginleşen dağ kekiği balının ömre bedel letafeti – Yunanistan’ın yaz kokusu. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Nefesimi tuttum. Öylesine güzeldi ki, neredeyse bayılacaktım. Diğerleri de hep birlikte başlarını sallayarak onayladılar ve kaşıklamaya devam ettiler."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;***&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Yemek, bu şefin elinden yediğim bütün başka yemekler gibi mükemmel dokuların, patlayan lezzetlerin, egzotik tatların bir araya geldiği bir orji gibiydi; Çin makarnası, topraksı mantarlar ve öylesine taze bir balık ki, her lokması temiz deniz suyuna açılıyor ve hemen sosun kuvvetli kokularıyla evleniyordu. Eğer bu benim Theo'yla son yemeğim olacaksa, hiç değilse değmişti."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyebilirim ki... Muhteşem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Byron Ayanoğlu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Orjinal isim: Crete on the Half-Shell: A Story About an Island, Good Friends and Food&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6315949955421391478?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6315949955421391478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6315949955421391478' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6315949955421391478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6315949955421391478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/istiridye-ustu-giritdostluk-ve-yemek.html' title='İstiridye Üstü Girit,Dostluk ve Yemek Hikayeleri'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SaAZrhMdFpI/AAAAAAAAC38/0YuEcuH0-H8/s72-c/girit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2047169865119759555</id><published>2009-02-20T17:09:00.002+02:00</published><updated>2009-02-20T17:10:54.537+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZ7H01iUsXI/AAAAAAAAC30/yuCFF_DZBzE/s1600-h/christ-adulteress.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304897121627189618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 264px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZ7H01iUsXI/AAAAAAAAC30/yuCFF_DZBzE/s400/christ-adulteress.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"Christ and the Adulteress", Pieter Aertsen, 1559&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2047169865119759555?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2047169865119759555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2047169865119759555' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2047169865119759555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2047169865119759555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/christ-and-adulteress-pieter-aertsen.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZ7H01iUsXI/AAAAAAAAC30/yuCFF_DZBzE/s72-c/christ-adulteress.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8065082400945414251</id><published>2009-02-16T14:57:00.002+02:00</published><updated>2009-02-16T15:02:52.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çay'/><title type='text'>NE KADAR GÜZEL</title><content type='html'>&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZlj2eMRDMI/AAAAAAAAC3M/9d8KQKl0z90/s1600-h/cay_tiryaki.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303379823674068162" style="WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 262px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZlj2eMRDMI/AAAAAAAAC3M/9d8KQKl0z90/s400/cay_tiryaki.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çayın rengi ne kadar güzel,&lt;br /&gt;Sabah sabah,&lt;br /&gt;Açık havada!&lt;br /&gt;Hava ne kadar güzel!&lt;br /&gt;Oğlan çocuk ne kadar güzel!&lt;br /&gt;Çay ne kadar güzel!&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;Orhan VELİ &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8065082400945414251?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8065082400945414251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8065082400945414251' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8065082400945414251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8065082400945414251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/ne-kadar-guzel.html' title='NE KADAR GÜZEL'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZlj2eMRDMI/AAAAAAAAC3M/9d8KQKl0z90/s72-c/cay_tiryaki.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6860616535945834295</id><published>2009-02-09T13:13:00.004+02:00</published><updated>2009-02-09T13:25:46.340+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İmam Bayıldı'/><title type='text'>Imam Baildi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZAR92eh2QI/AAAAAAAAC10/In07T0qUl8w/s1600-h/ima.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300756515708328194" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 391px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZAR92eh2QI/AAAAAAAAC10/In07T0qUl8w/s400/ima.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZASSkQ8N8I/AAAAAAAAC18/zFBjdvf06Hc/s1600-h/imamb.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300756871596750786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 275px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZASSkQ8N8I/AAAAAAAAC18/zFBjdvf06Hc/s320/imamb.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sevgili Yunanlı arkadaşım &lt;a href="http://www.myspace.com/arapatsakosalexis"&gt;Alexis&lt;/a&gt;’in bouzukisiyle şenlendirdiği ve adı “Imam Baildi” olan müzik grubundan Kelimeyiyen'de bahsetmesem hiç olmazdı... 2005 yılında Orestis ve Lysandros Falireas kardeşler tarafından kurulan “Imam Baildi” Yunanlı bir müzik grubu ve son derece leziz ve keyifli bir müzik yapıyorlar.  “&lt;em&gt;İmam Bayıldı gibi bol malzemeli, bol soğan, bol sarımsak ve  patlıcanlı bir müziğimiz var. Bir de ben yemek yemeyi seviyorum, müzik ve yemek insana çok keyif veriyor. Belki de bu yüzden güzel ve lezzetli bir müzik yaptığımızı ifade edebilmek için bir yemek ismi seçtik&lt;/em&gt;” diyor Lysandros grubun adı konusunda...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tencereye eski Yunan ezgilerinden ve Balkan müziğinden saksafon, klarnet, trompet ve tulumlu samplelar alınır, üzerine kesintisiz ritim parçalarıyla örülü canlı perküsyon, davul ve hip-hop sampleları, rumba ve samba tınıları eklenir, biraz da rembetiko çıkışlı buzuki tınıları, çingene gitar rifleri ve çello katılır, kısık ateşte pişirilir.İşte İmam Baildi' karşınızda... Afiyet olsun.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/pages/Imam-Baildi/20838182328?sid=0812ac852c5c6498207b03dc3c9e54e8&amp;amp;ref=s"&gt;Facebook&lt;/a&gt; ya da &lt;a href="http://www.myspace.com/imambaildi"&gt;Myspace&lt;/a&gt; sayfalarından kendilerini yakından tanıyabilir, videolarını izleyebilirsiniz. Albüm EMI Müzik Türkiye etiketiyle ülkemizde yayınlandı, şiddetle öneririm.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6860616535945834295?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.myspace.com/imambaildi' title='Imam Baildi'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6860616535945834295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6860616535945834295' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6860616535945834295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6860616535945834295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/imam-baildi.html' title='Imam Baildi'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SZAR92eh2QI/AAAAAAAAC10/In07T0qUl8w/s72-c/ima.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1615372528191078651</id><published>2009-02-06T16:46:00.001+02:00</published><updated>2009-02-06T17:10:33.506+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYxNXeQFZCI/AAAAAAAAC0s/BRAPzPVeLyo/s1600-h/Annibale_Carracci_The_Beaneater.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299695927161087010" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 331px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYxNXeQFZCI/AAAAAAAAC0s/BRAPzPVeLyo/s400/Annibale_Carracci_The_Beaneater.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annibale Carracci,The Beaneater&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1615372528191078651?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1615372528191078651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1615372528191078651' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1615372528191078651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1615372528191078651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/annibale-carraccithe-beaneater.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYxNXeQFZCI/AAAAAAAAC0s/BRAPzPVeLyo/s72-c/Annibale_Carracci_The_Beaneater.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8054778393693314414</id><published>2009-02-05T16:54:00.003+02:00</published><updated>2009-02-05T17:06:32.104+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bisküvi'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYsAEABhsrI/AAAAAAAAC0k/QtgZ88y-x1w/s1600-h/bis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299329455257399986" style="WIDTH: 359px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYsAEABhsrI/AAAAAAAAC0k/QtgZ88y-x1w/s400/bis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"Yaşamın bir bisküvi kutusuna benzediğini düşün, yeter... Bir bisküvi kutusunun içinde, her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de, pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm işte. Şimdi bunu yaparsam, sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime. İnan bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=LKKWDTLJ285CQBH7XNYY"&gt;İmkansızın Şarkısı&lt;/a&gt;,Haruki Murakami&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;*Via &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://frailsoul.blogspot.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Sera&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8054778393693314414?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8054778393693314414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8054778393693314414' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8054778393693314414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8054778393693314414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/yasamn-bir-biskuvi-kutusuna-benzedigini.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYsAEABhsrI/AAAAAAAAC0k/QtgZ88y-x1w/s72-c/bis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7983334656533017658</id><published>2009-02-04T13:57:00.022+02:00</published><updated>2009-02-04T14:20:38.451+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mantı'/><title type='text'>Mantı / Nouvelle Cuisine / Dumplings</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298910916548483026" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmDZ11P19I/AAAAAAAAC0E/vXxkzJwB-wQ/s400/mant%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;Üç ünlü uzak doğulu yönetmeninin imzasini taşıyan ve insan doğası ve içinde barındırdığı kötülüklerin özünü sorgulayan “Üç Sıradışı” üçlemesinin filmlerinden biri olan “Mantı”, uzak doğu gerilim sinemasinin usta ismi Fruit Chan tarafindan yönetilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bol tereyağlı, kırmızıbiberli, yoğurtlu soslu enfes bir Kayseri mantısını kim sevmez ki? Yine de bu filmi izledikten sonra bir müddet mantı yiyemeyebilirsiniz çünkü Fruit Chan’ın Mantı’sı, hiç de öyle iştah açıcı bir yemek değil… Eski bir televizyon yıldızı olan Quing’ in yolunda gitmeyen bir evliliği vardır. Kocası genç sevgilisiyle gününü gün ederken Quing, kaybetme ve yaşlanma korkularıyla yüz yüze gelir. Eski güzelliğini ve kocasının ilgisini yeniden kazanması için “Mei Teyze”nin “ünlü” mantıları imdadına yetişecektir. Ama tabi ki bu mantı bildiğimiz mantılardan değildir… Quing “Mei Teyze”nin gizli formülüyle hazırladığı ve gençleştirici etkisi olduğu bilinen mantıdan yemek için servet ödemeye hazırdır. “Mei Teyze”nin mantı hamuruna ne kattığı sorusunun yanıtını da isterseniz filmi izleyerek öğrenin…30’lu yaşlardaymış gibi gözüken gayet “taş” mantıcı ablamıza da niye “teyze” şeklinde hitap edildiğinin yanıtı 20 yıldır kendisinin de yediği mantılarda saklı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmHeF8ip9I/AAAAAAAAC0c/P8-7pUKMy6s/s1600-h/dumpling.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298915387640031186" style="WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 131px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmHeF8ip9I/AAAAAAAAC0c/P8-7pUKMy6s/s200/dumpling.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmHaT5SXQI/AAAAAAAAC0U/z3ftg73Qpa0/s1600-h/106970545_54fe20dd1c.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298915322665000194" style="WIDTH: 189px; CURSOR: hand; HEIGHT: 128px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmHaT5SXQI/AAAAAAAAC0U/z3ftg73Qpa0/s200/106970545_54fe20dd1c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmDVNkUTZI/AAAAAAAACz8/Fvu0ycow3JE/s1600-h/mm.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298910837020577170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 263px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmDVNkUTZI/AAAAAAAACz8/Fvu0ycow3JE/s400/mm.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmCruS4nWI/AAAAAAAACzc/qE9xbNI_mwY/s1600-h/Dumplings_01.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mei "Teyze"miz ünlü mantısını hazırlarken... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmFbkdNDOI/AAAAAAAAC0M/liPX15DDP1I/s1600-h/mei.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298913145267227874" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmFbkdNDOI/AAAAAAAAC0M/liPX15DDP1I/s400/mei.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapım: 2004, HongKong &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tür: Dram/ Gizem / Korku &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7983334656533017658?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.imdb.com/title/tt0472458/' title='Mantı / Nouvelle Cuisine / Dumplings'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7983334656533017658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7983334656533017658' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7983334656533017658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7983334656533017658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/mant-nouvelle-cuisine-dumplings.html' title='Mantı / Nouvelle Cuisine / Dumplings'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYmDZ11P19I/AAAAAAAAC0E/vXxkzJwB-wQ/s72-c/mant%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4159273920999257371</id><published>2009-02-04T12:44:00.007+02:00</published><updated>2009-02-04T12:55:16.370+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Çılgın Garsonlar</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298892132795949090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 287px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyUe5qICI/AAAAAAAACzU/lr6SlOS7hhk/s400/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Mutfakta olan herşey tabakta son bulur"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Yemek yediğimiz restoranların mutfaklarında neler olduğunu hangimiz bilebilir ki… Ama Shenanigan Restoranda dönen hadiseleri izledikten sonra gittiğiniz restoranlardaki garsonlara çok daha iyi davranacağınız kesin… Hatta dışarıda yeme fikrinden vazgeçip mutfağa doğru yönelebilirsiniz :) “Çılgın Garsonlar” kaba ve huysuz müşterilerini siparişlerine uyguladıkları iğrençliklerle cezalandıran, her biri birbirinden acaip Shenanigan Restoranı çalışanları arasındaki eğlenceli ilişkileri konu alan bir komedi filmi. Garsonlardan biri olan Dean annesinden eski okul arkadaşı Chett'in elektrik mühendisi olarak parlak bir kariyer yaptığını öğrenir ve kendi hayatını sorgulamaya başlar. Lokanta müdürünün yönetici yardımcılığını kendisine önermesiyle de ne yapması konusunda Dean arkadaşımızın kafası iyice karışır. Bu esnada diğer bir garson olan Monty, işe yeni başlayan çaylak Mitch'i eğitmeye ve mutfak ekibinin geri kalanıyla tanıştırmaya başlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyJ3XJyfI/AAAAAAAACzM/dwl0d9t2F90/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298891950383548914" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 265px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyJ3XJyfI/AAAAAAAACzM/dwl0d9t2F90/s400/4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyC-pACFI/AAAAAAAACzE/PgA1ny8_XNQ/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298891832078370898" style="WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 127px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyC-pACFI/AAAAAAAACzE/PgA1ny8_XNQ/s200/2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlx-nQCO5I/AAAAAAAACy8/0UYdEJeIS5k/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298891757080165266" style="WIDTH: 184px; CURSOR: hand; HEIGHT: 126px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlx-nQCO5I/AAAAAAAACy8/0UYdEJeIS5k/s200/1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orjinal İsim: Waiting...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapım: 2005, ABD&lt;br /&gt;Yönetmen : Rob McKittrick&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4159273920999257371?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.imdb.com/title/tt0348333/' title='Çılgın Garsonlar'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4159273920999257371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4159273920999257371' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4159273920999257371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4159273920999257371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/02/clgn-garsonlar.html' title='Çılgın Garsonlar'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYlyUe5qICI/AAAAAAAACzU/lr6SlOS7hhk/s72-c/3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1299994952654978281</id><published>2009-01-28T13:04:00.003+02:00</published><updated>2009-01-28T13:10:53.235+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>SICAK MUTFAK</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYA8avweKVI/AAAAAAAACy0/6SG1FGy3Tno/s1600-h/the+well-stocked+kitchen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296299591981738322" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYA8avweKVI/AAAAAAAACy0/6SG1FGy3Tno/s320/the+well-stocked+kitchen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;*The well-stocked kitchen,Joachim Beuckelaer,1566&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kan, ter, yağ - - Birkaç çeşit:&lt;br /&gt;Fırın, kuyu, kızartma &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buğu, bastı, kapama &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çengel, kağıt, kiremit. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kadın ihtiyar &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ocak başında&lt;br /&gt;Pişecek şimdi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üfler odunları &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çömlek, kaynar su &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçinde çakıllar &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağlaşır torunları. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstakoz, sülün Barbunya, tekir &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yürek, beyin - - onlar gibi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Korku da yenir &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çoktur yiyenleri. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yalnız az pişirin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sindirimi zordur &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kaldırmaz her mide &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ne kadar her biri &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve neler katmalı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yok kesin ölçü&lt;br /&gt;El kararı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hemen yiyin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çok da sıcak yemeyin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soğusun daha iyi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hem azık, hem katık &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bıktırır fazlası. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yensin, bitsin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kalmasın yarına &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dokunur çocuklara &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Onlar hiç yemesin &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu nokta çok önemli &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başka sofra onlara &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Başka şeyler yapmalı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Behçet NECATİGİL&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1299994952654978281?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1299994952654978281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1299994952654978281' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1299994952654978281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1299994952654978281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/sicak-mutfak.html' title='SICAK MUTFAK'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SYA8avweKVI/AAAAAAAACy0/6SG1FGy3Tno/s72-c/the+well-stocked+kitchen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6330799452658047179</id><published>2009-01-16T13:37:00.010+02:00</published><updated>2009-01-16T13:50:03.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heykel'/><title type='text'></title><content type='html'>Amerika'lı sanatçı Jack Hill'in portfolyosundan örnekler. Diğerleri ise &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.absolutearts.com/portfolios/j/jackhill/"&gt;bu adreste&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByEo2GeuI/AAAAAAAACxE/EsUHpPoQb38/s1600-h/Peppers-1166656023l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291854986169711330" style="WIDTH: 310px; CURSOR: hand; HEIGHT: 446px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByEo2GeuI/AAAAAAAACxE/EsUHpPoQb38/s400/Peppers-1166656023l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBx9Yswl5I/AAAAAAAACw8/-5tOzRM7N40/s1600-h/Pear-1167190819l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291854861576476562" style="WIDTH: 308px; CURSOR: hand; HEIGHT: 408px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBx9Yswl5I/AAAAAAAACw8/-5tOzRM7N40/s400/Pear-1167190819l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByrIQtIjI/AAAAAAAACxk/zbp4yANbjDc/s1600-h/Whoops-1189812258l.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBydgz967I/AAAAAAAACxc/btkiLToJlec/s1600-h/Bartlett_Sisters-1189811569l.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByQOaeLWI/AAAAAAAACxM/vucG5-AoHHg/s1600-h/Garlic-1167191224l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291855185232932194" style="WIDTH: 168px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByQOaeLWI/AAAAAAAACxM/vucG5-AoHHg/s200/Garlic-1167191224l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByUqNKgKI/AAAAAAAACxU/Ylo18pfMtlQ/s1600-h/Apple-1167191090l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291855261412786338" style="WIDTH: 155px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByUqNKgKI/AAAAAAAACxU/Ylo18pfMtlQ/s200/Apple-1167191090l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBzu5qIRdI/AAAAAAAACx0/GbFnWZqE6Sk/s1600-h/Bartlett_Sisters-1189811569l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291856811749033426" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBzu5qIRdI/AAAAAAAACx0/GbFnWZqE6Sk/s320/Bartlett_Sisters-1189811569l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBzgsAvzyI/AAAAAAAACxs/22HN02NL_Y0/s1600-h/Whoops-1189812258l.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291856567567634210" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 242px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBzgsAvzyI/AAAAAAAACxs/22HN02NL_Y0/s320/Whoops-1189812258l.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6330799452658047179?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6330799452658047179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6330799452658047179' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6330799452658047179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6330799452658047179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/amerikal-sanat-jack-hillin.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXByEo2GeuI/AAAAAAAACxE/EsUHpPoQb38/s72-c/Peppers-1166656023l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2299713415988212773</id><published>2009-01-16T13:13:00.003+02:00</published><updated>2009-01-16T13:21:59.085+02:00</updated><title type='text'>Dohtur Bey</title><content type='html'>verdiğin perhize budur gayratım,&lt;br /&gt;bundan başka uyameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;üç sepet yumurta sabah kahvaltım,&lt;br /&gt;teker teker sayameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki leğen pilav bir yayık ayran,&lt;br /&gt;ister yağlı olsun isterse yavan,&lt;br /&gt;yanına kesiyom beş kilo sovan,&lt;br /&gt;yeyom yeyom doyameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üç tencere bamya yerim bişinci,&lt;br /&gt;yirmi tas su içip biraz koşinci,&lt;br /&gt;her yanım sökülür karnım şişinci,&lt;br /&gt;sağlam göynek giyemeyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şinciye acımdan çoktan ölürdüm,&lt;br /&gt;sağolsun komşular gönderir dürüm,&lt;br /&gt;bir guzudan çok yiyemem, var sözüm,&lt;br /&gt;ayıp olur cayameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı az geliyo beş kasa hurma,&lt;br /&gt;yedi lahanadan yapıyoz sarma,&lt;br /&gt;onuda mı yedin diye hiç sorma,&lt;br /&gt;utanıyom deyemeyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günde iki çuval unum gidiyo,&lt;br /&gt;avradım her sabah ekmek ediyo,&lt;br /&gt;bir gazen fasille gönül ye deyo,&lt;br /&gt;artırmaya gıyameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senede gırk dönüm bostan ekerim,&lt;br /&gt;benden başka kimse yemesin derim,&lt;br /&gt;gavunu, garpuzu gabuklu yerim,&lt;br /&gt;aceleden soyameyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmem bu işin sonu nere gider,&lt;br /&gt;buyumuş gısmetim, buyumuş gader,&lt;br /&gt;bir günde yediğim işte bu gader,&lt;br /&gt;daha fazla yiyemeyom dohtur bey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bedirhan Gökçe&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;Bonus:&lt;/strong&gt; Şiiri Bedirhan Gökçe'nin kendi sesinden dinlemek isterseniz &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.siirdemeti.net/seslisiir/online/dinle.asp?id=1080"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;strong&gt;tık tık&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2299713415988212773?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2299713415988212773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2299713415988212773' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2299713415988212773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2299713415988212773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/dohtur-bey.html' title='Dohtur Bey'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7589299682840155485</id><published>2009-01-16T12:58:00.002+02:00</published><updated>2009-01-16T13:13:18.151+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baklava'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBrr1ar0zI/AAAAAAAACw0/xcg2ax2cz5c/s1600-h/b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291847962977882930" style="WIDTH: 367px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBrr1ar0zI/AAAAAAAACw0/xcg2ax2cz5c/s400/b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"Mesela bir tepsi saray baklavasını göz önüne getiriniz: Elyafındaki o incelik, o türlü tazelik gül yaprağındaki gibi zarif ve nazik değil midir? O kabarıklıkta bir manolya goncesi dolgunluğu ve taksimindeki intizamda bir tarh mükemmeliyeti, kırmızı benekli tatlı manzarasında ise bir çemenzar letafeti yok mudur? Ya lezzetini en nefis meyvalardan biri olan incir kadar şekerli ve latif bulmaz mısınız?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Refik Halit Karay&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7589299682840155485?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7589299682840155485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7589299682840155485' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7589299682840155485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7589299682840155485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/mesela-bir-tepsi-saray-baklavasn-gz-nne.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SXBrr1ar0zI/AAAAAAAACw0/xcg2ax2cz5c/s72-c/b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-226766619207836206</id><published>2009-01-13T18:16:00.002+02:00</published><updated>2009-01-13T18:22:52.413+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çilingir sofrası'/><title type='text'>ÇİLİNGİR SOFRASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWy_zgeDCpI/AAAAAAAACsI/SC0yVlnInYU/s1600-h/s.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290814553863686802" style="WIDTH: 267px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWy_zgeDCpI/AAAAAAAACsI/SC0yVlnInYU/s400/s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Otur ki sandalye hatırlasın&lt;br /&gt;Sandalye olduğunu.&lt;br /&gt;Masa da unutur masalığını,&lt;br /&gt;Elini komasan üstüne&lt;br /&gt;Bakışlarını ayırmaya gelmez,&lt;br /&gt;Sürahi boşalır sonra suyundan.&lt;br /&gt;Kadehim kadehim dediğin şey,&lt;br /&gt;Dudağını değdirmedikçe kadeh değildir.&lt;br /&gt;Mezeler de bilmez renklerini, lezzetlerini,&lt;br /&gt;Çatalını dokundurmazsan.&lt;br /&gt;Fakat farkında mısın? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Sıtkı Tarancı&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-226766619207836206?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/226766619207836206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=226766619207836206' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/226766619207836206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/226766619207836206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/ilingir-sofrasi.html' title='ÇİLİNGİR SOFRASI'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWy_zgeDCpI/AAAAAAAACsI/SC0yVlnInYU/s72-c/s.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8689994219689211266</id><published>2009-01-12T14:12:00.003+02:00</published><updated>2009-01-12T14:30:59.137+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuz'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWs3loUlF8I/AAAAAAAACsA/2sJt5Mh6-PU/s1600-h/vicky_christina_barcelona.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290383306895202242" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 343px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWs3loUlF8I/AAAAAAAACsA/2sJt5Mh6-PU/s400/vicky_christina_barcelona.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Juan Antonio:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;We are both sure that...our relation was perfect, but there was something missing.You know? Like, love requires such a perfect balance.It's...like human body&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Juan Antonio:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; It may turn that you have all the vitamins and minerals, but if... there is minus a single, tiny ingredient... missing, like, like,like, like, ooh, like salt, for example...one dies&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Christina:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Salt?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Vicky Cristina Barcelona (2008)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWszvxxvcuI/AAAAAAAACr4/TLpsK0vPvGs/s1600-h/tuz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290379083185615586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWszvxxvcuI/AAAAAAAACr4/TLpsK0vPvGs/s400/tuz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8689994219689211266?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8689994219689211266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8689994219689211266' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8689994219689211266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8689994219689211266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/juan-antonio-we-are-both-sure-that.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWs3loUlF8I/AAAAAAAACsA/2sJt5Mh6-PU/s72-c/vicky_christina_barcelona.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3363493359782799834</id><published>2009-01-09T17:04:00.002+02:00</published><updated>2009-01-09T17:11:04.508+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tereyağı'/><title type='text'>TEREYAĞI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdo7aocORI/AAAAAAAACqk/IFO2KVMJBqU/s1600-h/bu.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289311657340451090" style="WIDTH: 324px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdo7aocORI/AAAAAAAACqk/IFO2KVMJBqU/s400/bu.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hitler amca! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir gün bize de buyur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kakülünle bıyıklarını &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anneme göstereyim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Karşılık olarak ben de sana&lt;br /&gt;Mutfaktaki dolaptan aşırıp &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tereyağı veririm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Askerlerine yedirirsin. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ORHAN VELİ KANIK&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3363493359782799834?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3363493359782799834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3363493359782799834' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3363493359782799834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3363493359782799834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/tereyai.html' title='TEREYAĞI'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdo7aocORI/AAAAAAAACqk/IFO2KVMJBqU/s72-c/bu.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4195282353281330885</id><published>2009-01-09T16:57:00.003+02:00</published><updated>2009-01-09T17:13:06.817+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>LAPACI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdpZehMRnI/AAAAAAAACqs/OK4N60xR3Rg/s1600-h/ri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289312173779863154" style="WIDTH: 385px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdpZehMRnI/AAAAAAAACqs/OK4N60xR3Rg/s400/ri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Ne karanlık kar bu ! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne biçim pirinç bu siyah ! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayaklarım donuyor &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İçim öyle eziliyor ki &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir tabak lâpa olsa şimdi &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anamın hanımelleriyle pişirdiği &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Akpak ve onun elleriyle sıcak &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir tabak lâpa olsa &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anamın pişirdiği&lt;br /&gt;Bir tabak lâpa &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lâpa ... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Olmayacak da olsa &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ne güzel dua &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;CAN YÜCEL&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4195282353281330885?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4195282353281330885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4195282353281330885' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4195282353281330885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4195282353281330885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/lapaci-ne-karanlk-kar-bu-ne-biim-pirin.html' title='LAPACI'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWdpZehMRnI/AAAAAAAACqs/OK4N60xR3Rg/s72-c/ri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8335393751508739813</id><published>2009-01-05T16:47:00.000+02:00</published><updated>2009-01-05T16:49:21.951+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ıspanak'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;em&gt;Canımda da sen varsın, gönlümde de sen. Öyle olduğu halde bu kadarcık bir şeyden dolayı benden ayrılmaya kalkışıyorsun.Kudret senin elinde, ayrılabilirsin; fakat senin bu niyetine karşılık candan özürler dilemekteyim.O zamanları hatırla ki ben put gibi güzeldim, sen de karşımda puta tapan şamana benzerdin.Bu kul sana tâbidir; gönlü, senin dileğine göre aydınlanmış, yanmıştır. Neyi “pişir, hazırla” dersen hemen “pişti, yandı bile” derim.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ben senin ıspanağınım. İster ekşili pişir, ister tatlılı…&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlânâ'nın Mesnevi'sinden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8335393751508739813?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8335393751508739813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8335393751508739813' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8335393751508739813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8335393751508739813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/canmda-da-sen-varsn-gnlmde-de-sen.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-921195602356556413</id><published>2009-01-05T16:40:00.002+02:00</published><updated>2009-01-05T16:46:20.589+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='su'/><title type='text'>Susadım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIdE9kj4VI/AAAAAAAACqU/P_2fcUGD9Go/s1600-h/su.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287820883570975058" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIdE9kj4VI/AAAAAAAACqU/P_2fcUGD9Go/s400/su.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Susadım &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üç tane elma soydular, üç tane portakal &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nafile &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir bardak suyun yerini tutmadı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Acıktım &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuş sütü, kuru üzüm getirdiler &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nafile&lt;br /&gt;Bir çimdik somunun yerini tutmadı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Seni düşündüm sevgilim şükrederek &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Su gibi aziz olasın her daim &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ekmek gibi mübarek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bedri Rahmi Eyüboğlu&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-921195602356556413?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/921195602356556413/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=921195602356556413' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/921195602356556413'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/921195602356556413'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/susadm.html' title='Susadım'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIdE9kj4VI/AAAAAAAACqU/P_2fcUGD9Go/s72-c/su.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5144605605083630016</id><published>2009-01-05T16:32:00.002+02:00</published><updated>2009-01-05T16:37:36.135+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çorba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarhana'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIbAXq_NyI/AAAAAAAACqM/bm5sYLYWLTk/s1600-h/tar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287818605654652706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 230px; CURSOR: hand; HEIGHT: 230px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIbAXq_NyI/AAAAAAAACqM/bm5sYLYWLTk/s400/tar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;"Derken bir sabah gözümüzü açardık ki damlar bembeyaz, bacalar duman püskürüyor, kar lâpâ lâpâ yağıyor. İçimizde biberli baharlı bir sıcağa, midemizde ise yükte hafif, kaloride ağır bir yemeğe kuvvetle istek var. İşte o zaman böyle derdik: - Bir tarhana çorbası içsek! “Tarhana çorbasına ufalanmış tulum peyniri ve tavada nar gibi kızartılmış zar biçimi ekmek parçaları karıştırmak âdettir. İçmesine doyum olmaz; mideye indiği zaman bütün vücuda yumuşak, okşayıcı ve canlandırıcı bir sıcaklık yayar. O kadar ki, sofradan başımızı pencereye çevirip kar tipisine sünepe sünepe, içiniz katıla katıla değil, meydan okurcasına bakmaya başlarsınız; kendinizi tam mânasiyle tok, besili ve hayat güreşine hazırlanmış bulursunuz!”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Refik Halid KARAY, Üç Nesil Üç Hayat-Karakışta Öz Türk Yemekleri &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5144605605083630016?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5144605605083630016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5144605605083630016' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5144605605083630016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5144605605083630016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2009/01/derken-bir-sabah-gzmz-aardk-ki-damlar.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SWIbAXq_NyI/AAAAAAAACqM/bm5sYLYWLTk/s72-c/tar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6987147869525032052</id><published>2008-12-30T14:21:00.007+02:00</published><updated>2008-12-30T15:14:12.760+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Politiki kouzina/A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat(2003)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoaX9os0XI/AAAAAAAACpc/vybh97JNPjM/s1600-h/ba.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285566111657283954" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 396px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoaX9os0XI/AAAAAAAACpc/vybh97JNPjM/s400/ba.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoeSPV9Q1I/AAAAAAAACpk/R_l-CnUw2IM/s1600-h/bi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285570411377804114" style="WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 263px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoeSPV9Q1I/AAAAAAAACpk/R_l-CnUw2IM/s400/bi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbullu bir rum olan Fanis ile büyükbabası arasında özel bir bağ vardır. Küçük Fanis'in baharat dükkanı işleten büyükbabası adeta baharat ve yemek tutkunu bir filozoftur ve hem yemekleri hem de hayatı tatlandırmak için gereken sırları bir bir açıklar Fanis'e... 1964'te ailesiyle birlikte Yunanistan'a sürgün edilen Fanis İstanbul’u, büyükbabasını ve geride bıraktığı çocukluk aşkı Saime'yi asla unutmaz. Ailesinin ısrarına rağmen mutfaktan çıkmayan ve büyüyüp dört dörtlük bir aşçı olan Fanis, yemek yapma becerisini çevresindeki insanların hayatına tat katmak için kullanır. 35 yıl aradan sonra kendine özgü yemek felsefesine sahip olan büyükbabasının ölümü üzerine Atina’dan doğduğu şehre, İstanbul'a geri döner Fanis. Tek tek anılarına dokunur, ilk aşkını bulur ve bunca yıl kendi yaşamında eksik olan baharatların farkına varır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoZktLQ7UI/AAAAAAAACpU/KJm-pFrF_WQ/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285565231065525570" style="WIDTH: 372px; CURSOR: hand; HEIGHT: 128px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoZktLQ7UI/AAAAAAAACpU/KJm-pFrF_WQ/s400/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bir Tutam Baharat" aynı zamanda filmi yöneten ve senaryosunu yazan Tassos Boulmetis'in hayat hikayesinden izler taşıyor. İstanbul'da doğan ve yedi yaşında Yunanistan'a giden Tassos Boulmetis 40 yıl aradan sonra İstanbul'a döndüğünde bu filmi çekmeye karar vermiş...Selanik Film Festivali’nde 8 ödüle birden layık görülen film, Türk ve Yunan toplumlarının ortak yemek kültüründen tatlar, astronomi ve gastronomi arasındaki bağlantı, yemek, aşk, ayrılık ve yaşam üzerine keyifli bir masal anlatıyor bizlere... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoZebG_dBI/AAAAAAAACpM/--GohT_ZXlE/s1600-h/01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285565123136549906" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 154px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoZebG_dBI/AAAAAAAACpM/--GohT_ZXlE/s400/01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Fanis: Appetizers are similar to stories which tell of far away journey's flavours and aromas seduce your senses and prepare you for an adventurous journey. That's why the Greek word for return conceals within it the word turn, which conceals within it the word food. "&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6987147869525032052?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6987147869525032052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6987147869525032052' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6987147869525032052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6987147869525032052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/12/politiki-kouzinaa-touch-of-spicebir.html' title='Politiki kouzina/A Touch of Spice/Bir Tutam Baharat(2003)'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoaX9os0XI/AAAAAAAACpc/vybh97JNPjM/s72-c/ba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-901425378876844363</id><published>2008-12-29T17:37:00.005+02:00</published><updated>2009-01-05T16:22:40.385+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolma'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoQZzMDtOI/AAAAAAAACpE/vr3KllLKYSQ/s1600-h/dolma.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285555148096255202" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 319px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoQZzMDtOI/AAAAAAAACpE/vr3KllLKYSQ/s400/dolma.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Hoş, bütün dolmalarda, kabak, yaprak, domates, patlıcan, biber, balık, tavuk dolmalarında bir şaşkınlık ve memnuniyetsizlik hali vardır; bilmem bu cihete siz de dikkat ettiniz mi? Bana öyle gelir ki sebze, balık veya tavuk, hiçbiri, hatta kaz ve hindi bile dolma olmaktan memnun değildirler. Öyle içlerinin açılarak birtakım ecnebi maddeler ile tıka basa doldurulması istiklâl ve millî fikirlerini rencide ettiğinden midir, yoksa yabancılar tarafından ve izdivaç vadiyle haysiyeti ihlâl edilmiş zavallılar gibi karınları şişirilmiş ve münasebetsiz bir şekle sokulmuş oldukları için midir, ne, her cins ve her nevi dolmada muhakkak bir teessür ve tahayyür hali sezilir”&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Refik Halit Karay&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-901425378876844363?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/901425378876844363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=901425378876844363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/901425378876844363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/901425378876844363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/12/ho-btn-dolmalarda-kabak-yaprak-domates.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SVoQZzMDtOI/AAAAAAAACpE/vr3KllLKYSQ/s72-c/dolma.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6708546821999785179</id><published>2008-08-01T11:27:00.005+03:00</published><updated>2008-08-01T11:45:01.999+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çörek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Çörek</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMQMI_nPI/AAAAAAAAB0o/W0rFJFlOzdI/s1600-h/299324-002.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMHipeWKI/AAAAAAAAB0g/zMZVnximRiw/s1600-h/rcp-donuts-threeserved.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229466547262478498" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMHipeWKI/AAAAAAAAB0g/zMZVnximRiw/s400/rcp-donuts-threeserved.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMYa-FeqI/AAAAAAAAB0w/8fx1dVG8lHs/s1600-h/55196_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229466837259221666" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 170px; CURSOR: hand; HEIGHT: 242px" height="266" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMYa-FeqI/AAAAAAAAB0w/8fx1dVG8lHs/s400/55196_2.jpg" width="188" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir varmış, bir yokmuş, yedi çocuklu bir anne varmış. Günlerden birgün, ağızları tatlansın diye çocukların, un almış, taze sütle karıştırmış, tereyağıyla yumurta da katıp bir güzel hamur&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLLnjnhD-I/AAAAAAAAB0Y/04R_RuskEuM/s1600-h/55196_2.jpg"&gt;&lt;/a&gt; yoğurmuş. Hamuru koymuş tavaya. Tavayı sürmüş ocağa. Çörek başlamış kızarmaya, kızardıkça da mis gibi kokmaya. Duyunca mis gibi kokuyu, yedi çocuğun yedisi de başlamışlar yalvarmaya&lt;em&gt;(Kitabın Girişinden)&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Çörek, &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Norveç Masalı,&lt;/span&gt; Ataol Behramoğlu&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Gendaş Kültür / Dünya Masalları Dizisi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6708546821999785179?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6708546821999785179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6708546821999785179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6708546821999785179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6708546821999785179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/08/rek.html' title='Çörek'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLMHipeWKI/AAAAAAAAB0g/zMZVnximRiw/s72-c/rcp-donuts-threeserved.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7022398281828668443</id><published>2008-08-01T11:25:00.002+03:00</published><updated>2008-08-01T11:27:46.398+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reçel'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLI4zb9B3I/AAAAAAAAB0Q/uD3t4RsnHgA/s1600-h/299324-002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229462995536250738" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLI4zb9B3I/AAAAAAAAB0Q/uD3t4RsnHgA/s400/299324-002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve bilmezdim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;annemin yaşantısındaki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;renkliliğin yalnızca&lt;/div&gt;&lt;div&gt;raflarda dizili&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kavanozların içindeki&lt;/div&gt;&lt;div&gt;reçeller olduğunu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Sunay Akın&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7022398281828668443?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7022398281828668443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7022398281828668443' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7022398281828668443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7022398281828668443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/08/blog-post.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLI4zb9B3I/AAAAAAAAB0Q/uD3t4RsnHgA/s72-c/299324-002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1138008414338889427</id><published>2008-07-15T19:47:00.004+03:00</published><updated>2008-08-09T13:33:00.919+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuruyemiş'/><title type='text'>KURUYEMİŞLİ YAZMA</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLH5Bs5kLI/AAAAAAAAB0I/2B6cmWnRCXA/s1600-h/kuruyemis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5229461899853795506" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLH5Bs5kLI/AAAAAAAAB0I/2B6cmWnRCXA/s400/kuruyemis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir akşam kuruyemişçiye gider, kuruyemiş alırsın. "Ayrı mı olsun, karışık mı?"diye sorar satıcı. "Karışık"dersin: biraz beyaz leblebi, tuzlu fıstık, badem, Şamfıstığı (kabuklu; kabuksuzu çok pahalı), biraz da fındık-tuzla kavrulmuş. Satıcı kesekağıdını doldurur, sallar, içindekileri iyice karıştırır.Evde, kesekağıdını büyücek(yeterli büyüklükte) bir-cam- kaba boşaltır, içkini koyar, çalışma masana oturursun. Önce leblebileri teker teker ötekilerin arasından seçer, avucunda toplarsın- bir yandan yer, bir yandan içersin (-bir yandan da yazacağını düşünürsün). Kapta hiç leblebi kalmadığından emin olunca(iyice karıştırırsın kabı, emin olmak için; emin olmalısın), fıstıklara geçersin, onları da teker teker seçer, toplar, birer birer, kabuklarını kültablasına ayıklayarak yersin; onlar bitince (iyice emin ol), bademleri, onların da kabuklarını ayıklayarak(hepsi ayıklanmaz; ayıklanmayanlarını öyle, kabuklarıyla yersin; sonra Şam fıstıklarını seçer(kabuklarını tırnağınla açarak (kabukları açılmayanları yemez; kültablasına atarsın) - o arada, yazacağını düşünmeye epey uzun ara verirsin); en son da, pek sevmediğin fındıkları yersin; zaten yalnız onlar kalmıştır kapta; onları ayıklaman gerekmez- bu arada içkin de bitmiştir.Yaşamı anlamaya başlamışsındır. (-Şimdi ne yazacağını biliyorsun.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Oruç Aruoba, de ki işte&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1138008414338889427?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1138008414338889427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1138008414338889427' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1138008414338889427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1138008414338889427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/07/kuruyemili-yazma.html' title='KURUYEMİŞLİ YAZMA'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SJLH5Bs5kLI/AAAAAAAAB0I/2B6cmWnRCXA/s72-c/kuruyemis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7617470918779894690</id><published>2008-07-11T12:50:00.003+03:00</published><updated>2008-07-11T12:56:57.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHctzfpwpYI/AAAAAAAAB0A/rEl3wVeVcfk/s1600-h/161418_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221692655652611458" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHctzfpwpYI/AAAAAAAAB0A/rEl3wVeVcfk/s400/161418_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos bir gün sarayına dönerken seyyar tezgahında meze satan bir kadının yanından geçti. Ansızın sıcak çorbadan içip lahanadan da bir lokma yemeyi çekti canı. Hizmetkârlarından Anzas, açlıklarına gem vurmanın daha iyi olacağını söyledi: Saraya vardıklarında bol, doğru dürüst yiyecek olacaktı. Ona sert sert bakan Manuel, canı ne çekerse onu yapacağını söyledi. Dosdoğru satıcı kadının elindeki, sevdiği çorbayla dolu kâseye doğru ilerledi. Eğildi, çorbayı açgözlülükle içti, ayrıca bol bol da sebze yedi. Sonra cebinden bronz bir stater çıkarttı ve adamlarından birine uzattı. "Bunu bozdur," dedi. "Hanıma iki oboloi ver, diğer ikisini de bana iade etmeyi unutma!" &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bizans'ın Damak Tadı : Kokular Şaraplar Yemekler -Andrew Dalby,Kitap Yayınevi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7617470918779894690?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7617470918779894690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7617470918779894690' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7617470918779894690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7617470918779894690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/07/bizans-imparatoru-i.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHctzfpwpYI/AAAAAAAAB0A/rEl3wVeVcfk/s72-c/161418_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4284430254627050102</id><published>2008-07-09T19:54:00.007+03:00</published><updated>2008-07-09T20:10:41.552+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='food art'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwHrZdpKI/AAAAAAAABzo/21dNpXFyT1E/s1600-h/foodart_kumikomaeda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221061882728522914" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwHrZdpKI/AAAAAAAABzo/21dNpXFyT1E/s400/foodart_kumikomaeda.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwRKY_dII/AAAAAAAABzw/WStIz-lGL54/s1600-h/6625_Stool.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221062045666866306" style="WIDTH: 212px; CURSOR: hand; HEIGHT: 183px" height="170" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwRKY_dII/AAAAAAAABzw/WStIz-lGL54/s200/6625_Stool.jpg" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTu2v-GauI/AAAAAAAABzY/ZKmchg75kpo/s1600-h/6623_Tompouse.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221060492386527970" style="WIDTH: 172px; CURSOR: hand; HEIGHT: 187px" height="255" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTu2v-GauI/AAAAAAAABzY/ZKmchg75kpo/s320/6623_Tompouse.jpg" width="194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwcJ66xyI/AAAAAAAABz4/Sub5SpO4nEs/s1600-h/copy_0_s.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221062234519291682" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwcJ66xyI/AAAAAAAABz4/Sub5SpO4nEs/s320/copy_0_s.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTvXnvudlI/AAAAAAAABzg/B5akBRImdSY/s1600-h/kuniko_maeda_toast_toaster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221061057114437202" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTvXnvudlI/AAAAAAAABzg/B5akBRImdSY/s320/kuniko_maeda_toast_toaster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuniko Maeda ve Food-art &lt;a href="http://www.minale-maeda.com/"&gt;çalışmaları&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4284430254627050102?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.minale-maeda.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4284430254627050102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4284430254627050102' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4284430254627050102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4284430254627050102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/07/kuniko-maeda-ve-food-art-almalar.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTwHrZdpKI/AAAAAAAABzo/21dNpXFyT1E/s72-c/foodart_kumikomaeda.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1783372615603331122</id><published>2008-07-09T19:22:00.001+03:00</published><updated>2008-07-09T19:24:41.598+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTl-SH4sPI/AAAAAAAABy4/1O9ifqLgyvk/s1600-h/rene+magritte-Le+Sorcier.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221050726208811250" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTl-SH4sPI/AAAAAAAABy4/1O9ifqLgyvk/s400/rene+magritte-Le+Sorcier.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Le Sorcier, Rene Magritte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTl40lXB5I/AAAAAAAAByw/uT-OPGDs_04/s1600-h/magritte,Young+Girl+Eating+a+Bird.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221050632380024722" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTl40lXB5I/AAAAAAAAByw/uT-OPGDs_04/s400/magritte,Young+Girl+Eating+a+Bird.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Young girl eating a bird, Rene Magritte&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1783372615603331122?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1783372615603331122/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1783372615603331122' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1783372615603331122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1783372615603331122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/07/le-sorcier-rene-magritte-young-girl.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SHTl-SH4sPI/AAAAAAAABy4/1O9ifqLgyvk/s72-c/rene+magritte-Le+Sorcier.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5305728760059852302</id><published>2008-07-09T19:10:00.002+03:00</published><updated>2008-07-09T19:17:11.759+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeftali'/><title type='text'>Şeftaliler üzerine yapılan belki de tek şarkı :)</title><content type='html'>&lt;embed src="http://xml.truveo.com/eb/i/1106460605/a/58ef677afb89fc040e3dec6de7dd6c26/p/1" width="425" height="341" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="m=2033269464&amp;amp;type=video"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Presidents of the United States of America tüm şeftali severler için söylüyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;&lt;strong&gt;Peaches&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Movin' to the country, gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;I'm movin' to the country, I'm gonna eat me a lot of peaches&lt;br /&gt;I'm movin' to the country, I'm gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;Movin' to the country, I'm gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;Peaches come from a can, they were put there by a man&lt;br /&gt;In a factory downtown&lt;br /&gt;If I had my little way, I'd eat peaches everyday&lt;br /&gt;Sun soaked in bowls just in the shade&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Movin' to the country, I'm gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;Movin' to the country, I'm gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;I'm movin to the country, gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;Movin' to the country, gonna eat a lot of peaches&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I took a little nap where the roots all twist&lt;br /&gt;Squished a rotten peach in my fist&lt;br /&gt;And dreamed about you woman&lt;br /&gt;I poked my finger down inside, makin' a little room for a ant to hide&lt;br /&gt;Nature's candy in my hand or can or a pie&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millions of peaches, peaches for me&lt;br /&gt;Millions of peaches, peaches for free&lt;br /&gt;Millions of peaches, peaches for me&lt;br /&gt;Millions of peaches, peaches for free&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Look Out!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5305728760059852302?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5305728760059852302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5305728760059852302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5305728760059852302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5305728760059852302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/07/httpxml.html' title='Şeftaliler üzerine yapılan belki de tek şarkı :)'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3663123897165876304</id><published>2008-06-05T16:26:00.002+03:00</published><updated>2008-06-05T16:59:06.061+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='krep'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SEfpkVvTLVI/AAAAAAAABw4/flIt2AMMRqA/s1600-h/crepe.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5208388304597364050" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SEfpkVvTLVI/AAAAAAAABw4/flIt2AMMRqA/s400/crepe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Crepe Day" (La Chendaleur), Le Petit Journal'dan, Şubat 1911&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;O zamanlar Fransa'da 2 şubat günü Krep Günü olarak kutlanırmış. O gün sağ elinizde bir altın tutarken, sol elinizde tuttuğunuz tavadaki krebi  havada salladıktan sonra yakalayabilirseniz yıl boyunca zengin olacağınıza inanılırmış :)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3663123897165876304?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3663123897165876304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3663123897165876304' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3663123897165876304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3663123897165876304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/06/crepe-day-la-chendaleur-le-petit.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SEfpkVvTLVI/AAAAAAAABw4/flIt2AMMRqA/s72-c/crepe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1284381928299803749</id><published>2008-05-27T12:10:00.001+03:00</published><updated>2008-05-27T12:35:32.762+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDvQItO4_2I/AAAAAAAABwo/E_VIjLx8xyI/s1600-h/alice-with-queen-of-hearts.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5204982642356322146" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDvQItO4_2I/AAAAAAAABwo/E_VIjLx8xyI/s400/alice-with-queen-of-hearts.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kraliçe: "-Oda hizmetçim olmayı istersen, seni seve seve yanıma alırım," dedi, "haftada 2.5 lira veririm, gün aşırı da reçel."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alice kendini tutamayıp güldü. "-Ben sizin oda hizmetçiniz olmak istemedim ki, hem reçel de sevmem," dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kraliçe: "-Çok güzel bir reçeldir," dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alice"-Öyle bile olsa, canım bugün hiç reçel yemek istemiyor."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kraliçe: "-İstesen de bugün yiyemezsin," dedi, "dün yiyebilirdin, yarın da öyle. Gel gelelim, asla bugünün reçelini yiyemezsin burada."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alice: "-Arada bir bugünün reçelini yeme sırası da geliyordur mutlaka," dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kraliçe: "-Hiç gelmez," dedi, "çünkü yalnız günaşırı reçelidir bu. Anladın mı?"&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Alice: "-Hiç bir şey anlamadım valla,"dedi, "kafam karmakarışık oldu."&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kraliçe tatlılıkla: "-İşte geriye doğru yaşamanın sonucudur bu," dedi, "çünkü geriye doğru yaşamak başlangıçta, insanın biraz başını döndürür."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Through the Looking Glass-Lewis Carrol&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1284381928299803749?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1284381928299803749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1284381928299803749' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1284381928299803749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1284381928299803749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/05/kralie-oda-hizmetim-olmay-istersen-seni.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDvQItO4_2I/AAAAAAAABwo/E_VIjLx8xyI/s72-c/alice-with-queen-of-hearts.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2858830209388941752</id><published>2008-05-23T13:52:00.000+03:00</published><updated>2008-05-23T13:53:44.362+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='resim'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDaiAtO4_eI/AAAAAAAABto/itLypycA42c/s1600-h/joh.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5203524552498937314" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDaiAtO4_eI/AAAAAAAABto/itLypycA42c/s400/joh.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Thanksgiving, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Currin"&gt;John Currin&lt;/a&gt;, 2003 &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2858830209388941752?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2858830209388941752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2858830209388941752' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2858830209388941752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2858830209388941752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/05/thanksgiving-john-currin-2003.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDaiAtO4_eI/AAAAAAAABto/itLypycA42c/s72-c/joh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-130600721179096091</id><published>2008-05-13T21:46:00.009+03:00</published><updated>2008-05-20T19:09:13.898+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ziyafet'/><title type='text'>Vatel (2000)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL2x6g4oyI/AAAAAAAABtg/GPpCb6EIDIk/s1600-h/vatel_ver1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202491856947553058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="312" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL2x6g4oyI/AAAAAAAABtg/GPpCb6EIDIk/s320/vatel_ver1.jpg" width="215" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Olayımız 1671 yılı Nisan ayının son günlerinde Fransa, Conde Prensi'nin Şatosu'nda geçer. Maddi bir çöküntüde olan ve artık yaşlanmakta olan Conde Prensi'nin sadık ve emektar hizmetkarı François Vatel (G.Depardieu) zorlu bir görevle karşı karşıyadır. Fransa kralı XIV.Louıs'nın ilgisini çekip, Hollanda üzerine yapılacak askeri operasyondan kazanç sağlamayı uman prensin ve şatosunun geleceği kral ve mahiyetini ağırlamak için düzenlediği, üç gün üç gece sürecek görkemli şenliğin başarısına bağlıdır. Bu başarıyı getirecek olan kişi de Vatel'in ta kendisidir. Vatel şenliğin mükemmel olması için gece gündüz bir hizmetçiler ordusu ile çalışarak olağanüstü bir ziyafet menüsü ve Kralı eğlendirmek için çeşitli gösteriler hazırlar. Fakat Bu arada Vatel, bizzat kral ve kraliçenin himayesindeki Anne de Montausier'in (Uma Thurman) cazibesine kapılır. Anne de bu ilgiye kayıtsız değildir. Şenlik dolu dizgin devam etmekteyken üçüncü günün akşamı yemekte sunulacak olan balığın gelmemesi üzerine ortalık karışır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapım : 2000, Fransa / İngiltere , 99 dk.&lt;br /&gt;Yönetmen: Roland Joffé&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1bKg4otI/AAAAAAAABs4/RXgFaskqPQM/s1600-h/v1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202490366593901266" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1bKg4otI/AAAAAAAABs4/RXgFaskqPQM/s400/v1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1wqg4ovI/AAAAAAAABtI/wiXmB_HsPKk/s1600-h/v4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202490147550569154" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1Oag4osI/AAAAAAAABsw/FF7T4Lj86VE/s400/d.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1wqg4ovI/AAAAAAAABtI/wiXmB_HsPKk/s1600-h/v4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202490735961088754" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1wqg4ovI/AAAAAAAABtI/wiXmB_HsPKk/s400/v4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1p6g4ouI/AAAAAAAABtA/6o1tCBNqdSU/s1600-h/v3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5202490619996971746" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL1p6g4ouI/AAAAAAAABtA/6o1tCBNqdSU/s400/v3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-130600721179096091?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.imdb.com/title/tt0190861/' title='Vatel (2000)'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/130600721179096091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=130600721179096091' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/130600721179096091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/130600721179096091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/05/vatel-2000.html' title='Vatel (2000)'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SDL2x6g4oyI/AAAAAAAABtg/GPpCb6EIDIk/s72-c/vatel_ver1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8862410416435708657</id><published>2008-05-08T15:41:00.005+03:00</published><updated>2008-05-08T16:06:44.894+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seks ve yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Woman On Top-Üstteki Kadın (2000)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SCL5kILRLxI/AAAAAAAABrw/Hv5Ng1XMJek/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197991319004327698" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SCL5kILRLxI/AAAAAAAABrw/Hv5Ng1XMJek/s400/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SCL6a4LRLyI/AAAAAAAABr4/bX4Ao5FdPig/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5197992259602165538" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SCL6a4LRLyI/AAAAAAAABr4/bX4Ao5FdPig/s400/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Hayatınızın tadı kaçmaya başladıysa, ona bir çay kaşığı heyecan, bir tutam macera ve bir çorba kaşığı da aşk ile tat katmaya ne dersiniz?”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilya'da kocası ile bir restoran işleterek yaşayan Isebella kocasının kendisini aldatması üzerine fırsatlar ülkesi Amerika'ya gitmeye ve çok iyi bir şef aşçı olmaya karar verir.Hazırladığı yemekle bütünleşerek, duygularını yemeğe katan güzeller güzeli Isebella'nın şansı yaver gider ve "Passion Food" isimli bir televizyon programı yapmaya başlar.Kocası Toninho'nun da peşinden gelmesiyle birlikte olaylar gelişir.Yemek,aşk ve tutkuyla dolu keyifli bir komedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin hazırlık aşamalarında Penelope Cruz'un Madrid’e giderek aşçılık dersleri aldığı biliniyor.&lt;br /&gt;Yapım : 2000, ABD&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8862410416435708657?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8862410416435708657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8862410416435708657' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8862410416435708657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8862410416435708657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/05/woman-on-top-stteki-kadn-2000.html' title='Woman On Top-Üstteki Kadın (2000)'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/SCL5kILRLxI/AAAAAAAABrw/Hv5Ng1XMJek/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2154286861147570660</id><published>2008-03-19T15:04:00.004+02:00</published><updated>2008-03-19T15:13:36.762+02:00</updated><title type='text'>Böyle yerdi Zerdüşt</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R-ERPmT5h7I/AAAAAAAABpQ/1pFhlytkkAA/s1600-h/fast.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179440006132500402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R-ERPmT5h7I/AAAAAAAABpQ/1pFhlytkkAA/s320/fast.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Entelektüelleri heyecanlandırmak, akademisyenleri galeyana getirmek için büyük bir düşünürün daha önce varlığı bilinmeyen bir eserini keşfetmek gibisi yoktur. Bazı ender bulunan 19. yüzyıl düello yaralarını tedarik etmek amacıyla yakın geçmişte Heidelberg'e yaptığım yolculukta, tesadüfen böyle bir hazine buldum. 'Friedrich Nietzsche'nin Diyet Kitabı' diye bir kitabın varolduğu kimin aklına gelirdi? Kitabın orijinalliği bazı aşırı titiz insanlara biraz şüpheli görünse de, eserin üzerinde çalışanların çoğu başka hiçbir Batılı düşünürün Platon'la Pritikin'i bağdaştırmaya bu kadar yaklaşamadığı konusunda hemfikir. Yağın kendisi bir madde, bir maddenin özü ya da o özün bir durumudur. Büyük sorun kalçalarınızda toplandığında başlar. Sokrates öncesi felsefeciler arasından Zeno kilonun bir illüzyon olduğunu ve bir insanın ne kadar çok yerse yesin, her zaman hiç mekik çekmeyen birinin yarısı kadar şişman olacağını belirtmişti. İdeal bir beden arzusu Atinalıların takıntısıydı. Aiskylos'un kayıp bir oyununda, Klitemnestra öğünler arası atıştırmayacağına dair ettiği yemini bozup, artık mayosuna sığmadığını fark ettiğinde kendi gözlerini oyar. Kilo sorununu bilimsel terimlere tercüme eden Aristo'dur. 'Etik'in ilk parçalarından birinde bir insanın çevresinin belinin ölçüsünün pi sayısıyla çarpılmasıyla elde edilebileceğini belirtir. Bu bilgi ortaçağa, Aquinas birkaç menüyü Latince'ye çevirinceye ve gerçekten iyi istiridye barları açılıncaya kadar yeterli oldu. Dışarıda yemeye kilise hâlâ sıcak bakmıyordu ve vale parkı rüşvet günahı sayılıyordu. Bildiğimiz kadarıyla Roma İmparatorluğu açık sıcak hindili sandviçi ahlaksızlığın en yüksek noktası olarak gördü; birçok sandviç kapalı kalmaya zorlanıyordu ve ancak reformasyondan sonra açılmalarına izin verildi. 14. yüzyıl dini resimlerinde ilk kez lanetlenme şişmanların salata ve yoğurda mahkum bir şekilde cehennemde dolaşmaları şeklinde betimlendi. İspanyollar özellikle çok zalimdi, engizisyon sırasında bir insan avokadoyu yengeç etiyle doldurduğu için idam edilebilirdi. Hiçbir filozof suç ve kilo problemini çözmeye yaklaşamadı, ta ki Descartes akıl düşünürken beden tıkınsın diye akılla bedeni ikiye ayırana dek. Felsefenin büyük sorusu hâlâ şu: Yaşam anlamsızsa şehriye çorbasıyla ilgili ne yapılabilir?..."&lt;br /&gt;Devamı için &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&amp;amp;haberno=6039"&gt;tık tık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WOODY ALLEN&lt;br /&gt;(Çeviri: Zeynep Aksoy)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2154286861147570660?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&amp;haberno=6039' title='Böyle yerdi Zerdüşt'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2154286861147570660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2154286861147570660' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2154286861147570660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2154286861147570660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/03/byle-yerdi-zerdt.html' title='Böyle yerdi Zerdüşt'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R-ERPmT5h7I/AAAAAAAABpQ/1pFhlytkkAA/s72-c/fast.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5507913732811683827</id><published>2008-03-17T16:50:00.003+02:00</published><updated>2008-03-17T16:58:24.225+02:00</updated><title type='text'>Virginia Wolf'u Anımsarken</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R96GzWT5h5I/AAAAAAAABpA/Zg_Yj_6caso/s1600-h/Virginia_Wolf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5178724838243141522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R96GzWT5h5I/AAAAAAAABpA/Zg_Yj_6caso/s400/Virginia_Wolf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Fakat bir konuda, mutfakta Bayan Woolf un eline kimse su dökemezdi. şaşılacak bir maharette ekmek pişirirdi. Monks House' a geldiğim ilk gün, ekmek pişirmesini bilip bilmediğimi sormuştu bana. Kendi ailem için ara sıra pişirsem de bu konuda usta olmadığımı söylemiştim kendisine. Mutfağa gelip "Louie " demişti, " nasal yapılacağını size göstereceğim. Kendimiz yaparız hep ekmeğimizi. " Hazırlanışını gördüğümde ve Bayan Woolf 'daki titizliği, şaşkına dönmüştüm. Bana hamurun hazırlanışı, un ve maya miktarı, nasıl yoğrulacağıni gösterdi. Öğleye kadar yanıma üç-dört kez , hamuru yoğurmaya gelmişti. Ve nihayetinde evlerde pişirilen ekmekler gibi şekillendirilmiş ve doğru ısıda pişmişti. Fakat tam burada Bayan Woolf un hiç de pratik bir insan olmadigını belirtmem gerekiyor- dikiş dikemezdi mesela, örgüden anlamaz, araba kullanamazdıi-, fakat her defasında pratik gerektiren bu işin üstesinden gelmeyi biliyordu. Bayan Woolf gibi ekmek pişirmek haftalarimi aldi almasına ama, uzun uğraşlar sonucu, boynuzun kulağı geçtiğini söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra Monks House'da değişik yemekler yemeye başlamıştım. Bay ve Bayan Woolf'un büyük miktarda yemek hazırlamamı sevmez, yine de iyi yaşayıp, iyi yemek yemesini bilirlerdi. Yaban etine bayılırlardı -iyi hazırlanmış soslarıyla kar tavuğuna ve sülüne. Pudingler hafif olmalıydı, çoğu zaman krem ve sufleydi zaten bunlar. Yemek konusunda yoğunlaşmaya başlamıştım. Bunun üzerine Bay Woolf, ilerlemişler için Brighton Technical College"de yemek kursuna katılmamı önerdi. Müthiş bir fikirdi bu. Bir yıllık kursu ayaralayansa Bayan Woolf olmuştu. Şevkle katılıyordum yemek kurslarına. Rodmell'den ner sabah saat on birde çıkar, akşam yemeğine hazırlamak ve yeni gösterilen tarifleri deneyebilmek için ikindi vakti dönerdim yine. Yıl sonuna doğru zor yemekleri pişirebiliyor, Monks House'a misafir gönderdiğimde iyi bir mönü aranje edebiliyordum. Bayan Woolf misafir ağırlamak için kendisini iyi hissediyorsa tabii."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Louie Mayer &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(Almanca'dan Türkçeleştiren: Melike Öztürk)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5507913732811683827?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5507913732811683827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5507913732811683827' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5507913732811683827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5507913732811683827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/03/virginia-wolfu-anmsarken.html' title='Virginia Wolf&apos;u Anımsarken'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R96GzWT5h5I/AAAAAAAABpA/Zg_Yj_6caso/s72-c/Virginia_Wolf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8807470276389192279</id><published>2008-03-15T15:01:00.003+02:00</published><updated>2008-03-15T15:12:38.825+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R9vK32T5h4I/AAAAAAAABo0/SJnADV_LeSY/s1600-h/Odd.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5177955257413109634" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R9vK32T5h4I/AAAAAAAABo0/SJnADV_LeSY/s400/Odd.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Simon içeri girdi; gülüyordu. - Büyükbabayla tanıştın demek. Pek hoştur kendisi, çocukların eğlencesidir. Boğazına çok düşkündür. Her yemekte çatlayacak derecede yer. Kendi haline bıraksan, ne kadar çok yiyeceğini tahmin edemezsin. Neyse, birazdan göreceksin zaten. Tatlılara sanki onlar birer genç kızmış gibi bakar. Şimdiye kadar bundan daha gülünç bir şeye rastlamamışsındır, birazdan göreceksin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O sırada bir çan çaldı. Akşam yemek vaktini haber vermek içindi bu. Aşağı indim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;br /&gt;Simon, ellerini ağzının iki yanında kavuşturarak, "Bu akşam yemekte sütlaç var" diye bağırdı ihtiyara doğru. Yaşlı adamın kırışık yüzü aydınlandı; söyleneni anladığını ve memnun olduğunu belli etmek için tepeden tırnağa iyice sarsıldı. Nihayet yemeğe başladık. Simon, bana dönerek, "Bak!" diye fısıldadı. Büyükbaba çorbayı sevmemişti; yemek istemiyordu ama sağlığı için gerekli olduğunu öne sürerek ona zorla yedirmeye uğraşıyorlardı. Uşak, çorbayla doldurduğu kaşığı zorla adamın ağzına sokuyor, yaşlı adam ise, canla başla karşı koyuyor ve ağına akıtılan çorbayı içmemek için masaya ve yanındakilerin üzerine püskürtüyordu. Çocuklar gülmekten kırılırken, babaları da "İhtiyar ne kadar komik, değil mi?" diye söyleniyordu. Bütün yemek boyunca yalnızca ihtiyarla meşgul oldular. Büyükbaba, masaya konan yemekleri bakışlarıyla yiyor, çılgınca salladığı elleriyle tabakları tutup kendisine çekmeye çalışıyordu. Yemekleri hemen hemen ihtiyarın ulaşabileceği uzaklığa koyuyorlar ve burnuna gelen yemek kokularının kışkırttığı ihtiyarın tabaklara doğru yaptığı titrek hamlelerini ve çılgınca hareketlerini seyrediyorlardı. İhtiyar, anlaşılmaz biçimde homurdanıyor ve salyası boynundaki peçeteye akıyordu. Bütün aile de, bu tuhaf ve tiksinti verici işkenceden zevk duyuyordu. Daha sonra, büyükbabanın tabağına biraz yemek kondu. Yaşlı adam, tabağına bir parça daha konması için önündekini büyük bir oburlukla silip süpürdü. Sütlaç getirildiği zaman ihtiyar çırpınmaya başladı. Sızıldanıp duruyordu. Gontran, büyükbabaya döndü ve "Bugün çok yediniz, size tatlı yok" diyerek, ona sütlaç verilmeyecekmiş gibi davrandılar. Yaşlı adam, bunun üzerine ağlamaya başladı; her tarafı titriyerek ağlarken, çocuklar katıla katıla gülüyorlardı. Nihayet, büyükbabanın payını da tabağına koydular. Adamcağız ilk lokmasını yutarken boğazından garip bir ses çıkardı ve çok büyük bir lokmayı yutan ördeklerinkini andıran bir boyun hareketi yaptı. Tabağındaki bitirince, biraz daha tatlı vermeleri için tepinmeye başladı. Büyükbabanın çektiği gülünç ve yürek parçalayıcı işkence karşısında dayanadım ve "Hadi, biraz daha tatlı verin ona" dedim. Simon, "Yoo, dostum, diyerek söze karıştı, bu yaşta fazla yerse, rahatsız olabilir". Sözümü geri aldım ve sustum. "Neredesin mantık, ahlâk ve sağduyu" diye geçirdim içimden. Sağlığını öne sürerek ihtiyarı o yaşta tadabileceği tek zevkten yoksun bırakıyorlardı. Ölgün ve titrek ihtiyar ne yapacaktı ki bundan sonra sağlığı? Sayılı günlerine karışıyorlardı onun. Kaç günü kalmıştı ki şunun şurasında? On, yirmi, elli ya da yüz günü mü? Neden böyle yapıyorlardı? Sağlığını korumak için mi, yoksa onun boğazına düşkünlüğünün ortaya çıkardığı sahneleri bütün ailenin biraz daha seyretmesini sağlamak için mi? Yaşlı adamın artık hayatta yapacağı başka hiçbir şey kalmamıştı ki. Onun için tek bir istek, tek bir sevinç kaynağı kalmıştı. Neden bu sevinç ona bütünüyle yaşatılmıyordu? Yemeğin ardından uzun bir süre kâğıt oynadıktan sonra yatmak için odama çıktım. Üzüntülü, çok üzüntülüydüm! Pencerenin önüne oturdum. Yakındaki bir ağaçtan gelen yumuşak, tatlı ve güzel kuş cıvıltılarından başka hiçbir şey duyulmuyordu dışarıda. Bu kuş, kuluçkaya yatmış dişisi için böyle yumuşak sesle gece boyu ötecekti. Bense, şu sırada çirkin karısının yanında horul horul uyuyan zavallı dostumun beş çocuğunu düşündüm... "&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Guy de Maupassant -Bir Aile(3 Ağustos 1886)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8807470276389192279?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8807470276389192279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8807470276389192279' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8807470276389192279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8807470276389192279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/03/simon-ieri-girdi-glyordu.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R9vK32T5h4I/AAAAAAAABo0/SJnADV_LeSY/s72-c/Odd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2466946949314795021</id><published>2008-02-18T13:05:00.003+02:00</published><updated>2008-02-18T13:15:22.164+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;"Teknede açılan bir hamur ona başarılan bir iş neşesi verir; ateşte, tavada kızaran ciğer, balık, patlıcan veya kabak ona bir musiki gibi gelir ve o, ateşte ağdalaşan aştan arada bir, parmağıyla, kaşığının ucuyla tadarak, yemeğin kıvamına geldiğini duydukça sevinir ve bunu ehemmiyetle haber verirdi. bu zamanlarda, eniştemizin yüzü, dişleri, kumral sakalı, parlak gözleri ve elinde tuttuğu kepçe veya kaşık, hep birlikte, aynı cilalanmış neşede, raflarda dizili kalaylanmış sahanlar gibi parıldardı. o, bu zamanlarda, kendini hayatının mühim bir anında ve yapmakta bulunduğu bir iyilik üzerinde duyardı. sanki, dilinden düşürmediği bir tabirle, "fisebilillah" bütün beşeriyet için yemek pişiriyor gibiydi. onu belki ırsi birtakım saikler fırınların önüne ateş kenarına, ocak başına çekiyor ve onun asıl dehası yemek pişirmek ve yanındakilere yedirmekte görünüyordu. o belki ahçı olmak için yaratılmıştı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdulhak Şinası Hisar, Çamlıca'daki Eniştemiz, YKY, s:64&lt;br /&gt;via &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/endiseliperi.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#ff6600;"&gt;Endişeliperi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2466946949314795021?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2466946949314795021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2466946949314795021' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2466946949314795021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2466946949314795021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/02/teknede-alan-bir-hamur-ona-baarlan-bir.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3977959926157989416</id><published>2008-02-12T12:12:00.000+02:00</published><updated>2008-02-12T12:19:11.598+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aç'/><title type='text'></title><content type='html'>Seferberlikte aç kalan Mevlüt ŞAHSUVAR dönüşünde şu şiiri yazar ;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hastayım dermanımı söyleyim&lt;br /&gt;Gamdan ezadıma derman ah olsa&lt;br /&gt;Gurbetlik ayağıma duzak neyleyim&lt;br /&gt;Gurbetlik affına ferman ah olsa.&lt;br /&gt;Hak rahmet eylese resul şefaaat&lt;br /&gt;Her zaman lazımdır buna itaat&lt;br /&gt;Dünyaya geleli görmedim rahat&lt;br /&gt;Ahir günümüze Kuran ah olsa.&lt;br /&gt;İlaca başlayak baklava gelsin&lt;br /&gt;Nihayette gurabiye bulunsun&lt;br /&gt;Kabağın defterden ismi silinsin&lt;br /&gt;Güzel ilaç biliyorsun ah olsa.&lt;br /&gt;Kaz kızartmasını koyun siniye&lt;br /&gt;Helva hıtap bide sütlaç hanila&lt;br /&gt;Kaykanada lazım merhem etmeye&lt;br /&gt;Güzel merhem düzüyorsun ah olsa&lt;br /&gt;Bamya patlıcan dertliye derman&lt;br /&gt;İçliköfte eyi oluyor heran&lt;br /&gt;Söyleyin lahana sarmasına getirsin ferman&lt;br /&gt;Gözel ferman yazıyorsun ah olsa.&lt;br /&gt;Pirinç kebabına dökün kebabı&lt;br /&gt;Güzel olur hizmetçinin şebabı&lt;br /&gt;Üzüm hoşafıda eyi oluyo tabi&lt;br /&gt;Karpuz kavun dahi şifa ah olsa.&lt;br /&gt;Keşkekke göllendirseler yağı&lt;br /&gt;Suböreği benim ciğerimin bağı&lt;br /&gt;Kahve yemeklerin yüzünün ağı&lt;br /&gt;Karnımın kadrini bilir ah olsa.&lt;br /&gt;Olsaydı kuymaktan yeriz biz biraz&lt;br /&gt;Çinko sahan ile bulunsa kiraz&lt;br /&gt;Olsa geceliğe her çeşit çerez&lt;br /&gt;Uykumuzu getirmese onlar ah olsa.&lt;br /&gt;Rahatı lokum peynir şekeri&lt;br /&gt;Başıma değeydi incir tekeri&lt;br /&gt;Üzüm leblebi de bulunsun bari&lt;br /&gt;Elma armut dahi şifa ah olsa&lt;br /&gt;İçli hıtap olsa yeriz bir sokum&lt;br /&gt;Tel tel helvasını unutma sakın&lt;br /&gt;Kimse ödeyemez lokumun hakkın&lt;br /&gt;Vücuduma rahat verir ah olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir leğen pilav bir şimşir kaşık&lt;br /&gt;Çir hoşafına da geleydi keşik&lt;br /&gt;Kaynatma pancara ben oldum aşık&lt;br /&gt;Ağrıtsın karnımı pancar ah olsa.&lt;br /&gt;Bulunmadım diye çirliaş küsüyor&lt;br /&gt;Pirzola kılıncın arşa asıyor&lt;br /&gt;Nişe bestilini dişim kesiyor&lt;br /&gt;Çekirdek çenetde şifa ah olsa.&lt;br /&gt;Bestil kavurması gülden ileçer&lt;br /&gt;Şeker ile kaymak gönlümden geçer&lt;br /&gt;Nar şerbeti benim midemi açar&lt;br /&gt;Zerdali şeftali şifa ah olsa.&lt;br /&gt;Mevlüt Şahsuvar der biz gönülden geçirdi&lt;br /&gt;Ayerdik biz dörtnala kaçardık&lt;br /&gt;Gönülden bunlar herkez geçirdik&lt;br /&gt;Kuru arpa ekmeği yersin ah olsa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3977959926157989416?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3977959926157989416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3977959926157989416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3977959926157989416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3977959926157989416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/02/seferberlikte-kalan-mevlt-ahsuvar-dnnde.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7767709403813466041</id><published>2008-02-08T01:53:00.000+02:00</published><updated>2008-02-08T01:55:53.075+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'></title><content type='html'>Mis gibi portoyla ada sucuğunun hazırlanışını sordu Colin :&lt;br /&gt;Şöyle dedi Nicholas: "Bir sucuk alıp çığlıklarına aldırmadan derisini yüzün. Bu deriyi ne yapıp, yapıp dikkatle saklayın. Sucuğu ise kıyılmış ve oldukça sıcak tereyağında hızla öldürülmüş istakoz bacaklarıyla yoğurun. Hafif bir tencereye koyup buz üstüne düşürün. Ateşi açın ve bu açıklığa demlenmiş pirinç dilimlerini zevkli bir şekilde yerleştirin. Sucuktan acıklı bir ses gelince çabucak ateşten çekin. Ve çok iyi cins porto şarabı ile kaplayın. Platin bir kaşık alıp hırpalamadan karıştırın. Servis zamanı gelince bir çeyrek taze süt ve bir paket lityum oksit tuzunu birleştirip tülbentten geçirin. Garnitürünü pirinçle yapın, tabaklara dağıtın ve hiç ortalıklarda görünmeyin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Boris Vian,Günlerin Köpüğü&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7767709403813466041?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7767709403813466041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7767709403813466041' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7767709403813466041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7767709403813466041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/02/mis-gibi-portoyla-ada-sucuunun-hazrlann.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8599715657721862281</id><published>2008-02-06T14:17:00.001+02:00</published><updated>2008-02-06T14:19:07.160+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aç'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6mleXflvwI/AAAAAAAABmE/ZSRWcedH2co/s1600-h/aÃ§Ã§.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163840388878155522" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6mleXflvwI/AAAAAAAABmE/ZSRWcedH2co/s400/a%C3%A7%C3%A7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;.. "Hep," dedi açlık cambazı, "aç kalmama hayranlık duymanızı istedim." "Zaten hayranlık duyuyoruz," dedi müfettiş, onu rahatlatmak istercesine. "Ama hayranlık duymamalısınız," dedi açlık cambazı. "Eh, öyleyse duymuyoruz," dedi müfettiş, "niye duymamamız gerekiyor peki?" "Zaten aç kalmak zorunda olduğum için, elimden başka türlüsü gelmez," dedi açlık cambazı. "Şuna bakın," dedi müfettiş, "niçin elinden başka türlüsü gelmiyormuş?" "Çünkü," dedi açlık cambazı, küçücük başını biraz kaldırıp, öpmek için uzanmışa benzeyen dudaklarıyla, söyleyeceklerinin hiçbiri boşa gitmesin diye, tam müfettişin kulağının içine konuşarak, "çünkü tadı hoşuma gidecek yiyeceği bulamadım. Bulmuş olsaydım, inan bana, ortalığı yaygaraya vermez, sen ve herkes gibi tıka basa yerdim." &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Franz Kafka, Açlık Cambazı&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8599715657721862281?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8599715657721862281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8599715657721862281' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8599715657721862281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8599715657721862281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/02/blog-post.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6mleXflvwI/AAAAAAAABmE/ZSRWcedH2co/s72-c/a%C3%A7%C3%A7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2691686263798280899</id><published>2008-02-03T19:44:00.000+02:00</published><updated>2008-02-03T19:51:15.252+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"İhtiyar otlarını kaynattı, şimdi tencerenin içindekini iki toprak çömleğe&lt;br /&gt;boşaltıyor. Buruk bir tadı var: Ne tuhaf, Avcılar'ın yeraltı dehlizlerindeki&lt;br /&gt;görünmez mağara adamının bıraktığının aynı. İçtiğimde, yine duyularım&lt;br /&gt;keskinleşiyor, aynı zamanda hoş bir huzur kaplıyor içimi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Juan Goytisolo, Kapadokya'da Gaudi'nin Peşinde, Yeryüzünde Bir Sürgün&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2691686263798280899?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2691686263798280899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2691686263798280899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2691686263798280899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2691686263798280899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/02/ihtiyar-otlarn-kaynatt-imdi-tencerenin.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5838198892036043699</id><published>2008-01-31T12:27:00.000+02:00</published><updated>2008-01-31T17:18:00.765+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilimkurgu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yemek kültürü'/><title type='text'>Yemek Kültürünün Bilimkurgudaki Temsilleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;em&gt;Otostopçunun galaksi rehberine göre, belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi üç ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimidedir. Bu aşamalar; Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli düşünmedir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak bilinirler. Örneğin ilk aşama, “Nasıl Yiyebiliriz?” sorusuyla, ikinci aşama “Neden Yiyoruz?” sorusuyla, üçüncü aşamaysa “Öğle Yemeğini Nerede Yiyelim?” sorusuyla tanımlanabilmektedir.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otostopçunun Galaksi Rehberi / Evrenin Sonundaki Restoran-Douglas Adams&lt;br /&gt;                                                                   &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilimkurgu edebiyatı ve &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6HmOnflvmI/AAAAAAAABk4/AHSa11r0aMQ/s1600-h/robo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161659786737335906" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6HmOnflvmI/AAAAAAAABk4/AHSa11r0aMQ/s400/robo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sineması, bugün ve burada var olmayan, gelecekte veya farklı türden bir şimdi ya da geçmişte vuku bulması muhtemel bir düzeni tasvir etme çabasındadır. Ne var ki bilimkurgu, aslında tam da içinden çıktığı toplumun halihazırdaki meselelerinin tartışıldığı, eleştirildiği ve yadırgatıldığı bir laboratuar işlevi görür.Yeme alışkanlıkları ve yemek kültürü de bilimkurgu eserlerinde tartışılan bir mevzu olarak sık sık karşımıza çıkar. Her ne kadar yemek kültürü veya yemeye dair bir unsur, bilimkurgu eserlerinin (en azından benim bildiklerim arasında) hiçbirinin ana temasını oluşturmasa da hemen her eser, yemek, sofra adabı, kıtlık-kuraklık, bolluk-bereket ve lüks tüketim, lokantaların işleyişi ve standartlaşma, yemek üzerinden kontrol ve denetim, genetik-biyolojik olarak belirlenmiş yemekler, gelecekte beslenme sorunlarının nasıl üstesinden gelineceği gibi konulara dair, aralara sıkıştırılmış ama aslında çok da ilginç birçok ayrıntı ile doludur. Dolayısıyla yemek yemek, bilimkurgunun ütopik yahut distopik birçok türünde bir karın doyurma hadisesinin ötesinde aslında gayet toplumsal, tarihsel, siyasi ve sosyolojik açılımlar sunar. Bundan dolayı yemek kültürünün bilimkurgudaki temsillerine yönelik bir araştırma, bu konu üzerine yapılmış birçok tarihsel ve antropolojik araştırma gibi de değerlendirilebilir. Öte yandan bilimkurgu, geleceğe yönelik olması dolayısıyla, tüm bunlara ilaveten ayrıca bir uyarı, bir eleştiri ve yadırgatma imkanı sunar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının geri kalanı için &lt;a href="http://www.davetsizmisafir.org/index.php/2006/03/05/yemek-kulturunun-bilimkurgudaki-temsilleri/"&gt;tık tık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.blogger.com/index.php/2006/03/05/yemek-kulturunun-bilimkurgudaki-temsilleri/"&gt;Davetsiz misafir&lt;/a&gt;/K. Murat Güney&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5838198892036043699?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.davetsizmisafir.org/index.php/2006/03/05/yemek-kulturunun-bilimkurgudaki-temsilleri/' title='Yemek Kültürünün Bilimkurgudaki Temsilleri'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5838198892036043699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5838198892036043699' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5838198892036043699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5838198892036043699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/yemek-kltrnn-bilimkurgudaki-temsilleri.html' title='Yemek Kültürünün Bilimkurgudaki Temsilleri'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R6HmOnflvmI/AAAAAAAABk4/AHSa11r0aMQ/s72-c/robo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5472194094384100754</id><published>2008-01-29T16:25:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T16:29:37.918+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>Şiir ve Sinek</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R584DHflvlI/AAAAAAAABkw/13wbUhc7sFU/s1600-h/mother.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160905324192185938" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R584DHflvlI/AAAAAAAABkw/13wbUhc7sFU/s400/mother.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oh, dedi Şükriye Hanım, ohh, kızım geliyor. Oh Allah'ım, hiç aklımda yoktu, taa yaz ortasını bulur artık, başka gelemez diyordum, oh ne iyi oldu, bayram seyranlar da bitti artık peş peşe, taş çatlasa mektebi koyup gelemez diyordum, geliyor işte, hey güzel Allah'ım, ne diye kapatıyorlar mektepleri böyle durup dururken, oh iyi oldu, çok şükür oh, kızım geliyor.&lt;br /&gt;"Kızım geliyor İsmayıl efendi, duydun mu geliyormuş işte. Bak böyle yazıyor, oku da bak, nah işte mektubu, oğlun da okuyuverdi zaten, inanmazsan ona sor, yahut sen sormayı falan boş ver de İsmayıl efendi, koşuver ne olursun, çabucak koş git, bir kilo köftelik kıyma yaptır bana, al işte para, yeter mi, yeter yeter, sen köftelik de de, ben bir ekşilisini yapayım kızıma güzelcene, pek sever, aman maydanoz, maydanozu unutma İsmayıl efendi, bir de dereotu İsmayıl efendi kuzum, ha unutma dereotu, kendi kendime olunca, cin başıma, işte görüyor musun, hiçbir şeyler almaz oldum, aldırmaz da oldum, ye ye, yalnızlık; ne yiyeceksin, geçende makarnayı da size veriverdim zaten, bitiremedim, böyle tamtakır kurubakır bir ev oldu benim ev işte, sen bir kilo da şöyle en kırmızısından domates al bana, haa bir kilo da patlıcan kuzum İsmayıl efendi, söyle o meymenetsiz zerzavatçıya, Şükriye Hanım kızına imambayıldı yapacakmış deyiver de toparlansın kazıkçı pis, yine çekirdekli acı patlıcanları sokuşturmasın benim gibi birine, deyip kış turfanıdır, sokaktan toplamıyoruz parayı, bol keseden yaşamıyoruz, bir emekli maaşı bizimkinden, kime yetsin, kızıma mı, bana mı ha, ah Güler'im ah, kimbilir ne özlemiştir benim yemeciklerimi, ah okumak. Okumak. İyi. Güzel. Güzel de, koş git İsmayılefendi, hadi gecikmeyelim, yesin. İşte canım okusun kızım, amaaan dilim seydiyor, koş..."&lt;br /&gt;Okumak. İyi. Güzel. Her an yüreğim ağzımda lakin. Hiçbir dakka şöyle rahatça gözlerimi yumamaz oldum, uykular zehir zıkkım, koş İsmayıl olasıca, ne kaldı şurda akşama, gebertme işte geberesice. Hay kızım, şu mektubu daha bir önce atsaydın olmaz mıydı, yollarda mı gecikti nedir, postalar da bir alem zaten hesap etsene, tam geleceği gün öğreniyorum geleceğini, ondan sonra hadi bakalım iki ayağın bir pabuca, yağ yok, un yok, et yok, seğirt dur artık, yetişebilirsen yetiş, zaten otur otur, ağırlaştım, yalnızlıktan iş güç tutmaz oldum, ha deyince toparlanıp kalkamıyorum ki… Bir güzel sofra kurayım yavrucuğuma, evine geldiğini anlasın bari çocuğum. Oh çok şükür, sağ salim ya, aman ne yapayım, neyi ne kadar yetiştirirsem o kadar artık, sağ salim gelsin de, girsin şu kapıdan içeri hele, off bacaklarım, kemik kemik, iki saat çözülüp açılmaz artık, hadi Şükriye, hadi gayret, kımılda, hiç aklında var mıydı, kızın geliyor işte…&lt;br /&gt;Anaların, diyor Şükriye Hanım'ın kızı Güler, anaların yüreği hep ağzında. Hep böyle oldular. Uykularında-uyanıklıklarında ölülerimizi görür oldular bütün bütün. Analara, analara, en çok onlara yazılmalı şiirler çocuklar, en çok onları anlatmalı. Hep anlatmalıyız, okul kapılarına varamayan, hiç değil her akşamüstü, oh çok şükür sağ salim geldi bugün de, diyemeyen, her günün her akşamını bile bekleyemeyen, yarına dayanmak için her günün her akşamüstü olsun sevinemeyen, hep uzaktan, aylar ucundan kıvranıp duran anaları, onları anlatmalıyız. Şiirleri onlar üstüne, onlar için yazmalıyız çocuklar. Anaları çocuklar, insanları çocuklar, tutarsa şiirimiz ayakta tutar. En yakınımızdan başlamalı, onlara, onlar için en güzel şiirleri yazmalıyız.&lt;br /&gt;Güler, bir akşamüstü ana evine vardığı zaman da, son yazdığı şiirinin en güzel şiiri olduğunu düşünüyor: Arkadaşlarım da onayladılar zaten, en katı kafalımız Zehra bile, ben şiirimi okuyunca, yurtta, benim şiirimi dinledi dinledi de, kirpikleri çipildendi, gözüne inen yaş perdesini gizledi. Sesi bulandı da, "Sağol Güler"i bile çatallı çıktı, anlamaz mıyım? Anaları, anaları şiirlerimizde onları da anlatıp, onlara da okumalıyız şiirlerimizi. Her şeyin içinde kendilerini de düşündüğümüzü bilsinler, başkaları da bilsin bunu, güzel olsun ama şiirlerimiz, en güzeli olsun; en çok buna çabaladım. Bir kutu çikolata, bir şişe kolonya, ya da üç metre kumaş. Yok ama benim bir şiirim var. Güzel olmasına özenilmiş bir şiirim. Evi onunla donatacağım. Annemi.&lt;br /&gt;Şimdi, daracık bir mutfakta annesinin kan-ter içinde ekşili köfteyi terbiyeleyişine, tez elden soğusun diye imambayıldıyı bir tepsi suyun içine oturtuşuna bakıyor, onun açıklamalarını -savunularını- dinliyor Güler: "Tabii kızım, tabii, geciktim, buzdolabına da sıcak sıcak konulmaz ki, daha doğru dürüst kullanamadan bozuluverir, paltonu bile yaptıramadan biz, buna sıvanmıştık, yazık değil mi?"&lt;br /&gt;Salatanın maydonozunu, dereotunu ince ince kıyıyor Şükriye Hanım, hiç olmadık bir sabırla, özene bezene, sızıldanarak bir yandan: Ah bak, sen gelmeden her bir şeyleri hazır edeyim dedim, yetişemedim, kaplumbağa gidişli İsmayıl efendiyle ne olacak zaten, olacağı bu. Elim mi ağırlaştı benim de, yapmaya yapmaya unuttum mu yapmasını? "Güler kızım, su zeytinyağı şişesini uzat hele." Yoksa belki heyecandandır, elim ayağıma dolanıyor, ay bak şişeyi kaydırıyordum nerdeyse, ilahi Şükriye karısı e mi, senden ne et olur, ne ocak, derlensene, işte kızın tam bir hafta seninle, tam bir hafta dizinin dibinde. "Bir hafta demiştin, değil mi Güler, mektebi kapamalarıyla?" Acaba bir kilo daha patlıcan alsak mı? Camları silsek mi?&lt;br /&gt;Güler patlıcandan, camlardan habersiz, annesinin beş günü bir hafta yapıvermesine sevecenlikle gülümsüyor: Arayı şiirle kapatırım. Şiir unutturur ona bir hafta değil, beş gün kalacağımı, şiir onu sevindirir.&lt;br /&gt;"Anne, bu kadar inceleme canım, hadi oldu, yeter, oturalım şöyle başbaşa, sana ben…"&lt;br /&gt;"Ah" diyor Şükriye Hanım büyük bir çığlıkla, "Ah, acıktın tabii!" Güler, kızım, işte yine iğne iplik, avurtları iyice çökmüş, yurtlarda öyle, hısım akraba evlerinde kim bakacak ona tabii, kimse bakmaz, kim kımıldayacak onun için, kendi de bakmaz kendine zaten, nasıl baksın, yollayabildiğim para belli, benim durumum belli, o koca şehirde nasıl olur insan, nasıl doyunur? "Al, atıver ağzına sıcacık bir börek hadi, şimdi otururuz, sofraya ekmek koyduk mu biz?"&lt;br /&gt;"Geldiğimden beri koşturuyorsun anne, ekmeği koydum" diyor Güler: Sesim hırçın cıktı, acıktığıma veriyor, mideme. Daha kapıdan girince ilk işim şiirimi okumak olsun anneme, şiirini onun, demiştim. Hadi çay, diye tutturdu, mutfağa seğirtti. Hadi limonata, diye tutturdu, mutfağa seğirtti, akan musluğu anlattı. Elimden gelmiyor, tamirciler ateş pahası, ya bir de buzdolabı bozulursa ne yaparım, diyor. On dakika, henüz bozulmamış bir buzdolabı için hayıflanip durdu: "Ya ölürsem ne olursun?" diyor. Kimin öleceği önden sırayla belli mi, artık sırası sekisi mi kaldi işin? Her şey durulsun, dinsin; şiir okuyayım ona, diyorum. Artık böyle olunca, dursun. Yemekten sonra. O zaman okurum.&lt;br /&gt;"Otur anne, şimdi sana bir şiir okuyacağım."&lt;br /&gt;Öyle ya, artık tamam. Artık tam sırası. Evi dip köşe temizledik. Annemin baş edemediği camları, kapıları sildim. Sürünüp giremediği yatak altlarının tozunu. Musluklar ovuldu. Yeniden yemekler pişti. Çürük sebzeler ayıklandı. Yerlerine yenilerini taşıdık. Üçüncü gün banyo sobası yakıldı. Kendimiz de temizlendik. Akşamın altısı oldu. Çayını demledim. Geciktik. Eline yününü aldı. Şimdi içi enikonu rahat artık. Evin her yanı yeni ovulmuş pirinç kaplar gibi pırıl pırıl. Su kapları dolu. Gaz tüpleri dolu. Artık kafasının takılıp kalacağı tek nokta yok. Ben de dişimi sıktım, iyi sıktım. Sabırla bu saati bekledim, üç gün önce kapıdan girince ben, gözü şöyle bir elime kaymadı mı, yarım kilocuk kaymaklı lokum getirdi mi acaba diye? Ona elim boş, büsbütün armağansız gelmediğimi anlayacak şimdi. Gerçekten ben belki günlerce hep bu an'a hazırlandım. Şu an'ın annemi için çalıştım. Şiirini geceler boyu ince bir nakış işler gibi, ona güzel bir hırka örer gibi işleyip ördüm, maydonozu, dereotunu pul pul kıyar gibi. Ben için için hep dedim ki, analara, analara, şiirler en çok onların uykusuz, tedirgin gecelerine, doğranmış yüreciklerine. Zaman benim yalnız annemi, yapayalnız yüklenilmiş tedirginliklerinden çıkarmama izin vermiyor olur mu? Onlara, onlara… Durma ovulmuş, parlatılmış eski bakır taslarına bir demet çiçek koymalıyız.&lt;br /&gt;O zamandı. Üçüncü günüm. Şiirini, -şiirimi- çantamdan çıkardım. Tam başlıyordum: Otur anne, şimdi sana bir şiir okuyacağım. İçerde ve içimde şiirimi yeniden gözden geçiriyordum. İyi ki ilk gece ya da dün sabah, gaz tüpünü değiştirmeye koştururken o beni, aceleye getirmemişim, -musluğu İngiliz anahtarıyla gevşettim, kenevir sarıp sıkıştırdım, su sızması durdu- iyi ki o su, cız cız akarken okumamışım, iyi ki bu zamanı beklemişim, diyordum. Öyle. Güzel bir şiir bu. Musluğa keneviri sararken biliyorum, güzeli. İnsanların tarih boyu tek taşını, tek özverisini atlamamış, onların dolanık günlerine ufacık ufacık tığlarıyla karşı koyuşlarını atlamamış bir şiir. Güzel örülmüş, dört kıyısına da iğne oyalarından bir sıra biber çiçeği dikilmiş. Artık zamanı. Okuyacağım onu. İşte annem, oturmuş, yünü elinde, dingin. Benim de elim cebimde, kendi üstüne katlanmış bir kâğıtta; yanına gidiyorum. Açacağım, kendi üstüne katlanmış…&lt;br /&gt;"Acaba dolaptaki imambayıldıyı da versek mi İsmayıl efendiye?"&lt;br /&gt;Durduğum yerde durup kaldım. Elim cebimdeki, kendi üstüne katlanmış kâğıtta, kâğıttan birkaç milim uzaklaşmış olarak. Şiir benden kaçıyor. Hemen kavradım kâğıdı, cebimden çıkarıverdim. İşte şiir elimde. Görür görmez imambayıldıyı unutur sanıyorum.&lt;br /&gt;"O kalan yemeklerle birlikte imambayıldıyı da verelim. Yemedin. Bari onlar yesinler. Üç gündür dolapta durup duruyor. Boşuna yer işgal ediyor."&lt;br /&gt;Kalan yemekler, İsmayil efendiler, dolapta yer tutan imambayıldı zihnini kurcalayıp duracak. Şiirini iyice bir dinleyemeyecek. Şiir şiirsiz kalacak. En iyisi bunu da bitirmeli.&lt;br /&gt;"Çok istiyorsan götürüp vereyim. İsmayil efendi kapının önünde oturup duruyor."&lt;br /&gt;"İyi olurdu ya, yorulacaksın. Çağır gelsin, yorulma."&lt;br /&gt;Yoruldum, doğru. Ama kendi de bitti. Boyna didindik. Şiir? Henüz yok. Çay demleniyor. Annemin bir tepsiye dizdiği yemeklerle imambayıldıyı asagi indirdim. İsmail efendiye verip döndüm. Yukarı, annemin yanına çıkıyorum. Şiirimden. Yok. Cayma. Şiiri duyunca anlar, sevinir. Hele kendisi için yazılmış olduğunu öğrenince.&lt;br /&gt;"Çay koyayım mı?"&lt;br /&gt;"Koy ya. Oturup içelim. Bir oh diyelim."&lt;br /&gt;Üç gündür yanındayım, hep bu an'ı bekledim.&lt;br /&gt;Böyle dedim ya, sanırım duymadı.&lt;br /&gt;"Çay güzel demlenmiş" dedi, çay bardağını ona uzatırken ben. "Kendine koymadın mı?"&lt;br /&gt;"Koydum. Getiriyorum."&lt;br /&gt;Çayımı alıp karşısına oturdum. Az önce, imambayıldı nedeniyle yeniden cebime,-içeri- tıkıştırdığım şiirim var ya, şiiri, yani, orada bumburuşuk duruyor. Çıkarıp hışırtıyla düzleyeceğim. Artık okuyacağım. Pencereden üstümüze güzel bir akşam alacası süzülüyor. Şiirin duvarını, desteğini kurmaya hazır.&lt;br /&gt;"Kuru kuru içme Güler, biraz bir şey ye kızım, bak orda pandispanya var" diyor. İspanya düşüyor aklıma. Kartpostallar, turizm acentalarının duvarları. İspanya. Annemin elinde plastik bir sinek öldüreceği, şıp diye sedirin kıyısına vuruyor o zaman.&lt;br /&gt;"Nerden çıktı bu? Onca da dikkat ediyorum. Eve sinek sokmamaya çalışıyorum, bu saatte bile çekilip gitmiyorlar baksana."&lt;br /&gt;Ah, İspanya! Gitmeli. Batması uzun süren güneşler. –İnsanları böyle uzun süre yalnız bırakmamalı. Sanki bile isteye kaçıyoruz onlardan, sonra da avuçlarımızda şiirlerle geliyoruz, titizliği ondan arttı, öyle olmasaydı, sana bir şiir okuyacağım anne, dediğim sıra alt kata verilecek imambayıldıdan söz etmez, tek bir kara sinek peşine düşmezdi.- Belki ne dediğimi anlamadı annem. Gözlerini de, plastik sinek öldüreceğini de tümüyle karasinek peşine takması ondandır.&lt;br /&gt;"Uzat bakayım ayaklarını şöyle. Bir de sigara yak. Sana anne, tamam mı, senin için yazdığım bir şiiri okuyacağım şimdi."&lt;br /&gt;Öyle ya, bu da var: Okuyacağım şiirin herhangi bir kimsenin, herhangi bir kimseye herhangi bir şiiri olduğunu sanmasın. Bizim şiirimiz bu.&lt;br /&gt;Yüzünde uçuk bir pembelik. Batan gün, akşamın külrengine erguvan tozlarını serpiyor.&lt;br /&gt;"Benim için öyle mi?"&lt;br /&gt;Sevindi. Pembelik. Ellerim çok kıpırtılı. Şimdi ona sunuyorum işte, lüks lambasının gömleğini dağıtmadan, toz etmeden, işte başlıyorum.&lt;br /&gt;"Bu masa oraya yakışmadı. Yarın duvarın dibine çekelim mi? Oda daha genişler hem."&lt;br /&gt;Doğru. Oda çok dar. İspanya'yı geriletip pandispanyadan alıyorum bir lokma. İçimi bastırsın. Şurama saplanan bir kurşun parçasını, şu lanet kılçığı içerlerime itsin.&lt;br /&gt;"Simdi çekeyim istersen?"&lt;br /&gt;"Yok, yok. Sen yemeğin altını söndür de, onu yarın çekeriz. Ocağı söndür, yahninin altı tutmasın, canım et, ağız tadıyla ye bari…"&lt;br /&gt;Ocağı söndürdüm. Çayı bitmiş. Yenisini koymak istedim.&lt;br /&gt;"Şiir okuyacaktın ya, çayın acelesi yok" diyor.&lt;br /&gt;Şiir yere düşmüs, biber çiçeklerinin birazı solmuş, artık çok kötü olacak okumam, biliyorum. Yine de en büyük özlemim, dileğim kaç yerinden dilim dilim bölünmemiş, gün batmamış, odada yalnız daha koyu bir külrengilik kalmamış gibi –İspanya'mı anlamasın- geri oturuyorum karşısına. Şiiri yerden kucağıma taşıyorum, biraz sırtım ağrıyor, ya da bir yerim, ama başlıyorum. Annemin elinde plastik şiir öldüreceği. Gözü bir yastığın üstünde. Bekliyorum. Sinek öldüreceğini yastıktaki sineğe nişan almıştı çünkü: Kızıma konma!&lt;br /&gt;Bekliyorum. Plastik şeyi pat diye vurdu sonra yastığa.&lt;br /&gt;"Hay Allah!" dedi.&lt;br /&gt;Yine kaçırdı sineği.&lt;br /&gt;Sonra işte, bir süre bekledik. Yaaa çocuklar, uzun süre bekledik.&lt;br /&gt;Ah, diyor Şükriye Hanım, ah İsmayıl efendi, apar topar kalkıp gitti, bir hafta dedi, üç günde gitti, mektebi açılıverdi, ne var açılıvermeseydi, artık İsmayıl efendi, yeniden bekle de bekle, şurada yatarken, üç gün, geceleri bir uyanıyordum, şuramda bir rahatlık duyuyordum, hayırdır inşallah ne oldu, birden bakıyordum İsmayıl efendi, tabii ya, kızım yanımda, şimdi yine say dakkaları, say, sabah olmaz, gördün ya çöpe dönmüş, biraz toparlansın dedim, yedirdim içirdim çok şükür, lakin şu karasineklere de bir çare bulmalıyız İsmayıl efendi, rahatsızlık veriyorlar, getirdiğin domateslerin ise yarısı çürük çıktı inan, söyle o pis zerzevatçıya, burnumuzun dibinde karasineklerini çekiyoruz bir de, olmaz böyle İsmayıl efendi, olmaz! Ah sahi! Bak, tüh! Bir şey mi unuttuk biz? İçim öyle diyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Adalet Ağaoğlu&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5472194094384100754?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5472194094384100754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5472194094384100754' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5472194094384100754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5472194094384100754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/iir-ve-sinek.html' title='Şiir ve Sinek'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R584DHflvlI/AAAAAAAABkw/13wbUhc7sFU/s72-c/mother.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1399469468322152749</id><published>2008-01-27T18:22:00.000+02:00</published><updated>2008-01-27T18:30:09.454+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><title type='text'>Lynn Bianchi Photography</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;"We celebrate and ritualize, our sensuality and humanity around a meal at the table. Yet, we seem unable to accept those bodies which show the excessive effects of such pleasure."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lynn Bianchi'nin fotoğraf &lt;a href="http://www.lynnbianchi.com/index.html"&gt;çalışmaları&lt;/a&gt; Amerika'da pek çok müzede sergileniyor&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywL3flvjI/AAAAAAAABkg/ZUwTNDipseY/s1600-h/SpaghettiforThree.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160192990981242418" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywL3flvjI/AAAAAAAABkg/ZUwTNDipseY/s400/SpaghettiforThree.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywdXflvkI/AAAAAAAABko/zSQRs-hAGno/s1600-h/Servitude.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160193291628953154" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywdXflvkI/AAAAAAAABko/zSQRs-hAGno/s400/Servitude.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywCnflviI/AAAAAAAABkY/xv7E1f7Rw4k/s1600-h/C1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160192832067452450" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywCnflviI/AAAAAAAABkY/xv7E1f7Rw4k/s400/C1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1399469468322152749?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1399469468322152749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1399469468322152749' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1399469468322152749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1399469468322152749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/lynn-bianchi-photography.html' title='Lynn Bianchi Photography'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5ywL3flvjI/AAAAAAAABkg/ZUwTNDipseY/s72-c/SpaghettiforThree.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-96754676099125435</id><published>2008-01-27T17:49:00.000+02:00</published><updated>2008-01-27T18:07:21.625+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menüler'/><title type='text'>Az rastlanır menüler</title><content type='html'>Hayatı boyunca 3500'den fazla menü biriktiren Oscar Tschirky'nin (1866-1943) menü kolleksiyonu ölümünden sonra Cornell üniversitesi kütüphanesine bağışlanmış. Diğer örnekler için &lt;a href="http://instruct.sha.cornell.edu/services/instructional/raremenus/toc.htm"&gt;tık tık &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yr3XflvhI/AAAAAAAABkQ/E3LQxk8fLbE/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160188240747413010" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yr3XflvhI/AAAAAAAABkQ/E3LQxk8fLbE/s400/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yqhXflvcI/AAAAAAAABjo/DGe8SvMaDOQ/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yrcHflvgI/AAAAAAAABkI/LyS_tutonb0/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160187772595977730" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yrcHflvgI/AAAAAAAABkI/LyS_tutonb0/s400/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yqo3flvdI/AAAAAAAABjw/fQVzlg038og/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yq2XflvfI/AAAAAAAABkA/6gW0miCXySA/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160187124055916018" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yq2XflvfI/AAAAAAAABkA/6gW0miCXySA/s400/5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yqxHflveI/AAAAAAAABj4/WE62ff2YJts/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5160187033861602786" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yqxHflveI/AAAAAAAABj4/WE62ff2YJts/s400/3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Cornell University Library-&lt;a href="http://instruct.sha.cornell.edu/services/instructional/raremenus/toc.htm"&gt;Rare Menu Collection&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-96754676099125435?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/96754676099125435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=96754676099125435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/96754676099125435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/96754676099125435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/az-rastlanr-menler.html' title='Az rastlanır menüler'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5yr3XflvhI/AAAAAAAABkQ/E3LQxk8fLbE/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8361277413945592851</id><published>2008-01-25T15:22:00.000+02:00</published><updated>2008-01-25T15:27:21.105+02:00</updated><title type='text'>BÖREKÇİDE</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5njcXflvYI/AAAAAAAABjI/HirHz0ukuZ4/s1600-h/borek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159404924611968386" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5njcXflvYI/AAAAAAAABjI/HirHz0ukuZ4/s400/borek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cenab-ı Hak gani gani rahmet eylesin; peder hamur işini pek severdi. O kadar severdi ki gün geçirmezdi; gözlemesinden tut da külbohçası, altüst böreği, su böreği, fincan böreği, lalanga, yassı kadayıf, tel kadayıf, piruhi, tatar böreği, yufka pilavı, hamur çorbası, saray lokması, mantı, baklava, ekmek kadayıfı, şekerpare, sarığı burma, tulumba, hurma yer; Tanrı'nın günü yaptırırdı. Mübaret yerdi de bir kere bismillah deyip de çorbadan girişti mi et, dolma, sebze, zeytinyağlı, sağ yağlı, paça, tatlı, tuzlu, pilav demez, hoşafta kaşığı temizlerdi. Yemekten sonra çubuğunu yakar, sade kahvesini içerdi.Hiç unutmam, böyle bir kış mevsimiydi. Kar yağmış. Bahçe üstünde asma odadayız. Ortada lenger mangal tepeleme dolu. Kahve ibriği kenarında. Annem de öksürük olmuş, ılhamur kaynatıyordu.Peder de yeni Trabzon mektupçusu olmuş. Ya gitti, ya gidecekti. Malum ya! Eski adamlar biraz titiz olurlardı. Meğer aşçı mutfağı temiz mi tutuyor, yoksa alabildiğine mi gidiyor diye kurmuş. Rahmetli "tekerlekleri çevir" diye işaret etti. Çevirdim. Çubuğu elde fırladı. Yetmişbeş seksen vardı ama yine dimdik yürürdü. Eski satranç yünlü takke başında, bir karış tüylü kürk sırtında, yırtmaçlı Üsküdar alacısı üstünde, belinde şal... "Nereye" diye kim soracak? Kimin haddi?... Az öksürdü. Sofradan işittik. Biraz sonra bizim Arap geldi: "Büyük bey aşağı iniyor." dedi.Beş dakika, on dakika, yarım saat, bir saat, bir buçuk saat bekledik gelmedi. Bana da merak oldu. Odadan da sıkıldım. Yavaş yavaş indim. Kulak verdim ki aşçı ile konuşuyor: "Senin nene lazım, bir daha çevir!" diyor. Ne olsa beğenirsin??...Mutfağa inmiş, bakmış aşçı hamur açıyor. Tahtanın başında beklemiş. Bol maydanozla, peynirle tepsiye koydurmuş. Tam bir tarafı iyice kızarıp aşçı çevirdi mi o katı aldırıp çatır çatır yiyor, bir daha çevirtiyor. "Çevir Mehmet, kopar Mehmet!" diye böreği bir hale getirmiş ki, harcını tutacak ancak bir iki yaprağı kalmıştı... Beni görünce gülümsedi: "Tam zamanında yetiştin, gel bakayım karşıma geç!" diyerek tepsiyi hamur tahtasının üstüne koydurttu: "Oğlum senin börek dediğin mutfakta yenir. Babam da öyle yapardı." dedi.İşte o zaman, bu zaman, benim de canım börek istedi mi evde isem mutfakta, sokakta isem dükkanda yerim... Fakat siz hiç yemiyorsunuz, buyurunuz a!... Çarşı börekleri soğumaya hiç gelmez.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Ahmet Rasim&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8361277413945592851?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8361277413945592851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8361277413945592851' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8361277413945592851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8361277413945592851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/brekide.html' title='BÖREKÇİDE'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5njcXflvYI/AAAAAAAABjI/HirHz0ukuZ4/s72-c/borek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2765302529426410613</id><published>2008-01-25T14:48:00.000+02:00</published><updated>2008-01-25T16:12:10.411+02:00</updated><title type='text'>Memleket hasreti</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5nd2nflvXI/AAAAAAAABjA/3jw-wrIcF7U/s1600-h/semsi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5159398778513767794" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5nd2nflvXI/AAAAAAAABjA/3jw-wrIcF7U/s400/semsi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Halam sağ olsa da, sesim duysaydı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ceplerime köftür, iğde koysaydı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(Şunda yi) diyerek alma soysaydı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cevizi de dişle kırmak istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de gitsem teyzem beni görseydi&lt;br /&gt;İçi çökelikli dürüm dürseydi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hele azıcık da sızgıt verseydi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O an pirzolayı yermek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dayım gilden acık köğtür aldırsam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Emmim gilden armıt kak'ı buldursam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ceblerime şak leblebi doldursam&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Töhmeleyip, uşgur kırmak istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Söğürmelik bir et çıksa satırdan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Höşmerimle mantı gitmez hatırdan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuşluk leyin hedik gelse tandırdan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çölmeğin içine girmek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir hağbe kemeyi yüklesem sırta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çıksam bir alamaç yapacak sırta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beş göğ suvan, üç kaynamış yımırta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yufka ekmeğinen dürmek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunları her daim arzular özüm&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Memleket mahsulü vücuda lüzum&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tokaloğlu kaysı, dirani üzüm&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tek, yemeyim, şöyle dermek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir düğün olsa da bir kayın gitsek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dokuz butlu tavuk lafını etsek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dam pilavı, gelse yesek tüketsek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Davullu zurnalı dernek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bağ bozumu üzüm haftına batsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bekmez kazanına ayvalar atsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Boranıynan damla şiresi datsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arı soksa, çamır sürmek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üç arkadaş şöyle bir bahça bulsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çalpıdan atlayıp, bir üzüm yolsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağbısı dutsa da, bir rezil olsak&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O datlı günlere ermek istiyom.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Kırşehir’li halk ozanı Şemsi Yatsıman (1923-1994)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2765302529426410613?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2765302529426410613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2765302529426410613' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2765302529426410613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2765302529426410613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/memleket-hasreti.html' title='Memleket hasreti'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5nd2nflvXI/AAAAAAAABjA/3jw-wrIcF7U/s72-c/semsi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6317497407349322359</id><published>2008-01-23T17:52:00.000+02:00</published><updated>2008-01-23T17:56:35.288+02:00</updated><title type='text'>HARDALNAME</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5djJ3flvVI/AAAAAAAABis/9AGQCQRGxCw/s1600-h/OuttaMustard.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158700919342611794" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5djJ3flvVI/AAAAAAAABis/9AGQCQRGxCw/s400/OuttaMustard.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Ne budala şeymişim meğer,&lt;br /&gt;Senelerden beri anlamamışım&lt;br /&gt;Hardalın cemiyet hayatındaki mevkiini.&lt;br /&gt;«Hardalsız yaşanamaz.»&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu Âbidin de söylüyordu geçende.&lt;br /&gt;Daha büyük hakikatlere&lt;br /&gt;Ermiş olanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, lâzım değil ama hardal&lt;br /&gt;Allah kimseyi hardaldan etmesin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Orhan Veli Kanık&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6317497407349322359?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6317497407349322359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6317497407349322359' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6317497407349322359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6317497407349322359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/hardalname.html' title='HARDALNAME'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5djJ3flvVI/AAAAAAAABis/9AGQCQRGxCw/s72-c/OuttaMustard.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6825162643035978755</id><published>2008-01-23T14:44:00.000+02:00</published><updated>2008-01-23T14:48:57.610+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c22XflvTI/AAAAAAAABic/hoOqhnsLPbQ/s1600-h/menÃ¼.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158652205823540530" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c22XflvTI/AAAAAAAABic/hoOqhnsLPbQ/s400/men%C3%BC.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alice Statler Kütüphanesi San francisco menüleri kolleksiyonu için &lt;a href="http://www.ccsf.edu/Library/alice/menucollections/sfmenus.html"&gt;&lt;strong&gt;tık tık&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6825162643035978755?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6825162643035978755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6825162643035978755' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6825162643035978755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6825162643035978755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/alice-statler-ktphanesi-san-francisco.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c22XflvTI/AAAAAAAABic/hoOqhnsLPbQ/s72-c/men%C3%BC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5467497058366462288</id><published>2008-01-23T14:32:00.000+02:00</published><updated>2008-01-23T14:37:29.428+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c02HflvSI/AAAAAAAABiU/6OTh6bkJemM/s1600-h/Andre+von+Morisse,+Pink+Freud.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158650002505317666" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c02HflvSI/AAAAAAAABiU/6OTh6bkJemM/s400/Andre+von+Morisse,+Pink+Freud.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün çöl Arapları arasında yaşamakta olan bazı âdetler, bir arada yemek yemenin oluşturduğu bağlayıcı gücün dinsel bir etmen olmadığını, ama bu yemekten sonra oluşan karşılıklı borçların yeme ediminin sonucu olduğunu kanıtlar. Bir Bedeviyle birlikte bir lokma yiyen ya da sütünden bir yudum içen bir kimsenin artık ondan bir düşman olarak korkmasına gerek yoktur, onun koruma ve yardımına her zaman güvenebilir. Birlikte yenen yemek bedende kaldığı kabul olunmakla birlikte, bu sonsuza kadar süremez. İşte bunların anladıkları birlik bağı düşüncesi bu kadar gerçekçidir; güçlenmesi ve sürmesi için yinelenmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fakat ortaklaşa yeme ve içmeye yüklenen bu bağlayıcı güç nereden çıkıyor? En ilkel toplumlarda tek koşulsuz ve sürekli olan bağ, akrabalık bağıdır. Bir topluluğun bireyleri her zaman birbirinin yanında ve birbirine bağlıdır. Akrabalar, yaşamları ortak bir yaşamın ayrı ayrı parçası sayılabilecek derecede birbirlerine maddi olarak bağlı sayılan bir insan öbeğidir. Bu akrabalardan bir birey öldürülürse, oymağın kanı akmıştır demezler, kanımız akmıştır derler. Oymak ilişkisini anlatan İbrani sözü şudur: "Sen benim bel kemiğim ve etimsin". Öyleyse akrabalık ortak bir özde birleşme anlamına gelir. Akrabalık yalnızca bizi doğuran ve sütüyle besleyen annemizin özünün bir parçası olmamızdan ileri gelmez, sonraları yenen ve vücudu yenileştiren besin aracılığıyla da akraba olunur ve bu akrabalık güçlendirilir: Bir kimse diğer bir kimsenin tanrısıyla birlikte yemek yerse, onun da kendisinin özünden olduğu söylenir; onun için yabancı sayılan bir kimseyle birlikte asla yemek yenmez."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Sigmund Freud - Totem ve tabu&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Resim: Andre von Morisse, "Pink Freud"&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5467497058366462288?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5467497058366462288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5467497058366462288' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5467497058366462288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5467497058366462288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/bugn-l-araplar-arasnda-yaamakta-olan.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R5c02HflvSI/AAAAAAAABiU/6OTh6bkJemM/s72-c/Andre+von+Morisse,+Pink+Freud.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-294644240935740635</id><published>2008-01-17T15:54:00.000+02:00</published><updated>2008-01-17T16:08:39.871+02:00</updated><title type='text'>ÇİLİNGİR SOFRASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R49g8qhPz2I/AAAAAAAABiE/USAe_wSiW1c/s1600-h/mey.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5156446693684662114" style="WIDTH: 333px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px" height="306" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R49g8qhPz2I/AAAAAAAABiE/USAe_wSiW1c/s400/mey.jpg" width="359" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu zıkkımın yanında&lt;br /&gt;Arnavut ciğeri ister, bir.&lt;br /&gt;Çiroz salatası ister, iki.&lt;br /&gt;Cacık ister, uç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adalet, musavat, hürriyet demeye&lt;br /&gt;Sadece yürek ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Metin Eloğlu&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(İlhami Soysal, Türk Şiiri Antolojisi'nden)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-294644240935740635?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/294644240935740635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=294644240935740635' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/294644240935740635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/294644240935740635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2008/01/ilingir-sofrasi.html' title='ÇİLİNGİR SOFRASI'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/R49g8qhPz2I/AAAAAAAABiE/USAe_wSiW1c/s72-c/mey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4181979889004691507</id><published>2007-10-20T16:14:00.000+03:00</published><updated>2007-10-20T16:22:32.025+03:00</updated><title type='text'>Bir masa</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RxoAUG-B-OI/AAAAAAAABRg/u-9Z7ZmxZzA/s1600-h/Dpgi0297.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5123407871555533026" style="WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px" height="227" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RxoAUG-B-OI/AAAAAAAABRg/u-9Z7ZmxZzA/s400/Dpgi0297.jpg" width="262" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bize bir masa ayır Yankimu&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aleksandra´mla benim için&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir masa.&lt;br /&gt;Üstü çiçeksiz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Örtüsü gazeteden&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şarabı aşktan&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hem hülyadan.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aleksandra´m mızıka çalsın&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siyaha çalar parmaklarıyla&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Güftesi bayağı şarkılar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adi havalar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Meyhane acı zeytinyağı koksun&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sen hoşnut ol Yanakimu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sait Faik Abasıyanık&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4181979889004691507?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4181979889004691507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4181979889004691507' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4181979889004691507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4181979889004691507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/10/bir-masa.html' title='Bir masa'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RxoAUG-B-OI/AAAAAAAABRg/u-9Z7ZmxZzA/s72-c/Dpgi0297.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-234475528212218935</id><published>2007-10-20T16:00:00.000+03:00</published><updated>2007-10-20T16:09:44.121+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;em&gt;“When we no longer have good cooking in the world, we will have no literature, nor high and sharp intelligence, nor friendly gatherings, no social harmony.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marie-Antoine Careme&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-234475528212218935?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/234475528212218935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=234475528212218935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/234475528212218935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/234475528212218935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/10/when-we-no-longer-have-good-cooking-in.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2986753844027830128</id><published>2007-08-25T17:00:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T17:01:58.097+03:00</updated><title type='text'>MEDENİYET</title><content type='html'>Şu haline bak da utan&lt;br /&gt;Ne okuma bilirsin ne sayı&lt;br /&gt;Ne üstünde var ne başında&lt;br /&gt;Ne midende ne kursağında&lt;br /&gt;Bari gel de görgünü arttır&lt;br /&gt;Medeniyet öğren ayı.&lt;br /&gt;Yemek masası nedir, peçete nedir,&lt;br /&gt;Çatal bıçak nedir gör!&lt;br /&gt;Giymek şart değil ya,&lt;br /&gt;Ayakkabı gör, gömlek gör,&lt;br /&gt;İngiliz kumaşı gör, naylon çorap gör,&lt;br /&gt;Jartiyer bile görsen faydası var.&lt;br /&gt;Tarak deyip de geçme&lt;br /&gt;Saçını tara da gör&lt;br /&gt;Kafan nasıl işlemeye başlar.&lt;br /&gt;Kanalizasyon gördün mü sen hiç?&lt;br /&gt;Gel de kanalizasyon gör,&lt;br /&gt;Yemek şart değil ya,&lt;br /&gt;Döner kebap gör, su böreği gör,&lt;br /&gt;Ekmek gör be ekmek,&lt;br /&gt;Ne görsen faydası var!&lt;a href="http://www.siirgen.org/siir/m/melih_cevdet_anday/index.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Melih Cevdet ANDAY&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2986753844027830128?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2986753844027830128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2986753844027830128' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2986753844027830128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2986753844027830128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/08/medeniyet.html' title='MEDENİYET'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5795587879845881331</id><published>2007-08-25T16:58:00.000+03:00</published><updated>2007-08-25T17:04:05.068+03:00</updated><title type='text'>TECELLİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RtA2ym5sgeI/AAAAAAAAA5o/Ev3-WYfxnd8/s1600-h/imambayildi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5102638620874670562" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RtA2ym5sgeI/AAAAAAAAA5o/Ev3-WYfxnd8/s400/imambayildi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nedir bu benim çilem&lt;br /&gt;Hesap bilmem&lt;br /&gt;Muhasebede memurum&lt;br /&gt;En sevdiğim yemek imam bayıldı&lt;br /&gt;Dokunur&lt;br /&gt;Bir kız tanırım çilli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben onu severim&lt;br /&gt;O beni sevmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oktay rifat&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5795587879845881331?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5795587879845881331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5795587879845881331' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5795587879845881331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5795587879845881331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/08/tecelli.html' title='TECELLİ'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RtA2ym5sgeI/AAAAAAAAA5o/Ev3-WYfxnd8/s72-c/imambayildi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1533640319886331970</id><published>2007-07-27T17:54:00.000+03:00</published><updated>2007-07-27T18:03:47.288+03:00</updated><title type='text'>KADEH</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqoJFT0ysPI/AAAAAAAAA34/JRaGSUt5u_k/s1600-h/bulutt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5091892315521462514" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqoJFT0ysPI/AAAAAAAAA34/JRaGSUt5u_k/s320/bulutt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burası dalyan kahvesi&lt;br /&gt;Ortalık süt mavisi&lt;br /&gt;Apostol bu ne biçim meyhane&lt;br /&gt;Tabağımda bir bulut&lt;br /&gt;Kadehimde gökyüzü&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;Oktay Rifat&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1533640319886331970?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1533640319886331970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1533640319886331970' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1533640319886331970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1533640319886331970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/07/kadeh.html' title='KADEH'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqoJFT0ysPI/AAAAAAAAA34/JRaGSUt5u_k/s72-c/bulutt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6409150955212627943</id><published>2007-07-21T16:44:00.000+03:00</published><updated>2007-07-21T17:08:12.974+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089647271691333810" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqIPOj0ysLI/AAAAAAAAA3Y/WqZBjA43iyo/s400/20070105101036_havci.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Şüphe yok ki Ermeni şivesiyle patlıcan tavası, fakat İstanbullu Türk ağzıyla patlıcan kızartması dediğimiz lezzetli yemek, yine edebi tabirle 'sehli mümteni'dir (kolay ve sade göründüğü halde yapılması güç). Lakin sıcak sıcak, diri diri yenilirse... Öyle lokantalarda adet olduğu üzere, saatlerce evvel tavadan alınmış, tabakta ve camekanda pörsümüş, ölmüş olanının ne tadına, ne yoğurt sürülmüş buruşuk, gevşemiş kocakarı yüzüne bakarım. Tavadan çıkar çıkmaz, kızgın yağ henüz cildinin üzerinde habbelenir ve fışırdarken yenilirse, zaten yoğurda ihtiyacı yoktur. Kendine has, yarı mantar, yarı dana külbastısı o güzel kokusunu ve lezzetini yoğurtla bozmak, sarımsakla kapatmak reva mıdır? Külde pişmiş patlıcanı şu tarzda yerim: Ateşten, olduğu gibi kabuğiyle önüme getirirler; bıçakla ortasından boylu boyuna yarar, sırtı alta gelmek şartiyle tabağa bütün heybetiyle sererim; üzerine tuz, karabiber ve zeytinyağı... İşte güzel, ılık, çeşnili, iştah verici dumanı, buğuyu o zaman görünüz!"&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Kapuska, yemek meraklısı evlerde başka türlü yapılırdı: İri bir baş lahananın şeklini bozmadan içini ustalıkla oyarlar, bir kısmını çıkartıp yerine yağlı et parçaları yahut pastırma dilimlerikoyarlar, kapatırlar, güvecin ağzını da hamurlayıp küllü ateşte ağır ağır, tıkır tıkır, saatlerce bırakırlardı: Zamanı gelip de açtınız mı, bakardınız ne lahananın lahanalığı, ne de pastırmanın pastırmalığı kalmış.. Hepsi ilik!.."&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089649174361845954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="194" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqIQ9T0ysMI/AAAAAAAAA3g/t3rVUs37SX4/s400/134.jpg" width="166" border="0" /&gt;"Beyoğlu'ndaki Balıkpazarı'nın birkaç yerinde cilalı mermer tezgahlar ve yalaklar üzerine dizilmiş barbunyalara bakarken, memnuniyetlerini gözlerinden okurum: Oh derim, bunlar nasılsa layık oldukları mevkii alabilmişler.. Balıkları çürümüş sepetlerle çinko yalaklara koymaklığımız ve paslı çengellere asmaklığımız doğru değildir. Taze bir kalkan balığı, bence, o misilsiz eti şerefine antika masa saatleri gibi cam kavanozlara konmağa, yahut Holivut yıldızıymış gibi yatağına krep jorjetten bir cibinlik takılmaya layıktır.. Taze balık kokusu.. Bu, o kadar güzel, iştah açıcı, kuvvet kamçılayıcı, enerji hayat arzusu verici bir orijinal rayihadır ki, henüz bir parföm şişesinde niçin yer almamıştır, şaşarım.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089649771362300114" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqIRgD0ysNI/AAAAAAAAA3o/hJqYcWC5Nq0/s200/kadayifcevizlib.jpg" border="0" /&gt;"Ufacık iken başımdan bir yassı kadayıf meselesi geçmişti. Birgün sofrada yassı kadayıfı tabağıma koyarlarken, 'ben onu sevmem, yemem' demiş bulundum.. 'Peki olur a!' dediler amma iki dakika sonra yüreğime bir pişmanlıktır çöktü; gözümü tabaktan alamıyordum, bol cevizi, koyu tatlısı, ibrişim gibi hoş püskülleriyle yassı kadayıf gittikçe gözümde letafet kesbediyordu.. Fakat 'Vazgeçtim, yiyeceğim!' demeye izzeti nefsim bir türlü müsaade vermiyordu. Yutkuna yutkuna kalktım, içim hüzün dolu odadan çıktım.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5089650669010464994" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqISUT0ysOI/AAAAAAAAA3w/5-SxQXaX7Io/s400/strawberry.jpg" border="0" /&gt;"Çilek bence meyvelerin menekşesidir. Menekşe kadar mahviyetkar (alçakgönüllü), menekşe gibi rayihalı, menekşe kadar aceleci ve naziktir. Baharla beraber çıkar, az sürer, itina ister, insanların sevgililerine verecekleri en mutena çiçek muhakkak ki menekşedir, bir demet menekşe.. Fakat bir sepet çilek de verebilir. Çilekle menekşede saf, derin aşkların rayiha ve hatırası saklıdır. Çok zengin bir adam olsaydım yazı masamın üzerinde daima bir demet menekşe ve yemek masamın üzerinde de bir tabak çilek bulundururdum ve isterdim ki sevgilimin vücudu menekşe ve ağzı çilek koksun."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                        Refik Halid Karay&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6409150955212627943?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6409150955212627943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6409150955212627943' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6409150955212627943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6409150955212627943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/07/phe-yok-ki-ermeni-ivesiyle-patlcan.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RqIPOj0ysLI/AAAAAAAAA3Y/WqZBjA43iyo/s72-c/20070105101036_havci.gif' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3113150046390127521</id><published>2007-06-05T11:32:00.000+03:00</published><updated>2008-02-06T14:23:46.792+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Casanova’nın Aşk Mönüsü</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RmUoPVmTvII/AAAAAAAAA2A/n0R3S6Bt_jc/s1600-h/casanova1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072504799263702146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RmUoPVmTvII/AAAAAAAAA2A/n0R3S6Bt_jc/s400/casanova1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gelmiş geçmiş en ünlü çapkın olarak bilinen Casanova tüm yaşamı boyunca ülke ülke dolaşıp, değişik maceralara atılır. Siyaset ve edebiyat çevresinin önde gelenlerinin sofrasında ve yatak odasında o vardır. Kadınları ayartıp kalbini çalan en ünlü kadın avcısı Casanova için aslında aşk ve yemek bir bütündür. Âşık olduğu kadınları etkilemek için istiridye, kum midyesi mantar, av eti, ternöv usulü pişirilmiş mersinbalığı, sıcak çikolata kokulu peynirler, şarap ve şampanya gibi afrodizyak etkisi yüksek yiyecekler kullanır. Tutkuları hayatına yön verir Casanova’nın. Sevdiği kadının saçının bir buklesini alıp toz haline getirerek kurabiye hamuruna katar ve bundan büyük bir haz duyar. Böylece "tapındığı" kadının bedeninin bir parçası kendi bedenine geçmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Kazanova, 50’li yaşlarında İtalya’ya döner ve Salerno’da iki genç kıza, Armellina ve arkadaşı Emilia’ya tutulur. Nihayet bir gün onları operaya götürmeyi başarır. Operadan sonra da kızlara bir ziyafet çeker. Sofrada tam 100 tane istiridye vardır. Kızlar sofradan çok etkilenir. ‘Açlıktan ölmek üzere olan aşkım, ağzımı kıskanıyordu’ diye anlatıyor anılarında Kazanova. İstiridyeleri birbirlerinin ağzından kaptıkları neşeli bir yemek yenir... Birkaç gün sonra yine buluşup bir istiridye ziyafeti çekerler. Kazanova bir handa iki oda ayırtır, birinde geniş bir kanepe olmasını ayarlar. Mersinbalığı ve trüfle içilen şaraplar ve şöminenin ateşi, kızların kürklerini çıkartmalarını sağlar. İstiridyeleri ağızdan yeme oyunu tekrar başlar." Sonrasını ise Kazanova şöyle anlatıyor: "Emilia’nın ağzındaki istiridyelerden biri, göğüslerinin arasına düştü. Emilia istiridyeyi almaya kalkınca, oyunun kurallarını hatırlatarak korsesinin bağlarını açıp istiridyeyi düştüğü yerden kendi dudaklarımla almam gerektiğine ikna ettim. Onu soymama itiraz etmedi, istiridyeyi öyle bir aldım ki, bu sırada istiridyemi bulup çiğneme ve yutma zevkleri dışında başka zevkler aldığımı hissettirmedim." &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Bedensel haz kültü, hep en önemli şey olmuştur benim için. Hiçbir zaman hayatımda daha önemli bir şey olmadı. Hep öbür cinsiyet için yaratıldığımı düşündüm, onun için de hep onu sevdim ve elimden geldiği kadar kendimi sevdirdim. Yemek yemenin verdiği hazlara da tutkuyla bağlandım. Merakımı cezbeden her şeye hayrandım."&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RmUoH1mTvHI/AAAAAAAAA14/zOKsiz_eY2g/s1600-h/casanova.jpg"&gt;&lt;em&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072504670414683250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 281px; CURSOR: hand; HEIGHT: 354px" height="377" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RmUoH1mTvHI/AAAAAAAAA14/zOKsiz_eY2g/s400/casanova.jpg" width="296" border="0" /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;"Kadın cinsi tıpkı beslenmek için gerekli yemekler kadar faydalıdır erkeğe. Erkek, aslında tek bir yemekle doyabilecekken, çeşitli şekillerde hazırlanmış yüzlerce yemek ister. Aslında bu çeşitlerin verdiği doygunluk aynıdır ama erkek bunu ancak yedikten sonra hisseder. Yiyip bitirdiği çeşitli yahnilerin her birinden ayrı bir keyif alır. Aynısı aşk hazzı için de geçerlidir. Her kadın diğerinden farklı bir yahnidir. Sonuç aynıdır, ama erkek bunu iş bittikten sonra anlar. Bunun adına kararsızlık denir. Olabilir, ama bu kararsızlık yemek düşkünlüğüne benzer. İnsan hem yemek, hem aşk konusunda yanılabilir, ama aldığı haz konusunda yanılmaz. Çünkü bu haz her seferinde gerçekten farklıdır."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Casanova’nın Aşk Mönüsü - Eva Eckstein / Everest Yayınları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3113150046390127521?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=B50TWIYQP6AT2DVL31JW' title='Casanova’nın Aşk Mönüsü'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3113150046390127521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3113150046390127521' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3113150046390127521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3113150046390127521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/06/casanovann-ak-mns.html' title='Casanova’nın Aşk Mönüsü'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RmUoPVmTvII/AAAAAAAAA2A/n0R3S6Bt_jc/s72-c/casanova1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5583006022030785494</id><published>2007-05-29T11:30:00.000+03:00</published><updated>2007-05-29T11:35:05.016+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Mutfak Çıkmazı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rlvk5fPBQ1I/AAAAAAAAAyo/U-gouzbRIE0/s1600-h/mutfak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5069897481823798098" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rlvk5fPBQ1I/AAAAAAAAAyo/U-gouzbRIE0/s400/mutfak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tahsin Yücel’in 1960 yılında ilk basımı yapılan ilk romanı &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=YA2F5IKIB7ZTKXS7MP2K"&gt;‘Mutfak Çıkmazı’&lt;/a&gt; kontrolünü kaybeden ve saplantıya dönüşen bir tutkuyu anlatıyor.&lt;br /&gt;  Bir zamanlar kasabanın en zengini olan Divitoğlu ailesi, yoksul düşmesine rağmen kasaba halkından hâlâ büyük saygı görmektedir. Ailenin son umudu İlyas,  Cumhuriyet’in ilk yargıtayında üye olan dedesinin izinden gidip hukuk fakültesini kazandığında aile zar zor denkleştirdiği parayla İlyas’ı İstanbul’a gönderir. İlyas Emel isimli bir kıza âşık olur, evlenme teklif eder, reddedilir ve içindeki tutku yön değiştirerek yemek yapma aşkına dönüştürür ve İlyas’ın hayatını alt üst eder. Artık birbirinden güzel yemekler yapma tutkusu sevgilisini, ailesini, okulunu ve yargıç olma hayalini unutturmuş, yaşamının tek anlamı yemek olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;“Ama kendisi de biliyordu: bunlar anlamlarını yitirmiş sözlerdi! Her şey yitirmişti anlamını, her şey değişmişti, bitmişti artık, çırpınmak, üzülmek boştu, saçmaydı. Yitmeyen, bitmeyen bir tek şey vardı, bu da mutfaktı, bu çiftlik mutfağı. Bir lokanta mutfağı bile değildi, birkaç kuruş para bile getirmiyordu. Ama olan olmuştu bir kez: her şeyi bu mutfaktı işte, yaşamı bu mutfaktı! “&lt;br /&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5583006022030785494?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5583006022030785494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5583006022030785494' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5583006022030785494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5583006022030785494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/05/mutfak-kmaz.html' title='Mutfak Çıkmazı'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rlvk5fPBQ1I/AAAAAAAAAyo/U-gouzbRIE0/s72-c/mutfak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1554588455459085407</id><published>2007-05-15T17:07:00.000+03:00</published><updated>2007-05-15T17:18:13.265+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne'/><title type='text'>Anne ve mutfak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RknA2hLa0vI/AAAAAAAAAxA/pYgf8e39u9g/s1600-h/anne.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064791298806567666" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RknA2hLa0vI/AAAAAAAAAxA/pYgf8e39u9g/s400/anne.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"mutfak her zaman olduğu gibi loştu. Ocağın üstünde porselen demliğin içinde demlenen çayın kokusu çevreyi sarmıştı." Annenin mutfağından uzaklaşalı uzun yıllar geçmiştir oysa, yaşadığı zamanın gerçekliğine döner tekrar, "içine girdiğim dünya hiçbir zaman gerçekten verilmemişti bana. Annemin mutfağındaki o sonsuz sevgi hiçbir zaman gerçekten verilmemişti bana. Annemin mutfağındaki o sonsuz sevgi ve eli açıklık yoktu burada. Bir yabancıydım sanki. Bir süs. Bir gün bir mahkeme sonrası geldiğim gibi hızla çıktım o dünyadan. Küçük mutfak, duvara astığım at nalı; fotoğraflarım, her şey geride kalmıştı."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Nazlı Eray- 'Ekmek Arası Rüya'&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1554588455459085407?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1554588455459085407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1554588455459085407' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1554588455459085407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1554588455459085407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/05/anne-ve-mutfak.html' title='Anne ve mutfak'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RknA2hLa0vI/AAAAAAAAAxA/pYgf8e39u9g/s72-c/anne.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3663399523291214331</id><published>2007-04-28T14:37:00.000+03:00</published><updated>2007-04-28T14:57:34.130+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Atatürk'/><title type='text'>Atatürk ve yemek</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0hhLa0UI/AAAAAAAAAtg/48Fb7HO_dSc/s1600-h/ata06.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058444556913791298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0hhLa0UI/AAAAAAAAAtg/48Fb7HO_dSc/s400/ata06.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0XxLa0TI/AAAAAAAAAtY/iAH9YHAR6i8/s1600-h/sofra.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058444389410066738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0XxLa0TI/AAAAAAAAAtY/iAH9YHAR6i8/s400/sofra.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0QBLa0SI/AAAAAAAAAtQ/osi0AVeL7oA/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058444256266080546" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0QBLa0SI/AAAAAAAAAtQ/osi0AVeL7oA/s400/2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"Mutfakta 8 aşçıydık. Atatürk'ü çok göremezdik. Arada bir mutfağa iner 'Nasılsınız' diye hal hatır sorardı. Dolmabahçe'de olsun, Çankaya'da olsun asla&lt;br /&gt;tek başına yemek yemezdi. En az 30-40 kişilik yemek yapardık. "&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Atatürk neredeyse sabaha kadar çalışırdı. Sabahları ise mutlaka iki yumurta ile yapılmış omlet yerdi. Mutlaka iki yumurta ve beyaz peynir olacak! Her sabah omletini ben yapardım. Arada bir 'Soğuk olmuş' deyip geri gönderirdi. Tekrar omleti hazır eder, garsonlara verirdim. Çok titizdi. Asla soğuk yemezdi. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mutlaka kuru fasulye olacak. Atatürk'ün en sevdiği yemek kuru&lt;br /&gt;fasulyeydi çünkü. Ne zaman isteyeceği belli olmadığı için, biz her sabah mutlaka&lt;br /&gt;kuru fasulyeyi hazır ederdik. İster Çankaya Köşkü'nde olalım, ister&lt;br /&gt;Dolmabahçe'de, mutlaka yapardık. Yapardık ve yemezse döker sabah tekrar&lt;br /&gt;yapardık. Hatta trenle seyahat ettiğimizde bile ilk işimiz kuru fasulye&lt;br /&gt;yapmaktı. "&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;"Dolmabahçe'ye gittiğimizde ıstakoz bile bulup hazırlardık o zaman.&lt;br /&gt;Hatta kılıç balığı bile bulunurdu. Tabaklara büyük özen gösterirdik. Bamyalar&lt;br /&gt;bile tabaklara tek tek dizilirdi. O denli güzel görünürdü."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bursa-Yenişehir'e trenle yola çıktık. Atatürk'ün programı var. İnip&lt;br /&gt;yerleşeceğiz, araba göndermişler. Yola çıktık, ama ne olduysa araba devrildi.&lt;br /&gt;Aşçıbaşı 150 kiloluk bir adamdı. Üzerime devrildi. Neyse zar zor arabada nefes&lt;br /&gt;almayı başardık. Bizi çıkardılar. Ama dışarı çıktık, 'Atatürk yemek istiyor'&lt;br /&gt;diye birileri geldi. Trene nasıl yetiştiğimizi hatırlamıyorum. Meğer Atatürk&lt;br /&gt;kızmış, trene binmiş ve gidiyoruz demiş."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O zaman aylığım 20 liraydı. Çok iyi paraydı tabii. Atatürk'ün yanında&lt;br /&gt;çalıştığımızı duyan herkes çok büyük ilgi gösterir, çekinirdi. Askerlik&lt;br /&gt;yoklamasına gittiğimde 'Atatürk'ün aşçısı' diye herkes duymuş, herkes sessiz&lt;br /&gt;bana karşı. Şimdi çıkıp Cumhurbaşkanı'nın yanında çalışıyorum desem kim&lt;br /&gt;ilgilenir? "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dolmabahçe'deydik. Atatürk Yalova'ya gitti. O gün sabahtan çalışmaya&lt;br /&gt;başladık. Krema hazırlıyoruz. Ocağın üzerine tencereleri koyduk ve diğer işleri&lt;br /&gt;yapıyoruz. Çok ısınmış. Derken bir patlama. Bütün İstanbul birbirine girdi,&lt;br /&gt;'Dolmabahçe yanıyor' diye. Bacadan ateş çıkmış ama büyük bir şey değil. Hemen&lt;br /&gt;itfaiye geldi, çıkıp baktılar. Bunun için kaç defa ifade verdik sayısını bile&lt;br /&gt;unuttum. Atatürk'e de ulaştırmışlar tabii. Eyvah şimdi kızacak diyorduk ama&lt;br /&gt;Atatürk bize kızmadı. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ulu Önder Atatürk'ün, 1931-1935 yılları arasında aşçılığını yapan Halit Atay’ın anılarından&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="center"&gt;...&lt;br /&gt;“Atatürk'ün sofrasından hepimizin ruhunda ve dimağında nice derin, tatlı ve ibret verici anılar, yaşama ve insanlığa dair, nice değerli dersler kalmıştır.”&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yakup Kadri Karaosmanoğlu&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;“Atatürk’ün sofrası umumi karakteriyle bir bilginler sofrasıydı.” &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;Hilmi Uran&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Sofrasının çok muntazam olmasını isterdi. Sofrasına otururken her şeyin yerli yerinde, düzgün halde bulunmasına bilhassa ve bizzat dikkat ederdi. Sofranın tanziminde, sofra örtüsünde, tabaklarda, çatal bıçaklarda bir çarpıklık, bir yanlışlık görürse bunları bizzat düzeltir, ondan sonra sofraya otururdu.” &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Kılıç Ali&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;“Bu bir içki ve cümbüş sofrası değildi. Dostları ile hatta düşmanları ile sohbet ve tartışma meclisi idi. (..) Pek azı zevk ve eğlence meclisi olmuştur. Saatlerce pek ciddi şeyler okur veya yazardık. (..) “Türk dili ve Türk tarihi meselelerinin, onun sofrasında tam bir fakültelik zaman tutmuş olduğunu tahmin ediyorum.”&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;F. Rıfkı Atay&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşa'nın sofrası asla bir işret alemi yeri, bir vakit geçirme, bir zaman öldürme yeri değildi.. O bu sofrayı adeta bir okul haline sokmuştu. Dünya sorunlarının, yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve uygar Türk Ulusu'nun geleceğinin sabahlara kadar tartışıldığı bir okuldu bu sofra... Aydınlıklarla, iyi niyetlerle dolu bir sofra."&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sabiha Gökçen&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;1925 yılından ölümüne dek Atatürk’ ün sofrabaşılığını yapmış olan ve soyadını Atatürk’ ten alan İbrahim Bey anılarından:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Atatürk’ün sofrası, sofradan çok bir okula benzerdi. Sofrayı hazırlarken nasıl çiçekle süslemeyi ihmal etmezsem tabakların, bıçakların yanına mutlaka birer bloknot ile kalem yerleştirmeyi de hiç unutmazdım. Yemek odasının bir köşesinde de okullardaki gibi bir de kara tahta bulunurdu. Tebeşiriyle silgisiyle o da sofranın bir parçasıydı. Belki şaşanlar olurdu ama o karatahtaya ben bile çağrılmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sofrayı hazırlarken, Atatürk’ün davetlileri de genellikle bilardo odasına alınırlardı. Bazen Atatürk davetlilerini bilardo oynarken karşılardı. Bilardoyu çok oynardı. Davetliler tamam olunca da: ‘Buyurun, isterseniz sofraya oturalım’ diyerek ev sahipliği yapardı. Sofrada konuşulan, yada tartışılan konular, çoğu kez şafak sökünceye kadar sürebilirdi. Tartışılan konuyu ise, düşüncelerini öğrenmek istediği misafirlerine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Beyefendi, siz bu konuda ne buyuruyorsunuz?’ Diye sorardı. En uzun konuşmaları bile sabırla dinlerdi. Sonra da bir başka misafire dönerek: ‘Ya siz ne diyeceksiniz acaba? Ya da sizin bir diyeceğiniz var mı’ diye sürdürürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca, sofrasında bulunanların gözlemleriyle de belirtmeye çalıştığımız, Atatürk’ün sofrasına çağırılanlar; elbette O’nun değer verdiği kişilerdi. Çoğu kez kalabalık bir topluluğu oluşturan bu kişiler; hepsi kendi alanlarında otoriter isim yapmış kimselerdi”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;“Atatürk, sofra ne kadar kalabalık olursa olsun, bütün konukları ile tek tek ilgilenir, onların eksiklerini görür, isteklerini hemen fark ederdi. İçki içerken mezelere el sürmez, sadece leblebi yemekle yetinirdi. Leblebiyi, derin bir çanaktan sağ elinin üç parmağı ile alır, teker teker ağzına atar, sofrada yabancı yaksa, leblebiyi havaya atar ağız ile yakalardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir fikir söyleyen, ya da güzel bir espri yapan oldu mu, elindeki birkaç leblebinin bir yada ikisini bu arkadaşının avucuna koyarak beğenisi açıklardı.Sevdiği yemekler: Etsiz kuru fasulye(Atatürk buna “yağlı fasulye” derdi), pilav, omlet, karnıyarıktan hoşlanırdı. İçki ne kadar uzarsa uzasın yemek yemez, içki bittikten sonra yemeğe otururdu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İsmet BOZDAĞ&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;...&lt;br /&gt;“Sabah kahvaltısında; çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kase yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi.Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, yağlı fasulye derdi. Ayran ve limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da ayrıca yiyordu. Kuru fasulyeye okulda alıştım demiştir. Kışla yemeği, askerî yemek sayılmıştır kuru fasulye. İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi. Sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.&lt;br /&gt;Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte yiyordu. Devlet görevi akşam yemeklerinde devam ediyordu. Omlet seviyormuş, özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet yermiş. Sahanda yumurta da severmiş. Etli taze bamya de sevdiği yemeklerden. Karnıyarık da severmiş. Onu pilav karıştırarak yermiş. Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemek. Enginarı hiç yememiş. İstediği halde hiç yiyememiş. Hastayken enginar yemek istemiş. Hatay'dan ısmarlamışlar. Fakat kendisi komaya girmiş ve yiyememiş. Ara sıra fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesinden istediği olurdu. Tatlılarla arası pek iyi değilmiş. Ama gül reçeli severmiş. Kahveyi orta şekerli içermiş. 10-15 fincan içermiş. Her gün 40-50 sigara içermiş. Meyvelerden kavun seviyormuş. Kavrulmuş, tuzlu leblebi, fıstık da sevdiği yiyeceklerden. Soğan, sarımsak, pastırma gibi kokulu yiyecekleri sevmiyormuş. İçkilerden rakı ve bira içiyordu. Sofrasında çeşit bol değilmiş. Köşkte hazırlanan yemekleri yiyordu. Sarhoşluktan hiç hoşlanmadığı söylenmektedir.&lt;br /&gt;Çocukluğunda annesinin yaptığı Selanik'in ıspanaklı böreğini çok severmiş. Seyahatlerinde gittiği yerlerde kendisine ikram edilen yörenin yemeklerini zevkle yermiş. Ama bunlar O'nun sürekli yediği yiyecekler değildi. Kırşehir'de çorba, hindili pirinç pilavı, su böreği, karışık turşu ve meyve ikramları ile karşılaşmıştır. Kırşehir'in su böreğini çok beğenmiş. Kaman'da sahanda yumurta, yoğurt, balbaşı, pekmez ve meyve yemiş. Kızarmış tavuk, bulgur pilavı da orada ikram edilen yemekler arasındadır. Kaman'da ikram edilen yoğurt ve pekmez karışımı bir tatlı olan balbaşı pekmez dürüm yada sokum biçiminde yufka ekmekle yenir ki Atatürk bu yiyeceği de sevmiş. Adana'da severek yediği yemekler şunlardı: Bamya dolması, patlıcan hünkâr beğendi, güveç, sini köftesi, domatesli pirinç pilavı, hanım göbeği tatlısı. Tarsus'ta baklava yemiş ve ayran içmiş. Ayrıca çok miktarda marul yemiş. Siroza yakalanıp halsiz düştüğü günlerde tatlı yemesi gerektiğinde Yanya tatlısı ve irmik helvası çok hoşuna gitmişti. Konya'da kendisine sedirler saç böreği ve Höşmerim denen kaymaklı tatlı ikram edilmiş ve Atatürk bu özel yiyeceklerden memnun kalmıştı. Özellikle belediye başkanının evinde hanımı bu yemekleri O'na ikram etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Prof. Dr. Mahmut TEZCAN&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3663399523291214331?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3663399523291214331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3663399523291214331' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3663399523291214331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3663399523291214331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/04/atatrk-ve-yemek.html' title='Atatürk ve yemek'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RjM0hhLa0UI/AAAAAAAAAtg/48Fb7HO_dSc/s72-c/ata06.gif' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2509470247708623218</id><published>2007-04-06T17:10:00.001+03:00</published><updated>2008-05-08T16:09:11.883+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çikolata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Chocolat</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhZVc9l3P-I/AAAAAAAAAjA/bSHQveRjczM/s1600-h/Ã§iko.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5050317988200660962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhZVc9l3P-I/AAAAAAAAAjA/bSHQveRjczM/s320/%C3%A7iko.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;"&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0661311/"&gt;&lt;strong&gt;Luc Clairmont&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;[at confession]&lt;/em&gt; Each time I tell myself it's the last time, but then I get a whiff of her hot chocolate, or...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001989/"&gt;&lt;strong&gt;Madame Audel&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;:&lt;/strong&gt; ...Seashells. Chocolate seashells, so small, so plain, so *innocent*. I thought, oh, just one little taste, it can't do any harm. But it turned out they were filled with rich, sinful... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0173868/"&gt;&lt;strong&gt;Yvette Marceau&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;:&lt;/strong&gt; ...And it *melts*, God forgive me, it melts ever so slowly on your tongue, and tortures you with pleasure. "&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chocolat_(film)"&gt;Chocolat&lt;/a&gt;, 2000&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2509470247708623218?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://en.wikipedia.org/wiki/Chocolat_(film)' title='Chocolat'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2509470247708623218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2509470247708623218' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2509470247708623218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2509470247708623218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/04/chocolat.html' title='Chocolat'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhZVc9l3P-I/AAAAAAAAAjA/bSHQveRjczM/s72-c/%C3%A7iko.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2349884893387859396</id><published>2007-04-03T09:20:00.000+03:00</published><updated>2007-04-03T10:52:40.621+03:00</updated><title type='text'>Yemek ve içmek üzerine</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhIHtHlMGuI/AAAAAAAAAeI/8E6qXKv_XX4/s1600-h/Marriage+Feast+at+Cana-Hieronymous+Bosch.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049106603946285794" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhIHtHlMGuI/AAAAAAAAAeI/8E6qXKv_XX4/s400/Marriage+Feast+at+Cana-Hieronymous+Bosch.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Marriage Feast at Cana-Hieronymous Bosch&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;SONRA han sahibi yaşlı bir adam söz aldı, bize Yemek ve içmekten söz et, dedi.&lt;br /&gt;Ve El Mustafa yanıtladı:&lt;br /&gt;Olabilse de yeryüzünü saran buhur ve bitkiler gibi aydın&amp;shy;lıkla beslenerek yaşanabilse yalnız.&lt;br /&gt;Ama değil mi ki, yemek için öldürmek ve susuzluğunu gi&amp;shy; dermek uğruna, yeni doğmuş bebeği bile anasının sütünden mahrum etmek zorunda kalıyorsun, öyleyse bırak da bu davra&amp;shy;nışın bir tapınma görüntüsüne bürünsün.&lt;br /&gt;Bırak da sofran herkesin ortaklaşa yemek yediği bir sofra olsun. Bil ki, böyle bir sofraya katılanların içi, ormanların ve ovaların bilinen o saf temizliğinden daha saf ve temiz olur.&lt;br /&gt;Bir hayvanı öldürdüğünde içinden şunları geçir:&lt;br /&gt;"Seni kesip öldürten güç, günü gelince beni de öldürecek ve ben de senin gibi tüketileceğim."&lt;br /&gt;Seni benim ölümcül ellerime gönderen yasa, beni de daha güçlü bir ele teslim edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden ve benden akacak kanlar, ölümsüzler alemindeki ağa&amp;shy; cın köklerine inen birer damladan başka bir şey değildirler."&lt;br /&gt;Bir elmayı dişlediğinde de içinden şunları geçir:&lt;br /&gt;"Tohumların benim vücudumda boy atacak,&lt;br /&gt;Senin geleceğinin tomurcukları, benim yüreğimde yeşere&amp;shy; cek,&lt;br /&gt;Senin kokun, benim soluğum olacak,&lt;br /&gt;Ve her mevsimi birlikte karşılayıp, birlikte kutlayacağız."&lt;br /&gt;Mevsim sonbahara erdiğinde, bağından üzümleri toplayıp da cendereye doldurduğunda, içinden şunları geçir:&lt;br /&gt;"Ben de sizler gibi bir asmayım ve benim yemişim de bir gün toplanıp aynı cendereye doldurulacak,"&lt;br /&gt;Ve tıpkı yeni bir şarap gibi sonsuzluğun fıçılarında sakla&amp;shy;nılacağım."&lt;br /&gt;Mevsim kışa erdiğinde, hazırladığın şarabı içerken, doldur&amp;shy; duğun her kadeh için yüreğinde bir şarkı olsun.&lt;br /&gt;Ve o şarkıda, sana hasat günlerini, üzüm bağını ve cende&amp;shy;reyi anımsatan sözcükler bulunsun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Halil Cibran&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2349884893387859396?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2349884893387859396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2349884893387859396' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2349884893387859396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2349884893387859396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/04/yemek-ve-imek-zerine.html' title='Yemek ve içmek üzerine'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhIHtHlMGuI/AAAAAAAAAeI/8E6qXKv_XX4/s72-c/Marriage+Feast+at+Cana-Hieronymous+Bosch.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7762987436823704611</id><published>2007-04-02T10:53:00.000+03:00</published><updated>2007-04-02T10:55:39.647+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2jXlMGsI/AAAAAAAAAd4/ClM3kEi_2R0/s1600-h/Don+Quixote.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048735901024000706" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2jXlMGsI/AAAAAAAAAd4/ClM3kEi_2R0/s400/Don+Quixote.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“...let me eat, or else take your government again; for an office that will not afford a man his victuals is not worth two beans.”&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Miguel de Cervantes, Don Quixote&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7762987436823704611?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7762987436823704611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7762987436823704611' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7762987436823704611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7762987436823704611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/04/blog-post.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2jXlMGsI/AAAAAAAAAd4/ClM3kEi_2R0/s72-c/Don+Quixote.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-7117697565629349922</id><published>2007-04-02T10:51:00.000+03:00</published><updated>2007-04-02T10:53:03.476+03:00</updated><title type='text'>Supper at Emmaus</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2K3lMGrI/AAAAAAAAAdw/QWvRwcHsv3s/s1600-h/Supper+at+Emmaus-CARAVAGGIO.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5048735480117205682" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2K3lMGrI/AAAAAAAAAdw/QWvRwcHsv3s/s400/Supper+at+Emmaus-CARAVAGGIO.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;em&gt;Supper at Emmaus-CARAVAGGIO&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-7117697565629349922?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/7117697565629349922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=7117697565629349922' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7117697565629349922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/7117697565629349922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/04/supper-at-emmaus.html' title='Supper at Emmaus'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RhC2K3lMGrI/AAAAAAAAAdw/QWvRwcHsv3s/s72-c/Supper+at+Emmaus-CARAVAGGIO.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2171881556712128135</id><published>2007-03-28T15:36:00.000+03:00</published><updated>2007-03-28T15:38:36.672+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgphdnlMGLI/AAAAAAAAAZs/3WsQ4TL6fKk/s1600-h/breadbm.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5046953493891127474" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgphdnlMGLI/AAAAAAAAAZs/3WsQ4TL6fKk/s400/breadbm.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Bread, milk and butter are of venerable antiquity. They taste of the morning of the world.”&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Leigh Hunt (1784-1859), The Seer&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2171881556712128135?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2171881556712128135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2171881556712128135' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2171881556712128135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2171881556712128135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/bread-milk-and-butter-are-of-venerable.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgphdnlMGLI/AAAAAAAAAZs/3WsQ4TL6fKk/s72-c/breadbm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8449948837858708626</id><published>2007-03-28T15:35:00.000+03:00</published><updated>2007-03-28T15:36:46.992+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kahvaltı'/><title type='text'>Simply breakfast</title><content type='html'>&lt;a href="http://simplybreakfast.blogspot.com/"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5046953051509495970" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgphD3lMGKI/AAAAAAAAAZk/Hs9oEBRTSiA/s400/simply.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8449948837858708626?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://simplybreakfast.blogspot.com/' title='Simply breakfast'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8449948837858708626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8449948837858708626' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8449948837858708626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8449948837858708626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/simply-breakfast.html' title='Simply breakfast'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgphD3lMGKI/AAAAAAAAAZk/Hs9oEBRTSiA/s72-c/simply.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4641615334011306222</id><published>2007-03-27T13:48:00.000+03:00</published><updated>2007-03-27T13:50:13.511+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istiridye'/><title type='text'>Oysters/ İstiridyeler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rgj2kpXFWPI/AAAAAAAAAY8/0y6xFRnleRc/s1600-h/oysters.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5046554491907037426" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rgj2kpXFWPI/AAAAAAAAAY8/0y6xFRnleRc/s400/oysters.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“As I ate the oysters with their strong taste of the sea and their faint metallic taste that the cold white wine washed away, leaving only the sea taste and the succulent texture, and as I drank their cold liquid from each shell and washed it down with the crisp taste of the wine, I lost the empty feeling and began to be happy and to make plans.”&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;.................&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Ernest Hemingway, A Moveable Feast&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;"I will not eat oysters.  I want my food dead - not sick, not wounded - dead.  "&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;................&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Woody Allen&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4641615334011306222?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4641615334011306222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4641615334011306222' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4641615334011306222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4641615334011306222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/oysters-istiridyeler.html' title='Oysters/ İstiridyeler'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rgj2kpXFWPI/AAAAAAAAAY8/0y6xFRnleRc/s72-c/oysters.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-2250331158966901142</id><published>2007-03-22T14:58:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T14:59:30.873+02:00</updated><title type='text'>Sir Galahad Presented to take his Place with the Knights of the Round Table</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgJ9fZXFWEI/AAAAAAAAAXk/pwhijPkuTP8/s1600-h/Sir+Galahad+Presented+to+take+his+Place+with+the+Knights+of+the+Round+Table.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044732510945499202" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgJ9fZXFWEI/AAAAAAAAAXk/pwhijPkuTP8/s400/Sir+Galahad+Presented+to+take+his+Place+with+the+Knights+of+the+Round+Table.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Sanatçı bilinmiyor&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-2250331158966901142?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/2250331158966901142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=2250331158966901142' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2250331158966901142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/2250331158966901142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/sir-galahad-presented-to-take-his-place.html' title='Sir Galahad Presented to take his Place with the Knights of the Round Table'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RgJ9fZXFWEI/AAAAAAAAAXk/pwhijPkuTP8/s72-c/Sir+Galahad+Presented+to+take+his+Place+with+the+Knights+of+the+Round+Table.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1697383089452016275</id><published>2007-03-20T10:49:00.000+02:00</published><updated>2007-03-20T11:11:26.556+02:00</updated><title type='text'>Mide Bir Masal Diyarıdır</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rf-lNpXFVkI/AAAAAAAAATU/kwmY5ftqhOM/s1600-h/roportaj1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5043931761537799746" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rf-lNpXFVkI/AAAAAAAAATU/kwmY5ftqhOM/s400/roportaj1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Sürekli başıma geliyor, orada burada okurlardan çok iyi yemek yaptığıma dair tahminler işitiyorum. "Mutfakla aranız epey iyi olmalı" diyorlar, "bu kadar detaylı yemek tarifleri yapabildiğinize göre, siz de hayli iyi bir aşçı olmalısınız..." Aşçı mı? Oysa ben hani şu yumurta dahi kırmakta zorlananlardanım. Ömrü hayatımda ne bir kap yemek pişirmişliğim var, ne mutfağa girmeye kalkışmışlığım. İzlemeyi severim ben, görmeyi gözlemlemeyi okumayı ve araştırmayı severim. Velhasıl, yemek sözkonusu olunca teorim alabildiğine sağlamdır, sağlam olmasına da, pratik resmen sallantıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek benim için seyirlik bir malzeme. Bir tutku. Bir saplantı. Bundandır Bit Palas ı yazarken İstanbul şehrini bir dilim yaş pasta gibi algılamam. En altta bir kat mezarlık, ölüler ve geçmiş, üzerine bir kat asfalt, modernitenin katları, aralarında Batılılaşma kreması... Katbekat komşular, koşuluklar, sırlar ve hikayeler... Bundandır yiyeceklerin romanlarımda salt bir dekor değil, başlıbaşına bir tema ve kimi zaman metaforlar olarak kullanılması. Yemek ile ilişkisi gayet "normal" ve her daim "sosyal" olagelmiş insanlara bunu anlatmak çok zor, biliyorum, ama yemek bazen bir hınç işidir, tutku işidir, saplantıdır, sanattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer düzenli bir aile yapısı içinde büyüseydim farklı mı olurdu kestiremiyorum. Seyrederdim onları uzaktan. Sabah-öğle-akşam... Aile yuvalarında yemeğin bir ritmi ve sosyalliği vardır. Sofra kurulur, beraber yenir, sofra toplanır. Ne zaman, ne kadar ve ne yeneceğine ekseriya anne karar verir. Ben böyle büyümedim. Mesela gelirdim okuldan, Madrid de, ev boş, yalnızım geç vakte kadar, açardım koca bir paket cips, bir de incirli yoğurt ve geçerdim televizyonun karşısına, yemek sadece abur cubur, yemek tek başına yapılan bir şey, yemek bir sır, yemek bir yalnızlık çığlığı idi benim için çocukluğumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla sosyalleştim belki ama yemek ile aramdaki o duygusallık-kadınlık-yalnızlık üçlemesi hiç değişmedi. Kimi kadınlar yemek aracılığıyla hınçlarını alırlar. Toplumdan ve kendi bedenlerinden... Kimi kadınlar yemek aracılığıyla yaratmanın ve yıkmanın tadına varırlar. Onların hikayelerini yazdım romanlarımda. Bulimikler, anoreksikler kadar yemek metaforlarını da sıkça kullandım. &lt;strong&gt;Çünkü aslında ben yazıyı yenilebilir kılmak istiyorum. Her kitap bir sofra. Kimi yerlerde katılaştı ekşidi hikayeler, kimi yerde bir parmak bal kadar tatlı, kimi yerde akışkan şerbet kıvamında, kimi yerde ağulu bir acı, hüzün, öylesine...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kelimeleri tadılır kılmak isterim gizliden gizliye. İsterim ki okur için bir ziyafet olsun her kitap, otursun masaya tek başına, alsın içine, tatsın, yesin ve doysun. Kelimeleri değil sadece, harfleri de tek tek tatsın, içine alsın ve değişsin kimyası onun da, tıpkı yazarken benim kimyamın değiştiği gibi...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yemek ciddi mesele benim nezdimde. Kimbilir belki bir gün pişirmeyi de öğrenirim... "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*"Mide bir masal diyarıdır.&lt;br /&gt;Hudut boylarını çikolatadan muhafızlar bekler.&lt;br /&gt;Muhafızları yiyince, hiçbir engel kalmaz rejimi bozanın önünde. Uçsuz bucaksız ve yasaksız bir alemin kapıları açılıverir hududu geçince. Mide bir masal diyarıdır. Ve o masal diyarı boyunca insan ile hayvan, zarif ile kaba, güzel ile çirkin, uygar ile vahşi, çekici ile iğrenç arasındaki mesafe topu bir lokmacıktır. O da çabucak ham yapılır." s: 167&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Elli yaşlarında/ elli pare top atışıyla/ sızım sızım/ acısını kutlamakta/ her parede şıkıdım şıkıdım/ göbek atmakta/ evli barklı/ üç çocuk anası/ susuz limonlar gibi memeleri/ erken kurudu rahmi/ oysa sevmezdi kanını/ aklının ucundan geçmezdi/ özleyebileceği/ ama çabuk kabullendi/ zaten o hep öyleydi/ hep munis/ ve de suspus/ kimse ondan âlâ pişiremezdi/ ıspanaklı kol böreğini/ bir kaşığa dokuz mantı sığdırırdı/ kalem inceliğinde sarardı/ yaprak sarmasını/ inci gibiydi yazısı/ okuldayken yani/ o zamanlar her şey ne iyiydi/ ılık bir süt misali/ boğazından aşağı iniyordu hayat/ içini ısıtarak/ o zamanlar/ herkes etrafında pervane/ emrine amade/ sonradan kocası olacak hergele/ en çok da o/ nasıl da dolanırdı peşinde/ hergele lafı az bile/ bunca seneden sonra/ hiç utanmadan/ yaşına başına bakmadan/ sen kalk da/ mis gibi yuvanı/ gül gibi karını/ boyunca çocuklarını/ et feda/ hem de kimin uğruna/ kızı yaşındaymış valla/ yosmanın teki/ hevesi geçince/ parasını yiyince/ haydi yallah/ kışkışlayacak bizimkini/ sık dişini/ zaten erkek kısmının/ aklı sonradan gelir başına/ dayan çocukların hatrına/ hem, tek sen misin sanki/ hepimiz geçtik bu yollardan/ az ceviz kırmadı rahmetli babam/ hiç ses çıkardım mı bunca zaman/ farzet ki/ kızılcık şerbeti/ geçecek elbet/ geçmeli/ her şey gibi/ bu da geçip gidecek/ elbet dönecek/ diz çöküp af dileyecek/ senden âlâ yapabilir ki/ ıspanaklı kol böreğini/ hem kim sığdırabilir/ dokuz mantıyı bir kaşığa/ o şırfıntı mutfağın yolunu bilir mi sanki/ onun mahareti başka/ öylelerinin kadınlığı kibrit ateşi/ sönüverir yataktan çıkınca/ oysa sen/ senin kadınlığın dillere destan/ hem..." s: 8-9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tığ gibiydi babaanne. Öyle yavaş çiğnerdi ki lokmaları, dişsiz ağzında tel tel çözülerek tadını çoktan yitiren yemeğini nihayet yuttuğunda, ne yediğini unutmuş olurdu. Zaten bir önemi de yoktu. Yemek seçmek nankörlüktü. Öyle derdi. Öyle derdi ve zaman zaman, bile bile kötü pişirirdi yemekleri. Bazen hiç tut serpmez, bazen de acıyı basar ya da gıdım yağ koymazdı. Çocuk her şeyi yemeye alışmalıydı. Tabii, yememeye de." s: 183&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mide bir masal diyarıdır. Kırk gün kırk gece boyunca dolup taşan ziyafet sofralarında som altından kadehlerle kuş sütü ve devasa kazanlarla çorba dağıtılan, ırmaklarından semavi şaraplar akan, şelalelerinde ölümsüzlük iksiri çağlayan, dağlarının doruklarından sıhhat balı damlayan bir edebi saadet diyarı. Ve bunun ne kadar boş olabileceği anlamak için, mamasından aldığı her kaşıkta gülücükler dağıtan gürbüz bir bebeğin mutluluğunu görmek yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide bir masal diyarıdır. Her kırkıncı günün sonunda kırkıncı kapıdan çıkıveren ejderhanın ağzından püskürttüğü ateşle kül edip, ambarlarında tek bir buğday tanesi, sarnıçlarında tek bir su damlası bile bırakmadığı; yedişer senelik kuraklıklanı bereketini kuruttuğu ve kara ormanlarında kötü kalpli büyücülerin kazan kazan maraz kaynattığı bir ezeli lanet diyarı. Kimsenin doymak nedir bilmediği, kemirgen açlıklar diyarı. Ve bunun ne kadar korkunç olabileceğini anlamak için, ölüm döşeğinde yediğini kusan yaşlı ve hasta bir adamın ızdırabını görmek yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide bir masal diyarıdır.&lt;br /&gt;Ve her masal gibi, arka bahçesinde sırlanır." s: 197-198&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Elif Şafak, Mahrem, Metis Yayınevi, İstanbul, 8. basım, Kasım 2004&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.elifsafak.us/"&gt;http://www.elifsafak.us/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel not: Gel de bu kadını sevme...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1697383089452016275?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1697383089452016275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1697383089452016275' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1697383089452016275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1697383089452016275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/mide-bir-masal-diyardr.html' title='Mide Bir Masal Diyarıdır'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rf-lNpXFVkI/AAAAAAAAATU/kwmY5ftqhOM/s72-c/roportaj1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-5264758110303595862</id><published>2007-03-16T10:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T10:28:32.132+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpU-DWIVuI/AAAAAAAAARI/n9MnAhsKNVs/s1600-h/pooh_n_piglet_jig.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042436157821441762" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpU-DWIVuI/AAAAAAAAARI/n9MnAhsKNVs/s400/pooh_n_piglet_jig.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;“'When you wake up in the morning, Pooh,' said Piglet at last, 'what's the first thing you say to yourself?' 'What's for breakfast?' said Pooh. 'What do you say, Piglet?' 'I say, I wonder what's going to happen exciting today?' said Piglet. Pooh nodded thoughtfully. 'It's the same thing,' he said.”&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;........................&lt;/span&gt;A. A. Milne, The House at Pooh Corner&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-5264758110303595862?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/5264758110303595862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=5264758110303595862' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5264758110303595862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/5264758110303595862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/when-you-wake-up-in-morning-pooh-said.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpU-DWIVuI/AAAAAAAAARI/n9MnAhsKNVs/s72-c/pooh_n_piglet_jig.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-4386492157435506486</id><published>2007-03-16T10:11:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T10:15:38.593+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRxjWIVsI/AAAAAAAAAQ4/f3NmQJOvGhs/s1600-h/Campbell"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042432644538193602" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRxjWIVsI/AAAAAAAAAQ4/f3NmQJOvGhs/s400/Campbell%27s+Soup+Can-Andy+Warhol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Campbell's Soup Can-Andy Warhol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRrDWIVrI/AAAAAAAAAQw/eH999HHPtEo/s1600-h/Campbell"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042432532869043890" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRrDWIVrI/AAAAAAAAAQw/eH999HHPtEo/s400/Campbell%27s+Soup+II+-Andy+Warhol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Campbell's Soup II -Andy Warhol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRkjWIVqI/AAAAAAAAAQo/5pgvr0E7sAQ/s1600-h/Cream+of+Mushroom+Soup-Andy+Warhol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042432421199894178" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRkjWIVqI/AAAAAAAAAQo/5pgvr0E7sAQ/s400/Cream+of+Mushroom+Soup-Andy+Warhol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cream of Mushroom Soup-Andy Warhol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRcTWIVpI/AAAAAAAAAQg/Bgd7ZSMB0t8/s1600-h/Portfolio+of+Ten+Silkscreens-Campbellâs+soup+II.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042432279465973394" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRcTWIVpI/AAAAAAAAAQg/Bgd7ZSMB0t8/s400/Portfolio+of+Ten+Silkscreens-Campbell%E2%80%99s+soup+II.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Portfolio of Ten Silkscreens-Campbell’s soup II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRSDWIVoI/AAAAAAAAAQY/dtW1FZWnNQc/s1600-h/Campbell"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042432103372314242" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRSDWIVoI/AAAAAAAAAQY/dtW1FZWnNQc/s400/Campbell%27s+Chicken+Noodle+Soup+Box-Andy+warhol.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Campbell's Chicken Noodle Soup Box-Andy warhol&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-4386492157435506486?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/4386492157435506486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=4386492157435506486' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4386492157435506486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/4386492157435506486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/campbells-soup-can-andy-warhol.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfpRxjWIVsI/AAAAAAAAAQ4/f3NmQJOvGhs/s72-c/Campbell%27s+Soup+Can-Andy+Warhol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-8285842235245005881</id><published>2007-03-14T16:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-14T16:26:48.157+02:00</updated><title type='text'>Supper at the House of Burgomaster Rockox</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfgF9DWIVgI/AAAAAAAAAPY/4wcrwRr2OeE/s1600-h/Supper+at+the+House+of+Burgomaster+Rockox+Frans+Francken+II.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5041786329269556738" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfgF9DWIVgI/AAAAAAAAAPY/4wcrwRr2OeE/s400/Supper+at+the+House+of+Burgomaster+Rockox+Frans+Francken+II.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Frans Francken II&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-8285842235245005881?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/8285842235245005881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=8285842235245005881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8285842235245005881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/8285842235245005881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/supper-at-house-of-burgomaster-rockox.html' title='Supper at the House of Burgomaster Rockox'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RfgF9DWIVgI/AAAAAAAAAPY/4wcrwRr2OeE/s72-c/Supper+at+the+House+of+Burgomaster+Rockox+Frans+Francken+II.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6846013189502271717</id><published>2007-03-14T13:09:00.000+02:00</published><updated>2007-03-14T16:34:06.801+02:00</updated><title type='text'>Yalnızlığa Düşkünlük</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RffdGDWIVfI/AAAAAAAAAPQ/hhaOhd35O6U/s1600-h/adam.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5041741403911640562" style="CURSOR: hand" height="284" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RffdGDWIVfI/AAAAAAAAAPQ/hhaOhd35O6U/s400/adam.jpg" width="387" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam yemeği yiyorum biraz, aydınlık pencerede.&lt;br /&gt;Oda kararmış gökyüzü görünüyor. Dışarı çıkınca &lt;br /&gt;geniş kırlığa götürür dingin yollar az sonra.&lt;br /&gt;Göğe bakıyor ve yiyorum - kimbilir şimdi&lt;br /&gt;kaç kadın yemek yiyordur - gövdem dingin;&lt;br /&gt;sersemleştiriyor gövdemi iş ve her kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda akşam yemeğinden sonra, yıldızlar gelip&lt;br /&gt;geniş ovanın toprağına dokuncaklar. Yıldızlar&lt;br /&gt;canlı, değersiz ama bu bir başına yediğim kirazlar.&lt;br /&gt;Göğü görüyorum. Biliyorum ama paslı çatıların&lt;br /&gt;arasında parıldayan ışıkları ve altında yapılan&lt;br /&gt;gürültüleri. Koca bir yudumla bitkilerin ve ırmakların&lt;br /&gt;tadını alıyor kendini her şeyden ayrı duyan gövdem.&lt;br /&gt;Biraz sessizlik yetiyor, her varlık kendi gerçek&lt;br /&gt;yerinde duruyor, gövdemin duruşu gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliğin uğultusunu dağıtmaksızın benimseyen&lt;br /&gt;duygularımın önünde her varlık yalıtılmış.&lt;br /&gt;Damarlardan geçen kanımı bildiğim gibi&lt;br /&gt;her varlığı karanlıkta bilebilirim.&lt;br /&gt;Tüm varlıkların akşam yemeği, koca bir suyun&lt;br /&gt;otların arasında aktığı yerdir ova.&lt;br /&gt;Kımıltısız yaşıyor her bitki ve her taş.&lt;br /&gt;Bu ova üzerinde yaşayan her varlığın damarlarını,&lt;br /&gt;beni besleyen besinleri dinliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;..................................&lt;/span&gt;Cesar Pavese&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6846013189502271717?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6846013189502271717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6846013189502271717' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6846013189502271717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6846013189502271717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/yalnzla-dknlk.html' title='Yalnızlığa Düşkünlük'/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RffdGDWIVfI/AAAAAAAAAPQ/hhaOhd35O6U/s72-c/adam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-3186188036622060678</id><published>2007-03-06T13:38:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T13:55:02.335+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Re1VqMQV4iI/AAAAAAAAANc/5Y_GnvzVywM/s1600-h/022405-ccf-lrg02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038777741430088226" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Re1VqMQV4iI/AAAAAAAAANc/5Y_GnvzVywM/s400/022405-ccf-lrg02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Everything in the room is eatable, even I'm eatable, but that's called cannibalism.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;................................... &lt;/span&gt;&lt;em&gt;Johnny Deep as Willie Wonka&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-3186188036622060678?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/3186188036622060678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=3186188036622060678' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3186188036622060678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/3186188036622060678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/everything-in-room-is-eatable-even-im.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Re1VqMQV4iI/AAAAAAAAANc/5Y_GnvzVywM/s72-c/022405-ccf-lrg02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-6868773805977297918</id><published>2007-03-05T14:19:00.000+02:00</published><updated>2007-03-05T14:32:54.689+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RewNqHiOaGI/AAAAAAAAANU/kE0r7ov4Mjg/s1600-h/Noahs_Ark.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038417100349007970" style="CURSOR: hand" height="275" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RewNqHiOaGI/AAAAAAAAANU/kE0r7ov4Mjg/s400/Noahs_Ark.bmp" width="385" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Tufan yatıştıktan sonra yiyecek bir şeyleri olsun istemişti. Sular altında geçirilen beş buçuk yıldan sonra sebze bahçelerinin çoğu süpürülüp gitmiş; geriye kala kala sadece pirinç tarlaları kalmıştı. Bu yüzden çoğumuz da Nuh'un gözünde iki ayaklı, dört ayaklı ya da bilmem kaç ayaklı müstakbel yiyeceklerden başka bir şey olmadığımızı biliyorduk. Şimdi olmasa bile, daha sonra; bizler olmazsak, çocuklarımız. Tasavvur edebileceğiniz gibi, hoş bir duygu değildi bu. Nuh'un Gemisi'nde bir paranoya ve korku atmosferi hüküm sürüyordu. Bundan sonra sıra hangimize gelecekti acaba? Bugün Ham'ın karısının hoşuna gitmeyecek olursanız, yarın akşam yahniniz yapılmış olabilirdi...” &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;...............................&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Julian Barnes-101/2 Bölümde Dünya Tarihi&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-6868773805977297918?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/6868773805977297918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=6868773805977297918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6868773805977297918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/6868773805977297918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/tufan-yattktan-sonra-yiyecek-bir-eyleri.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/RewNqHiOaGI/AAAAAAAAANU/kE0r7ov4Mjg/s72-c/Noahs_Ark.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12613473.post-1250823474419427178</id><published>2007-03-01T14:45:00.000+02:00</published><updated>2007-03-01T16:49:01.837+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rebnp7N31rI/AAAAAAAAANI/a8uujSzHFxY/s1600-h/wolgemut01.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5036967940717008562" style="CURSOR: hand" height="293" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rebnp7N31rI/AAAAAAAAANI/a8uujSzHFxY/s400/wolgemut01.jpg" width="384" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"Mr Leopold Bloom ate with relish the inner organs of beasts and fowls. He liked thick giblet soup, nutty gizzards, a stuffed roast heart, liverslices fried with crustcrumbs, fried hencods' roes. Most of all he liked grilled mutton kidneys which gave to his palate a fine tang of faintly scented urine."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Mr. Leopold Bloom kasaplık hayvanların sakatatıyla kümes hayvanlarının iç organlarını büyük bir iştah ile yedi. İçine ciğeri kıyılmış koyu kıvamlı tavuk çorbasına, yenilmesi kıtır kıtır taşlıklara, fırında yürek dolmasına, dilinip ekmek kırıntısına bulanarak kızartılmış karaciğere, morinabalığı yumurtasının tavasına bayılırdı. Hepsinden çok, damağını belli belirsiz yakan hafif idrar kokulu koyun böbreği ızgarasını severdi.” &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;...............................&lt;/span&gt;James Joyce / Ulysses&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12613473-1250823474419427178?l=kelimeyiyen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/feeds/1250823474419427178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12613473&amp;postID=1250823474419427178' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1250823474419427178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12613473/posts/default/1250823474419427178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kelimeyiyen.blogspot.com/2007/03/mr-leopold-bloom-ate-with-relish-inner.html' title=''/><author><name>Sunthing</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13238178752997111284</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://img.photobucket.com/albums/v684/sunthing/loli.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_HgoDjdThQS0/Rebnp7N31rI/AAAAAAAAANI/a8uujSzHFxY/s72-c/wolgemut01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
